Emir Kusturica dönüyor. "Yeraltı" filminin siyasal planda uyandırdığı büyük tepkilere kızarak, küsüp köşesine çekilen zamanımızın en yetenekli sinemacılarından biri, nerdeyse dört yıllık bir ayrılıktan sonra yeni filmiyle karşımızda. Sevinmemek mümkün mü?
Çünkü kimse kamerayı Kusturica gibi kullanamıyor. Kimse -en azından Fellini'nin ölümünden beri kimse- onun hayal gücüne erişemiyor, onun gibi sıradışı görüntüler yaratamıyor, insanoğlunu tüm kaba ve gülünç, acıklı ve trajik, igrenç ve şahane yanlarıyla böylesine bir 'İnsanlık Komedyası' içinde ele alıp gösteremiyor. Kimse onun gibi kusursuz portreler çizemiyor, abartıyı bir sanat haline getiremiyor, groteskliğin içindeki süzülmüş inceliği bulup çıkaramıyor.
Yeniden sevgili çingenelerine dönüyor sanatçı... En güzel filmi "Çingeneler Zamanı"nın kahramanları, bu kez daha komediye dönük, daha karikatür düzeyinde kimlikler ve serüvenlerle karşımıza geliyorlar. Hinoğlu hin Matko'nun biri öz babası olan iki yaşlı adamı ve bıçak gibi keskin genç oğlu Zare'yi kendi dümenlerine alet etmesi, ondan bin beter kurnaz ve acımasız Mafya reisi Dadan'ın çirkin kızkardeşlerine koca bulma çabası içinde Matko'yu kıstırıp Zare'yi damat edinme çabaları anlatılıyor.
Bu kalın çizgili gözüken komedi, ele aldığı son derece renkli kişilikleri unutulmaz portreler haline getiriyor. Kusturica kamerasıyla yine bir sihirbaz gibi iş görüyor. Havada asılı kalmış bir cesedin elinden çantasını kurtarmaya çalışan Matko'yu, ayçiçeklerinin içindeki sevişme sahnesini, araba yiyen domuzu, birden diriliveren yaşlı adamı ve başka sahneleri kolay unutamayacağız.
Kusturica, bir yandan da sanki bir tür Balkan usulü komedi yaratmayı deniyor. Balkanlara has sözcükler, jestler, davranışlar, töreler, sanki ortak özellikleri ülkeden ülkeye taşıyan sınır bilmez çingenelerin kimliğinde beliriyor ve sanki Bregoviç'i hatırlatan biçimde, düğünle cenazenin, neşeyle kederin içiçe örüldüğü özel bir Balkan duyarlılığı yaratıyor.
Amerikan usulü komediye alışmış, Steve Martin'i büyük komedyen bellemiş olanlar ne der, nasıl karşılar, bilemem. Ama bu yeni film, kusurları, erdemleri, aşırılıkları ve coşkusuyla yine tipik bir Kusturica çalışması. Özellikle onu sevenler ve özleyenler için...