kapat

18.05.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
I H Y
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Skandallar kraliçesi
Önce Maliye takibe aldı Sibel Can'ı. Bu olaylar gündemdeyken Karagümrüklü Nuri Ergin çetesine adam kaçırttığı iddiasıyla manşetlere çıktı.

Bu olay Can-Ural evliliğinin de sonunu getirdi. Boşandıktan sonra yeni bir yaşama hazırlanan Can, bu kez baba-oğul Urallar'ın telefon konuşmasını dinlettirdiği iddiasıyla bir kez daha gözaltına alındı...

1998 yılı Sibel Can'ın altın yılıdır. Artık milyarlarla oynamaktadır. Başına dert açacak milyarlarla... Miami'de aldığı ev nedeniyle Maliye Sibel Can'ın ABD'deki malvarlığının peşine düşer. Can'ın televizyonda yayınlanan Amerika gezisi ve Miami'deki dairesine ilişkin görüntülerini veri kabul eden Maliye, onun vergi beyanı ile serveti arasında tutarlılık bulunup bulunmadığına bakacaktır. Ayrıca Sibel Can gelir vergisi beyannamesi vermemiştir. Can'ın sadece sahibi olduğu Melisa adlı şirket üzerinden beyanname verdiğini dikkate alan denetmenler ilk araştırmalarında ilginç bir sonuca ulaşırlar. Bu sonuca göre Sibel Can, kendi şirketinden para çekmiş, ancak Maliye'nin inceleme yapacağı yönündeki duyumlar üzerine daha sonra bu paraya faiz yürüterek borç işlemine dönüştürmüştür...

Ve Sibel Can'ın başı artık derttedir... Bu olaylardan 5 ay sonra da Nuri Ergin çetesine adam kaçırttığı iddiasıyla bir kez daha manşetlere çıkar... Yıllardır şöhreti, gençliği, serveti, evliliği ile haber olan Sibel Can için rüya bitmiştir...

DGM'de iki gün ifade verdi
Evet, geçmiş 'geçmemiştir' ve tüm gerçekleriyle Sibel Can'ın karşısındadır. Londra tatilinde elele görüntülendiği manken Karahan Çantay bir kez daha karşısındadır. İddiaya göre Çantay ile seks kaseti vardır. İddiaya göre O da kendisine şantaj yapan Can Kuzu adlı şahsı Karagümrük'ten tanıdığı Nuri Ergin çetesine havale etmiştir. Göz kamaştıran yaşamın güzel prensesi artık çete azmettirmek iddiasıyla karşımızdadır. Eşi Hakan Ural ile birlikte üç gün Emniyet'te sorgulanır.

Yaşadıkları kabus gibidir. Serbest kaldıklarında Hakan Ural'la birlikte basın toplantısı düzenlerler... Gözyaşları sel olup akmaktadır. Hakan Ural yine eşinin yanındadır. O konuştukça Sibel susar... O konuştukça Sibel ağlar... Bu zor günlerde eşinin desteğiyle moral bulmuştur Sibel. Ve peri masalına yine yeni bölümler ekler. Eşiyle birbirlerine duydukları aşktan söz eder, birbirlerine verdikleri destekten söz eder. Hakan Ural suçu medyaya atar. Herkes çok fazla üzerlerine gelmiştir. Ve artık onlar kendi hayatlarına kapanma kararı almışlardır, medyadan bu karara saygı duyulmasını ister.

Hakan Ural çocuklarını da yanına alarak Londra'ya gider. Ama kafası karmakarışıktır. Ve taşıdığı ağırlıkların altında ezilmektedir. Orada daha fazla duramayıp, yalnız başına Türkiye'ye döner. Babasıyla birlikte kimselerin bilmediği bir adreste doğrularını bulmaya çalışır.

Ve boşanıyorlar
Hakan Ural Türkiye'ye dönerken, Sibel Can Londra'ya gider. Çocuklarıyla birlikte Türkiye'ye döndüğünde eşi karşılamaz onları. Herkes boşanacaklarını konuşmaktadır. Ve önce baba Selçuk Ural sessizliğini bozar, boşanma dedikodularını doğrular. Olay çözülmüştür artık. Hakan Ural da.. Ve hep içinde tuttuğu, hiç konuşmadığı konuları dile getirmeye başlar. Eşini defalarca uyardığını ama onun değişmediğini anlatır. Ona göre Sibel Can iki çocuk sahibi, evli bir kadın olmanın sorumluluğunda değildir. Artık ipler kopmuştur.

Ve daha birkaç hafta önce omuzunda ağlayan kadın, artık Hakan Ural için bir yabancıdır. O günlerde Sibel'in telefonlarına dahi çıkmaz. Sonra Sibel'e şartlar sunar. Değişmesini istemektedir. Ama Sibel'den beklediği yanıtı alamaz ve ayrılık kararı alınır.

