Anneanneniz tertemiz bir kadındı, ama onun zamanında çamaşır makinesi yoktu, insanlar daha az giysi değiştirirlerdi. Bu işten anneanneler kârlı çıkardı, çünkü her gün ütü yapmak zorunda kalmazlardı.
İnternet'in başına oturunca anneanneyi hatırlamak niye? Eskiden internet de yoktu, dolayısıyla e-posta da yoktu, kedime ve köpeğime gönderilen kartpostalmesajları okumak zorunda kalmıyordum, vaktim daha boldu!
Dün mesela, Türkiye'nin gündemini oluşturan hükümet, türban, Rahşan Hanım mesajlarını atladım, ama Miyav başlığını görmezlikten gelemezdim! "Tuvalet kültürü gelişmiş" iki kedi yavrusunu vermek isteyen bir okur, İnternet'te yardımımı rica ediyordu!
İnternet Haftası'nın ortaladığımızın farkında mısınız? İlahi uyarı: Dün kedi yavruları gibi ciddi meselelerle uğraşırken Internet Üst Kurul üyesi Mustafa Akgül'ü karşımda buldum! Mustafa Akgül, Türkiye'deki bilişim etkinliklerinin yarısında imzası olan adam. Tabii ki ona ütüden söz etmedim, o sadece bir düşünceydi...
Türkiye'da sadece 300-400 bin İnternet kullanıcısı var. Fakat asıl sorun internet'in önemini kavramayan kurumlar. İnternet'i işyeri üretimi için değil, evden bireysel eğlence ve sohbet ağırlıklı kullanıyoruz.
Milli Eğitim Bakanlığı hâlâ İnternet'e bağlı değil. İnternet'i kurumsal olarak kullanan 100 okul bile yok. Fakat diğer yandan da 2500 ilköğretim okulunda bilgisayar laboratuvarı kurulması için ihale yapılıyor. Mustafa Akgül tam da bu noktada uyarıyor: Bilgisayar Destekli Eğitim için pusulamız, yöntem için pilot çalışmamız hani nerede? Demek istiyor ki "paralar çöpe gidebilir"...
Mustafa Akgül'ü yolcu ettikten sonra siyasi partilerin Web sitelerini merak ettim. DSP henüz İnternet'te değil.
Batıdaki siyasi partiler örgütlenmek, finans kaynağı sağlamak ve entellektüel savaş için İnternet'i kullanıyorlar. İlk politik savaşlar Web'de başlıyor; ABD'deki "Hillary senatör olsun mu olmasın mı?" tartışması buna örnek. Yine ABD'de Minnesota Valisi seçilen kişi işe aylığı 20 dolara bir Web sitesi kiralayarak başlamıştı. Seçimi aldığında ise "Bana İnternet kazandırmadı, ama onsuz da kazanamazdım" diye demeç verdi.
İnternet'te mesafeyi kapamak için Fransa'yı örnek alabiliriz. Fransa da bu alanda geri kalmıştı, ama son iki yılda bir Eylem Planı uyguladı. İlk üç ayda kamuda genel müdür seviyesinde herkes, ikinci üç ayda tüm memurların internet erişimi tamamlandı.
Türkiye'nin üçüncü kümede kalması istenmiyorsa, İnternet artık bir tercih meselesi değil. Baksanıza, kediler bile İnternet'te sahip buluyor.