kapat

18.05.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
I H Y
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
GÜLAY GÖKTÜRK(gokturk@turk.net )


Bir kahramanlık destanı: Babuna Kampanyası

Aylardır, bir avuç insanın yürüttüğü kahramanca bir savaşa tanık oluyoruz.

Bir avuç kahraman, doğanın acımasızlığına; öldürücü yanına karşı göz yaşartıcı bir direniş destanı yazıyorlar.

Onların bu kahramanlığı milyonları heyecanlandırıyor. Milyonlar, bu bir avuç kahramanın önderliğinde meydanlara doluyor, bu büyük direnişin gönüllü neferleri oluyorlar.

* * *

Oktar Babuna için açılan kampanya konusunda şimdiye kadar tek satır yazmadıysam, bilmenizi isterim ki bu suskunluk duyarsızlığımdan değil, aşırı duyarlılığımdandır...

Hiç değilse içinizden bazılarının beni anlayacaklarını umarak, ruh halimi anlatmak istiyorum.

Kampanyanın ilk gününden bu yana son derece garip davranıyorum.

Olan biteni duymamak, görmemek için elimden geleni yapıyorum. Televizyon haberlerinde spiker "şimdi Oktar Babuna'yla bağlantı kuracağız" dediği anda, uzaktan kumandaya sarılıp kanal değiştiriyorum. Faksımdan gelen upuzun yardım çağrılarının başlığına bakıp telaşla çöp kutusuna atıyorum. Sabah gazeteleri okurken, Babuna başlığının göründüğü sayfayı hızla atlayıp diğer sayfalara geçiyorum.

Biliyorum, "korkunun ecele faydası yok" ama yine de bu kampanyayla, anlayamadığım bir metanetle gün sayan o genç doktorla ve gözlerini o genç doktorla birlikte doğan yeni umut ışığına dikmiş bekleyen diğer hastalarla ilgili her haber gelişme beni perişan ediyor. Duymaya da bilmeye de yüreğim dayanmıyor. Ama bilmemek için gösterdiğim bu kadar gayrete rağmen bir de bakıyorum ki, her gelişmeyi öğrenmiştim. Yasaklı kulaklarım ve gözlerim, kaçamak topladıkları bölük pörçük sözcükleri birleştirip beynimi enforme etmiş de haberim bile olmamış.

"Bir sabah kalktığınızda, siz de bir şişlik fark edebilirsiniz..."

Hele bu cümle parçacığını hiç unutamıyorum. Bu kadar çabaya rağmen duymuş olmama kahrediyor, unutmak için her yolu deniyorum.

Bu öyle bir ruh hali ki, eğer bilmezsem, duymazsam bu acı gerçek yok olacak gibi geliyor bana. Onu yok sayarak yok etmeye çalışıyorum.

Benim dünyama girmesin, benim dünyamın bir parçası olmasın diye çabalıyorum.

Daha doğrusu çabalıyordum.

Taa ki, Cuma akşamı o kampanyanın isimsiz kahramanlarından biri beni telefonda yakalayana kadar...

* * *

Telefondaki genç kız, bana nihayet ulaşmış olmanın sevinciyle, heyecanla anlatıyordu: Bu kampanyanın başından beri yaptıklarını... Olayın nasıl Oktar Babuna meselesi olmaktan çıkıp Türkiye'de bir Kemik İliği Bankası kurulması meselesi haline geldiğini... Günde kaç kan örneğini inceletebildiklerini... Bu sayıyı arttırmak için nasıl çabaladıklarını... Bir tek incelemenin maliyetini... İhtiyaçları olan paranın büyüklüğünü ve büyük meblağ karşısındaki çaresizliklerini... Açtıkları 1 milyonluk bağış kampanyasını... Büyük kuruluşların, vakıfların kampanyaya sahip çıkması için verdikleri uğraşları, ama çoğundan randevu bile alamayışlarını... Ve daha geçenlerde, "bekleyenler"den üçünü daha yitirişlerini... Onları yitirdikleri gece gözüne uyku girmeyişini, acaba daha hızlı olamaz mıydık, onları kurtaramaz mıydık diye dönüp duruşunu...

Onu dinlerken kendi korkumdan utandım.

Bu yürekli genç kızın, benim gözümü ve kulağımı kapatarak yok saymaya çalıştığım o menhus gerçeğin üzerine üzerine yürüşüne hayran kaldım.

Telefonu kapattığım anda, bu yazıyı yazmaya ve benim gibi korkaklar varsa, onlara "gerçeği yok saymak yerine değiştirmeye çalışmak" üzere, savaşa katılma çağrısı yapmaya karar verdim.

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır