


Kafa karıştıran garip olaylar
Ozan Orhon Türk pop müziğinin başarılı isimlerinden. Orhon önceki gün gözaltında tutulduğu Emniyet Müdürlüğü'nden serbest bırakıldı. Gözaltına alınma nedeni ise sahibi olduğu bir butikte 2 gram esrar bulunması.
Elbette uyuşturucu ticareti yapan biri gözaltında da tutulacaktır, adalete de sevkedilecektir, mahküm da edilecektir.
Ancak son zamanlarda bu tür suçlamalarla çok karşılaşmaya ve ünlü bazı isimlerin karga tutulma emniyete götürülmelerine çok alıştık. Sonuçta gariptir ki bu tür suçlamalarla karşı karşıya kalanlar hem serbest kalıyor hem de haklarındaki suçlamalar kaldırılıyor. Buna karşın zihinlerde bu kişilerle ilgili "olumsuz" düşünceler kalıyor. Bu haksızlık.
Şimdi son olaya bakalım. Ozan Orhon bir butik açıyor. Açılışa çok sayıda davetli de katılıyor. Ardından biri polise ihbarda bulunuyor "Ozan Orhon'un dükkanında esrar var" diye. Polis de gidiyor dükkana, arama yapıyor ve 2 gram esrar buluyor.
Bunun üzerine şarkıcı genç apar topar gözaltına alınıyor, saatler süren sorgudan geçiriliyor. Tabii kapıda dev bir basın ordusu bekliyor.
Polis elbette görevini yaparken bazı ihbarlara dayanacaktır. Ama, son zamanlarda bu ihbarlarda da, sonuçlarında da gariplik var.
Ozan Orhon'un başına gelene bakınca insan "Demek ki, herhangi biri benim evime ya da işyerime de uyuşturucu koyup sonra ihbar ederek hayatımı karartır" diye düşünmeden edemiyor.
Ozan Orhon uyuşturucu kullanır, kullanmaz, satar satmaz bilmem mümkün değil, kendisini yakından görmedim bile, ancak hakkındaki bir ihbarı ve gözaltına alma operasyonunu bütün medyanın önünde yapmak kişilik haklarına büyük bir tecavüz değil mi?
Hülya Avşar olayı
Benzer bir olayı çok kısa süre önce Hülya Avşar yaşadı. Polis Avşar'ı bir "alacak- verecek sorunu nedeniyle yapılan şikayet üzerine" arıyor. Sonuçta karakola gelip ifade vermesi gerek. Ama her nedense sabahın köründe kapıya polisler dayanıyor, arkalarında kameralar ve fotoğraf makinaları, Avşar yatağından kaldırılıp karakola götürülüyor. Saatlerce tutuluyor. Ardından serbest bırakılıyor, tabii yine medya ordusunun gözü önünde.
Aynı Hülya Avşar bundan üç gün sonra Cumhurbaşkanı ile birlikte okulunun açılışını yapıyor. Cumhurbaşkanı Avşar'a inanılmaz iltifatlarda bulunuyor. Ne çelişkidir bu böyle değil mi?
Bunlar olmamalı
İhbarı da, suçu da, cezayı da "medyatik" hale getirmeye çok alıştık. Bazı polis birimleri kamuoyunun önüne "parlak" olaylarla çıkmaktan herhalde zevk alıyor. Ama ülkenin yöneticileri de sadece seyretmekle yetiniyor. İşin garibi hiçbir hukuk adamı da ortaya çıkıp "Olur mu böyle şey?" diye sormuyor.
Karı koca Emekli Sandığı ceza gibi
Sosyal güvenlik sistemimizin neresini tutsanız elinizde kalıyor. Her tarafta yanlışlar, adaletsizlikler var.
Bugün size pekçok emekli ailenin sıkıntılarından birini aktarmak istiyorum. Bu uygulama özellikle karı koca Emekli Sandığı'na bağlı olmayı sanki bir cezalandırıyor.
Sorun şu: Karı koca birlikte Emekli Sandığı'na bağlı olarak emekli olmuşlar. Eşlerden biri ölünce, Sandık sağ kalana ölenin emekli maaşının yüzde 50'sini bağlıyor. Bu güzel.
Karı kocadan biri Emekli Sandığı'na bağlı, diğeri hiç çalışmamışsa ya da bir başka sigorta kurumundan emekli, örneğin SSK'dan, Ba-Kur'dan.
Böyle durumda eşlerden biri ölürse, sağ kalana, ölenin emekli maaşının yüzde 75'i bağlanıyor.
Şimdi bu büyük adaletsizlik değil mi? Konuyu, en iyi uzmanlardan biri olan Şükrü Kızılot'a sordum. Kızılot bu adaletsizliğin olduğunu belirterek "Bu tür yasalar çok eskiden çıkmış, günün koşullarına göre değiştirilmesi zaman alıyor. Burada doğru olan sosyal güvenlik sisteminin yeniden ele alınmasından, tek çatı altına sokulmasından ve yasaların tümden değiştirilmesinden geçiyor" dedi.
Yanisi şu; emeklilerin çilesinin bitmesi o kadar kolay değil.
Hazine Dairesi'ne mücevherci makyajı
700 yıllık Osmanlı İmparatorluğu'na 500 yılı aşkın yönetim merkezliği yapan Topkapı Sarayı bugün "mücevherleniyor." Gilan tarafından yeniden düzenlenen Topkapı Sarayı Hazine Dairesi bugün açılıyor. Gilan ve Kültür Bakanlığı arasında yapılan anlaşma gereği Hazine Dairesi hem Hazine Dairesi'ne yakışır biçimde hem de çağdaş kullanıma uygun biçimde yeniden düzenlendi.
Gilan Tanıtım Danışmanı Deniz Adanalı ile konuştum. Adanalı "Osmanlı hazinesinin sergilendiği bölümün bir mücevher devi tarafından düzenlenmesi sanatsal ve kültürel zenginliğimize de bir katkıdır" dedi.
Adanalı gelişmiş tüm ülkelerde tarihsel, kültürel ve sanatsal eserlerin sivcil toplum kuruluşları tarafından korunduğunu hatırlatarak "Amerika ve Avrupa müzelerinin iyileştirilmesi çabaları hep bu tür kuruluşların katkısıyla olmaktadır. Türkiye'de de bu uygulamaya geçilmesi sevindiricidir" dedi.
Bu çerçevede CİF Topkapı Sarayı'nın çevre temizliğini, İş Bankası da tabloların restorasyonunu üstlenmişti. Adanalı Gilan'ın mücevher salonu dışında daha önce "Kapı ağaları odası" olarak kullanılan mekanı da konferans salonu haline getireceğini söyledi.