Ev tekstili alanında üretim yapan firmalar, aynı tarihte fuar düzenleyerek ikiye ayrıldıklarını gösterdiler
Üst üste davetiyeler geliyor. Birinde CNR-Brode Derneği, öbüründe TÜYAP-Ev Tekstilcileri Derneği yazıyor.
Başlık aynı: Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel açıyor.
Tarih aynı:
13-16 Mayıs.
Konu aynı:
Ev tekstili fuarı.
Felsefe farklı!..
Böyle bir çakışmayı bundan birkaç yıl önce moda fuarında yaşamıştık. İstanbul'la, İzmir çekişmiş ve TGSD ile İZFAŞ aynı tarihlerde uluslararası fuar düzenlemişlerdi. Giderek problem çözüldü. Hatta öyle bir çözüldü ki, İstanbul 230 metrelik ikiz kule inşaatına başlayıp, Tekstilkent kuruyor. Akın Tekstil'in ortaklarından Hamdi Akın, Merter'de 50 milyon dolara malolan bir başka tekstil fuar ve iş yeri merkezi yaptı. Sonuçta İstanbul-İzmir rekabetinden moda dünyası kazandı.
Ev tekstilcileri de benzer bir rekabet içine girdiler.
1991 yılında kurulan Ev Tekstilcileri Derneği'nden, geçtiğimiz yıl brode sanayicilerinin büyük bölümü ayrıldı, kendi derneklerini kurdu. Derneğin başkanı da tekstil sektörüne yeni giren nakliye sektörünün önde gelen ismi Yılmaz Ulusoy.
Ulusoy, Dünya Ticaret Merkezi'ndeki fuarda; Tanrıverdi, Baydemirler, Küçükçalık, Broderi Narin, Şerbetçi, Desa, Ditaş, Değirmenci, Maisonette gibi ev tekstilinde önemli isimleri yanına almış. Bununla da yetinmeyip, İtalya, Almanya, ABD ve Fransa'dan sektörün önde gelen markalarının temsilcilerini de davet etmiş.
Ev Teksticileri Derneği ise, bu yıl TÜYAP'la 5'inci "Ev Tekstili Fuarı" düzenliyor. Bu derneğin başında Basri Özbakır olmakla birlikte, etkin isim, Zorlu... Dünyanın en büyük ev tekstili firmalarından Zorlu'nun içinde olduğu bu grubun ikinci flaş ismi ise Sabancı Holding şirketlerinden Pilsa. 38'i yabancı, 86'sı yerli firmanın katıldığı fuarın asıl esprisi, sektörün uluslararası alandaki temsilcileri yanına alması. Ev tekstili ürünlerinde yaşanan fuar rekabeti Ulusoy ve Zorlu gibi iki güçlü isme odaklanıyor. Sektöre bu rekabetin nasıl yansıyacağını ise ileride göreceğiz...
Karşılaştırılan dönemlerdeki artışın, yıl sonuna kadar devam etmesi öngörülüyor. Böylece zeytinyağı ihracatının 200 milyon dolara çıkması bekleniyor.
İhracat patlamanın kahramanı, İspanya. İspanya'da bu yıl zeytin rekoltesi düşüktü. Üçüncü ülkelere ihracat için mal aldığı Fas ve Tunus'ta da rekolte düşük çıktı. Türkiye aradan sıyrılıp, İspanya pazarına oturdu.
İhracattaki artıştan en çok pay alan sanayici Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği'nin yeni başkanı ve Lio zeytinyağlarının sahibi Şevket Aksoy. Çünkü Türkiye'nin zeytinyağı ihracatının yüzde 45'ini Lio gerçekleştiriyor.
Kırlangıç, bağlı olduğu Türk Petrol Grubu'ndaki finansal krizden dolayı ihracattaki bu patlamadan nasiplenemedi. İç pazar lideri Unilever zaten ihracatta iddiası olmayan bir firma.
Şevket Aksoy, dökme zeytinyağı ihracının serbest bırakılmasını savunanları, bu rakamların yanıldıklarını belgelediğini söylüyor. Türkiye'nin katma değeri yüksek, markalı ihracata ağırlık vereceğini belirten Aksoy, ikinci bir aşama olarak da marka ve pazar avantajı sunan bir Avrupa'lı ortak arayışına girdiklerini anlatıyor.
Darısı uluslararası piyasalarda fiyat krizi yaşayan fındığın başına...