kapat

29.05.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
I H Y
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.


Kemalum, Kemalum


Kemal Güler, Kenan Sönmez ve ben. 20 yıllık inanılmaz bir dostluk. Maddi hiçbirşeyin konuşulmadığı, tamamen sevgiye bağlı bir arkadaşlık.

Kemal Güler'le en ciddi konuda bile iş hemen espriye döner ama konu gelir dolaşır Kemal'in üzerine kalırdı. Bir gün dahi, kızdığını, darıldığını, surat astığını görmedim. Kenan'la ona bir lakap takmıştık. Hiçbir zaman tepki göstermedi. Onu sevdiğimizi, hem de çok sevdiğimizi biliyordu. Birbirimize inanılmaz bir sevgi bağıyla bağlıydık. Böyle menfaatsiz arkadaşlığı herkese öneririm.

20 Mayıs Perşembe günüydü. Gazeteye her geldiğimde önce Kemal'e uğrarım. Ona biraz takılır, sonra nereye gideceksem giderdim. O gün de odasına girdim. 2 gün önce Poyrazköy'deki evinde elektrik, su ve telefonu kesilmişti. Sekreteri Selma, telefonu açtırmamı rica etti. Bizim genel müdür yardımcısı Niyazi'yi aradım. Sağolsun ekip gönderip, yaptırmıştı. Kemal buna kızıyordu. "Böyle şey olur mu?" dedi.

"Elektrik, su, telefon aynı anda kesilir mi?"
"Kesilir Kemalum" dedim. "Elbette bir nedeni vardır." "Ne sebep olabilir ki?" diye sordu. "Köyde ilk insana kim benziyorsa onu ilk insan haline getirmek için nostalji yaptılar." Kemalum'la gırgır yapıyoruz. "Bir Ergun'un oraya çıkıp geleyim" dedim. Bir sıkıntısı vardı, hafifçe çıtlattı. "Kenan'la konuştuk ya" dedim. Ona öyle bir ustaca söyledi ki, "Eskiden İP'te politika yaptığın belli oluyor" dedim. Tabii ki kızmadı, "Sen gırgır geç. Bu iş ciddi" dedi.

"Hallederiz Kemalum" deyip odadan çıktım. Asansörle yazı işlerine, Ergun Babahan'ın odasına gidiyorum. Aklım takıldı. Aynı asansörle aşağı inip, tekrar Kemal'in odasına döndüm. Allah'tan bir ses sanki beni geri getirmişti.

Öğlen vaktiydi, "Yemek yiyelim mi?" dedi. "Boşver bir sandviç yeter" dedim. O da Selma'ya bir hazır çorba kaynattırdı.

Tansiyonu için, limon-sarmısak karışımı bir ilacın iyi geldiğini söyledim. Bizim eve telefon edip, tarifini aldı. Sonra dedi ki, "Ağzım kokar, 60 tane kızla çalışıyorum. Sonra bana kokarca derler." Ona ağız kokmasını da önleyici şeyler söyledim, aklı yattı. "Aydan'a söyleyeyim de yapsın" dedi. Çorbadan bir yudum aldı. Koluna bir ağrı saplandı. "Aynı ağrı bacağımda da" dedi. Hemen gazetenin doktoru geldi. Acil ambulans çağırıldı. 20-25 dakikada onu hastaneye gönderdik. Tansiyonu çok yüksekti. Ambulansın doktoru bağırdı: "Kemal Bey, Kemal Bey."

Hafif kustu, Kemal'imin sesi çıkmadı. Tam bir hafta ümitle bekledik. Gazete hastaneye akıyordu. Bir gece bir ayak anjiyosu için yattığı International'da onunla aynı nefesi tükettik. Çıktıktan 1 gün sonra ölüm haberi geldi. Bu cuma gazetede ihtiyar heyeti ile yemeğimiz olacaktı. Can kardeşim artık yok. Sensizlik öyle zor ki, Kemalum...

Spor Yazarları sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır