Sayısı kestirilemeyen spermin, bir bakıma nehri tersine yüzerek, ilahi kaderin hedef gösterdiği yumurtaya ulaşma faaliyetinin mucizesinden başlayan bir hayat hakkını tanımak kulluğun gereğidir. Bu buluşmadan sonra, onların insanlığa sunacağı insan yavrusuna müdahale etmek, ilahi kaderi engellemektir. O anda çocuğun hayatına kıymak, ikili bir günah oluşturmaktır. Birincisi, ilahi kaderin tamamlanmasını engellemek, ikincisi de hayat hakkını ortadan kaldırmaktır.
Bilim bize, spermle yumurtanın döllenmesinden itibaren, o esrarengiz hayatın başladığını söylemektedir. Yüce Allah, kendi gücünü bize anlatırken, annenin rahmindeki yaratmayı yani o esrarengiz hayatı nasıl oluşturduğunu gündeme getirmektedir. Ayet şöyledir: "Dilediği şekilde, sizi annelerinin karnında şekillendiren Allah'tır..." (Ali İmran, 6)
Anne karnında Yüce Allah'ın gerçekleştirdiği bu yaratma olgusu, o kadar önemlidir ki, Allah'ı tanımlamakta kullanılmaktadır. Ayette "tasvir", yani "şekillendirme" kavramı yeralmaktadır. Bu şekillendirmek, insanın hem psikolojik ve hem de biyolojik yapılarındaki dengenin ve sanatsal yönünü ifade etmektedir. Çok değerli bir sanat eserini tahrip etmek ne kadar insanlık kültürünü yaralarsa, ilahi sanat olan insan denen bu varlığın hayatına ana rahminde son vermek de, ilahi kültür ve kadere o denli tahribat vermek demektir. Kaldı ki sanat eseri canlı değildir, insan ise canlıdır.
"Rahim" kavramı, merhametten üretilmiştir. "Annenin rahmi" kavramı, rahmin sıcak oluşundan bir hayata ev sahipliği yaptığından merhamet ismini almıştır. Çünkü Kur'an'da merhamet kavramı, sıcak, acımak ve esirgemek manalarına gelmektedir. Anne rahminde, çocuğun hayatına kıymak o organa verilen ""rahim" adına hiç yakışmamaktadır. O organ, çocuğun hayatına kıymamak, onun hayat hakkını elinden almamak demektir.
Kendini savunamayan ve sadece annesinin merhamet denen organının koruyuculuğuna sahip olan bir ceninin hayatına son vermek, katillik değil midir? İşte insanın, insana zulmü bu noktadan başlamaktadır. Yüce Allah, doğum öncesinde çocukların hayatına kıyılmamasını istemekte ve bunu isterken de "öldürme" yani "katillik" kavramını kullanmaktadır. Kur'an'da iki yerde bu ayet geçmektedir. Birisi İsra Suresi'nin 31. ayetidir. Bu ayet Miraç'da Hz. Peygamber'e verilmiştir, yani öğretilmiştir. Ayet şöyledir:
"Geçim endişesi ile çocuklarınızın canına kıymayın. Biz onların da sizin de rızkınızı veririz. Onları öldürmek, gerçekten büyük bir suç ve günahtır."
Burada kastedilen çocuk, doğum öncesi dönemdeki çocuktur.
Diğer ayet ise, En'am Suresi'nin 151. ayeti içinde bir parça olarak yeralmaktadır. En'am Suresi'ndeki ayet şöyledir:
"De ki: Gelin Rabbiniz'in size neleri haram kıldığını okuyayım: Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana-babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Sizin de onların da rızkını biz veririz: Kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın ve Allah'ın yasakladığı cana, haksız yere kıymayın! İşte bunlar Allah'ın size emrettikleridir. Umulur ki, düşünüp anlarsınız."
Yüce Allah bu eyalette hakları sıralamaktadır. Allah hakkı, ana-baba hakkı, çocuk hakkı, hayat hakkı, toplumun hakkı diye sıralayacağımız bu haklar arasında çocuğa yaşam hakkını tanımak zorunludur. Bu ayet, özellikle "çocuğun hayat hakkını" yetişkinlerin hayat hakkından ayırmış ve bağımsız bir hak olarak ele almıştır.
a) Firavun İsrailoğullarının erkek çocuklarını kesiyor kızlarını bırakıyordu. Hz. Musa'nın gelip onu tahtından edeceğine dair sihirbazların haberine inanarak bu zulmü işliyordu. Onun için Allah, onu zalim olarak ilan etmiştir.
b) Hz. Peygamber'in döneminde, Araplar da kız çocuklarını öldürüyordu. Onlar kız çocuğunu ayıp kabul ettiklerinden öldürüyorlardı. Kur'an'ın çeşitli ayetlerinde yeralan bu zulmün, ahirette sorgulanacağına işaret edilmektedir.
"Diri diri toprağa gömülen kıza, hangi günah sebebiyle öldürüldüğü sorulduğunda" (Tekvir, 8-9)
Şimdi de çocuklar sokağa bırakılmakta ve onların hayatları kaybolup gitmektedir.