Bugünlerde baba Selçuk Ural bir adım öne çıkar. Her zaman kızı gibi sevdiğini söylediği Sibel Can'ın karşısındadır artık. İlginç açıklamalarda bulunur. Sibel bir darbeyi de buradan yer.

Ve tam da o günlerde bir Bodrum kaçamağında objektiflere yakalanır Sibel Can. Henüz boşanmamıştır. Yanındaki erkek Manço Club'ın ortaklarından Sulhi Aksüt'tür ve iddaya göre Sibel Can'ın yeni sevgilisidir.

Bu haber de yalanlanır. Kısa bir süre sonra da boşanma davası görülür. Hakan Ural, boşanma karşılığında Sibel'den hiçbir şey almadığını açıklar. Çocuklar Sibel'de kalacaktır ama babaları istediği zaman onları görebilecektir.

Başlangıçta her şey normal görünür. İki medeni insan olarak yollarını ayırmışlardır. Ama hiçbir şey göründüğü gibi değildir...

Boşanmayı pazarlık konusu yapmadığını söyleyen Hakan Ural, Sibel Can'dan Sarıyer'deki yalı dairesi ile bir araba ve 500 bin dolar almıştır. Baba-oğulun boşanma pazarlığıyla ilgili müthiş telefon konuşmasının bombası ise geçtiğimiz günlerde patlar... İddiaya göre Sibel Can, 75 milyar lira karşılığında Urallar'ın telefon konuşmalarını dinlettirmiş ve onların ipliğini pazara çıkartmıştır...

Evet, Sibel bu olay nedeniyle bir kez daha sorgulandı. Organize Suç bürosu tarafından Etiler Akmerkez'deki evinden gözaltına alındı, ertesi gün DGM'ye çıkartıldı. Ve savcıya ifade verdi, kimseye telefonların dinlenmesi konusunda talimat vermediğini söyledi. Sonra da serbest bırakıldı.

Sibel Can hakkında aksi yönde bir delil bulunamazsa 'çete' suçlamasıyla değil, TCK'nın 195'inci Maddesi uyarınca 1 yıldan üç yıla kadar hapis istemiyle dava açılabilecek. Bu madde bir başka kişinin telefon mahremiyetini ihlal suçunu kapsıyor.

Nereden nereye... İşte Sibel Can'ın öyküsü... Telefon dinleme olayı patlak vermeden önce Sibel Can'ın hayatı durulmuş gibi görünüyordu.

Yaşadıkları zordu. Yalnızdı. Güçlü olmak zorundaydı.

Daha bir hafta önce gazetemizde yayımlanan röportajında, 'Yıkılmadım ayaktayım' diyordu.

Ölümü düşünmüştü. Çocuklarını düşünmüştü. Ve yaşamı sevmeye karar vermişti. Kolay değildi yaşadıkları. Psikoloğun gözetiminde kendini bulmaya çalışıyordu ama umut doluydu. Yaşadıklarını unutacak, borçlarından kurtulacak, kendine yeni bir sayfa açacak ve ikinci Sibel devrini başlatacaktı. Belki daha sessiz, daha sakin ve daha akıllı. Ama olmadı, olamadı... Yine DGM'ye çıktı, yine ağladı... Ve büyük ihtimal yine kendine sordu; "Böyle mi olmalıydı?" dedi.

Oysa bakın daha bir yıl önce neler söylüyordu;

"Akıllı ve zeki olduğumu biliyorum. Yanlış yapma ihtimalim yok. Etrafımda hep beni seven insanlar var. Ve eşim var. En büyük avantajım onun da sanatçı olması. Nazardan korkuyorum. Çünkü sanat camiasına bakıyorum, benim yaşımda bu kadar düzgün hayatı olan bir insan yok. Allah'a şükür pırıl pırıl bir kocam var. Yaşam standartlarım çok iyi. Herkes bana bayılıyor. Herkes beni kıskanıyor. Onlara hak veriyorum. Onların yerinde olsam ben de kıskanırdım. Çünkü ben kıskanılacak bir kadınım."

Şimdi her şey değişti... Şimdi Sibel yanlışlarıyla savaşıyor. Şimdi yanında sevdiği insanlar yok. Eşi de yok. Hayatı artık düz ve pürüzsüz değil. Maddi sıkıntılar yaşıyor, vergi borçlarını ödemek için bankalardan kredi alıyor. Ve onun bu yaşadıklarını inanın kimse kıskanmıyor.

Nereden nereye... İşte gıptayla izlenen bir yaşamın öyküsü...


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır