kapat

29.05.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
I H Y
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )


Ne Ankara o kadar salak, ne her şey o kadar kaotik...

Her şey o kadar berrak ki, bizim medyanın genellikle her şeyi neden ya kaotik bir pencereden, ya salt hamaset penceresinden göstermeye kalkmasına insan şaşıyor.

Örneğin Kıbrıs sorununun, Londra ile Washington'un ortak hazırladığı yeni bir anayasa tasarısıyla dünya gündemine, tam Öcalan davası sırasında gelmesi bir ranstlantı mı?

Böyle rastlantı mı olur?
Daha aylarca önce Başkan Clinton, Amerika'daki Rum lobisinde yaptığı bir konuşmada, yeni bir Kıbrıs paketinin hazır olduğunu ve Türkiye'deki seçimlerden hemen sonra açıklanacağını haber vermişti.

Washington, Türk-Yunan gerginliği yüzünden yapılan askeri harcamaların anlamsızlığını da kaç kez vurguladı.

Hatta Clinton bir seferinde şöyle dedi:

- 30 yıl sonra hiç bir anlamı kalmayacak bir Ege gerilimi üstünde bugün bu kadar inatlaşmak niye?

* * *

Şimdi gelelim, Kıbrıs'ın yeni anayasa tasarısının neden tam Öcalan davasına paralel olarak gündeme alındığına...

DGM'lerin yapısı Avrupa Konseyi İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı. O nedenle de İnsan Hakları Mahkemesi, DGM'de görülmüş davaları, "kazie-i muhkeme" durumuna gelmesini beklemeden, hemen karara bağlıyor. Türkiye Cumhuriyeti bir yığın tazminata mahkum oldu bu yüzden...

Bütün bunlara karşın Öcalan davası DGM'de başlıyor.

Yani Ankara, imzalamış olduğu İnsan Hakları Sözleşmesi'ne boşvererek, hem Avrupa Konseyi'ne, hem de Avrupa Konseyi'nin önemli bir bölümünü oluşturan Avrupa Birliği'ne posta koyuyor.

Ne zaman koyuyor bu postayı?
Miloseviç'in insan haklarını çiğnediği gerekçesiyle, Yugoslavya'nın her gece NATO Hava Kuvvetleri tarafından bombalandığı bir sırada...

Ankara, bir yandan Avrupa Konseyi gözünde insan haklarını çiğneme açısından sanık adayı durumuna girerken, bir yandan da ABD'nin Kıbrıs çözümüne rest çekemez.

Hem Avrupa'ya, hem Amerika'ya çifte bacakla tekme atmaya kalkmak olur ki bu, kıç üstü düşmek de kaçınılmaz olur.

* * *

Dünya'dan habersiz bazı hamaset nutukçularını bilmeyiz ama Ankara, bu kadar da salak değildir.

Öcalan davasının DGM'de görülmesini benimsediğine göre, Kıbrıs'ın çözüm paketine fazla ters çıkmayacaktır.

Avrupa'ya posta koymaya gelince...

Ankara bilir Avrupa'ya posta koymanın hangi bedellere neden olabileceğini...

Şimdilik kitlelerdeki hamaset koşullanmasını rahatlatmak istiyor içerde... Ayrıca Kıbrıs konusunda ılıman davranmasına da bir gerekçe yaratıyor...

"Ya o, ya o"; öyle değil mi efendim?..

DGM'den geçmiş bir dava kararının "kesin bir sonuca ulaşması" da, epey zaman alır. Allah kerim..

* * *

Her şey o kadar berrak ki...

Berrak olmayan tek şey, iç paylaşımdan -her zaman olduğu gibi- yine kimlerin ne kadar pay kapacağı...

Kemalist söylemler dahi, iç paylaşımdan pay kapma yarışı söz konusu olduğunda dut yemiş bülbül gibi sessizleşiyor.

Şu globalleşme sürecine bir de Washington'un gözlüğüyle bakmak gerek Kemalizm'e... Kimbilir oradan nasıl görünüyor?

Acaba hem "muassır medeniyet seviyesine" varma özlemi gerçekleşememiş, hem de 1 milyarı aşkın İslam aleminde fazla bir etki yaratmamış olarak mı görünüyor?

Soğuk Savaş yıllarında bizim Cevdet Sunay Paşa'nın Kemalizm'ini ise hep biliyoruz. Savaş teknolojisi bugünkü kadar gelişmemiş olduğu için, bizim köylü birliklerini Pentagon emrine verme karşılığında, bedavadan Amerikan donu giymekti.

Bunun ne menem bir Kemalizm olduğunu soranlar ise hemen içeri tıkılıyorlardı.

Neyse ki, o günler geride kaldı ve askeri teknolojideki aşamalar, dış merkezlerin bizim kara birliklerine duydukları eski gereksinmeleri bir hayli azalttı. Tabii bu arada bedavadan Amerikan donu giyme dönemleri de epey kapandı.

Bunun böyle olduğunu Washington da biliyor, biz de ve belki genç kurmaylar da...

Enseyi karartmayın... Globalleşme ve saydamlaşma sürecinde Türkiye daha iyiye gidecektir...

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır