|
|
Ve Terim patladı "Çık git Hagi!"
Karabük karşılaşmasının devre arasında kulübedeki İmparator ile sahadaki İmparator kapıştı. Terim Hagi'yi çıkarmak zorunda kaldı
G.Saraylı futbolcular Beyti'de toplanırken, Fatih Terim ise başkan Faruk Süren ve Mehmet Cansun ile parasızlık sorununa çare arıyordu. Toplantı sonunda futbolculara 15 gün sonrası için çek kesildi. Yönetici Mehmet Cansun şahsi çeklerini de devreye sokarak futbolcuları bir hayli rahatlattı. Sorun bir ölçüde geçiştirildi. Filipescu'nun Real Betis'e satışı gerçekleşmiş ve Betis'ten gelecek para futbolculara dağıtılacaktı.
Beyti'deki yemekte ise futbolcular kendi aralarında şu konuşmaları yapıyordu. Sözü alan takımın eskileriydi genellikle. "Bizler profesyonel futbolcularız ama ayrıca Galatasaraylıyız. Paramızı alamamış olabiliriz. Kulüp zor durumda. Taraftarımıza karşı sorumluluğumuz var. Mesleğimize karşı sorumluluğumuz var. Herkesin birbirine karşı emeği var. Başarı da hepimizin, başarısızlık da. Para almadılar, oynamadılar dedirtmeyelim. Biz üçüncü defa şampiyon olacağız söz mü?" Hep bir ağızdan cevap verildi: "SÖZ"
Yabancılardan tam destek
Bu harekete yabancı futbolcular Hagi, Popescu ve Taffarel'de tereddütsüz ortak oldular. Dünya yıldızı Hagi, çıkıp bir gün para lafı etmedi. Ayrıcalık yapmadı. Zaten Hagi'nin takım içinde taparcasına sevilmesinin önemli bir nedeni de buydu.
Cansun neden ter döktü?
G.Saray Yönetimi'nin ağır toplarından Mehmet Cansun kriz döneminde Fatih Terim ve futbolcularla en yakın olan kişiydi. Futbolculara olan borçların yanısıra, kulübün diğer borçlarıyla birlikte herşey üst üste gelmişti. Dönem dönem yönetimin verdiği sözleri yerine getirememesi Mehmet Cansun'u fazlasıyla üzmüştü. Transfer taksitleri o denli yüksekti ki, yöneticiler artık bu paraları kendi ceplerinden karşılayamıyorlardı. Futbol Federasyonu'nun Ulus'taki binasına toplantıya giden Cansun'a arkadaşları güncel konu Galatasaray'da futbolcuların paralarının ödenip ödenmediğini sordular. Mehmet Cansun adeta inliyordu. "Ödedik abicim, ödedik. Ama anamdan emdiğim süt burnumdan geldi."
Kriz arkadaşlığı pekiştirdi
Yaşanan bu olaylar Galatasaraylı futbolculara daha başka birbirine kenetledi. Klasik deyim olan Kolej takımı havası gerçekten Galatasaray'da mükemmel bir şekilde oluştu. Kaptan Bülent Formula 1 yarışlarının meraklısıydı. Kamplarda sürekli Formula 1 izleyen Bülent de arkadaşları da katıldı. Bülent'in Alman sürücü Michael Schumacher'e olan hayranlığı arkadaşlarının da ilgisini çekti. Şimdi futbolculardan Bülent, K.Hakan, Emre, Fatih Schumacher taraftarı. Suat, Tolunay, Arif ve Okan ise Finli Hakinnen için ekran başından ayrılmıyorlar.
G.Saray ligin ikinci yarısına Fenerbahçe'nin bir puan gerisinde start aldı. İlk üç maç galibiyet serisi halinde geçildi. İzmir'de Altay 2-0, Ali Sami Yen'de Bursa 5-0 ve Kocaeli'de Kocaelispor 2-1 ile geçildi. Dördüncü hafta Ali Sami Yen'de İstanbulspor ağırlandı. Sonuç 3-3'tü ama Galatasaray için yürek yarası gibiydi. Neredeyse 33 gol kaçmış, İstanbulspor bulduğu 5 pozisyonun üçünü gole çevirmişti. Bu maç Fatih Terim'in hücum anlayışını bir ölçüde kısıtladı. İyi oynamak, kazanmak için yeterli olmuyordu. Ligin sonuna adım adım yaklaşılıyordu. Artık "Önce puan" diyordu tecrübeli hoca.
Yarım takım Erzurum'da lider
Galatasaray, İstanbulspor maçında yaşadığı hayal kırıklığının ardından Erzurum'a gitti. 28 Şubat'ta Erzurum ile oynayacaktı. Maçtan bir gün önce ise Galatasaray'ın 1999 Mali Kongresi vardı. Yönetim mali kongrede ibra olmak için gayret ederken, futbol takımı da kara kışta Erzurum'la oynayacaktı. Yönetim 248 muhalif oya karşılık 290 oyla ibra oldu. Gözler Erzurum'a çevrildi. Erzurum'un soğuğu ve sahanın karla kaplı olabileceği Terim'i düşündürüyordu. Nasıl düşünmesin ki zaten takımın yarısı yoktu. Popescu, Okan ve K.Hakan cezalıydı. Tugay ve Suat sakattı. Bu maçtan iki gün önce Hagi, Romanya'dan acı bir haber aldı annesini yaşamını yitirmişti. Erzurum'da Hagi de yoktu. Sahada ideal onbirden yoksun bir Galatasaray, yedek kulübesinde ise fazladan sadece iki futbolcu vardı. Bu şartlarda Galatasaray, Erzurum'u geçebilir miydi? Erzurum belki tarihinin en sıcak kış gününü yaşıyordu. Saha kupkuruydu ve Dadaşlar genç Burak'ın ikinci yarıda attığı golle geçildi. Bu galibiyet liderliği getirdi. Ve bu liderlik bugüne kadar teklemeden sürecekti.
Hagi-Terim kapışması
Lig sonuna doğru yaklaşılırken, stres ve gerginlik de artıyordu. Karabük maçında da işler yolunda gitmiyordu. Daha doğrusu Hagi'de bir gariplik vardı. Söylentilere göre Romen yıldızın Fatih Terim'le arası bozulmuştu.
Maçın ilk yarısı sona erdiğinde sarı-kırmızılı futbolcular soyunma odalarının yolunu tuttular. Hagi ise tünelde başlayarak önüne gelen futbolcuya bağırıyordu. Zaten sahada da fazla sinirli ve agresif hareketleri ile dikkati çekiyordu. Hagi'nin tünelde başlayan kızgınlığı soyunma odasında devam etti. Arkadaşlarına bağırıp çağırıyordu.
Sonunda Fatih Terim soyunma odasına girdi. Hagi'ye susmasını söyledi. Hagi susmayacağını söyleyip, bağırmaya devam etti. Terim ise kestirip attı: "Çık git, Hagi. İkinci yarı oyunda yoksun!"
|
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|