|
|
ATİLLA DORSAY(adorsay@sabah.com.tr
)
|
  
Festival havasını buldu
İspanyol yönetmen Pedro Almodovar'ın 'Altın Palmiye'yi kazanması kuvvetle muhtemel filmi 'Annem Hakkında Her Şey'in gösterimi öncesinde Cannes'da ilk kez geçmiş festivalleri aratmayan bir canlılık, hareketlilik vardı. Biraz da Selma Hayek sayesinde
CANNES tüm hızıyla sürüyor ama merakla beklenen kimi filmlerin düşkırıklığı yaratması festivalin genel havasına da yansıyor, Cannes bir türlü neşesini bulamıyordu. Ta ki, İspanyol sinemasının büyük ustası Pedro Almodovar'ın son filmi 'Annem Hakkında Her Şey' gösterime girene kadar. Almodovar'ın filmi, eleştirmenlerle seyirciyi aynı alkışta buluşturan ilk film oldu. Daha filmin gösterimi başlamadan önce, filme ünlülerin gösterdiği ilgiden, Almodovar'ın sıradışı bir gösteri sunacağı anlaşılabilirdi. Gerçekten de Almodovar'ın filminin gösteriminden önce, ilk kez geçmiş festivallerin canlılığına yakışır bir hava esti Cannes'da.
Cannes'ın dikkat çeken bütün yıldızları, ilk kez bir film gösterisinde böyle yoğunlaşmıştı. Dolayısıyla yüzlerce foto muhabiri de oradaydı, arabasından inip salona ilerleyen her yıldız, yeni bir coşku dalgalanmasına sebep oluyor, çakan flaşlar adeta tör ediyordu. Kadın oyuncular, yıldızlar yeterince ilgi çekmek bütün numaralarına başvurdular, en güzel, çekici kıyafetlerde en doğal 'açıkları' verdiler foto muhabirlerine ve Cannes deyince akla gelen sahneler yarattılar. Bu 'kapışma'dan ise bir dişi panter galip çıktı, Meksikalı artist Selma Hayek...
Bütün kahramanlar kadın
Almodovar, bu filmde ilk filmlerinin o tipik kahramanlarına, yani cinsel marjinallere dönüyor. Filminin beş kahramanı da kadınlardan oluşuyor. Bunlardan biri ise bir travesti. Almodovar, bize çağdaş insan yalnızlığını anlatıyor. Kadınları ister ünlü bir oyuncu olsun ister bir travesti, ister bir fahişe olsun, isterse babasız bir çocuk doğurmuş bir genç kadın, hepsi de hayata dört elle sarılmış güçlü kişilikler...
Ve bunlardan en azından ikisinin yaşamını değiştirmiş bir erkek, o da sonradan cinsiyet değiştirerek travesti olmuş Lola, finalde ortaya çıkarak sürpriz yapıyor. Bu kendine özgü melodram, yerleşik ahlak kalıplarını allak-bullak eden bu çok farklı film, sonunda bizi inandırıyor, kahramanlarına ısındırıyor. Ve gönlümüzü çalıyor. Aynı biçimde, Altın Palmiye'yi de çalıp İspanya'ya hediye edebilir. "Annem Hakkında Herşey", şimdilik festivalin en gözde filmi...
Hayal kırıklıklarına gelince... Çin sinemasının büyük ustası Chen Kaige'nin çok iddialı filmi "İmparator ve Katil" örneğin... Çin'i birleştiren ilk imparatorun öyküsünü anlatan bu gösterişli, pahalı, şiddet yüklü film, bizi içine girilmez ve girilse de kolay çıkılmaz bir kültürün, bir uygarlığın karmaşık değerleriyle, bilmediğimizi bir tarihin aşamalarıyla karşılaştırıyor. Ancak bizde de ilgiyle izlenen "Farewell My Concubine-Elveda Cariyem"in yönetmeni bizi dünyasına sokamıyor, dışarda bırakıyor.
Filmlerini İstanbul festivalinde izlediğimiz Meksikalı usta Arturo Ripstein'in Gabriel Garcia Marquez'dan uyarladığı son filmi "Albaya Mektup Var," eserin özüne sadık, düzeyli bir yapım. Ancak tiyatro havasını aşıp tam bir sinema yapıtına dönüşemiyor. Ama iki oyuncusu, özellikle büyük İspanyol oyuncusu Maria Parades harika. Parades Cannes'dan bir ödülle dönebilir.
|
 |
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|