


Bahçeli: Uzlaşırız
Hükümet cephesinde "son durum" nedir? Soruyu "şöyle de" sorabiliriz, "Hükümet işi, türbana endeksli midir?"
Dilerseniz, bir soru daha:
- DSP-MHP işbirliğini "bozma gayretleri" mi var?
"Bütün bunları" Devlet Bahçeli ile konuştuk.
Aldığımız yanıtlara gelince...
"Türban ve endeks"ten başlayalım:
- Sanki hükümet türbana endeksli... Sanki türban, MHP'nin ön şartı... Olmazsa, olmaz koşulu... Yok böyle bir şey... Bunların doğruluğu kesinlikle yok.
* * *
Konumuz, türbanın "dünü, bugünü, yarını."
Bahçeli:
- Geçmişten gelen bir sorun.
- Bugün neden tırmandı?
- Fazilet Partisi'nin "gerginleştirme" stratejisi ile daha da tırmandırıldı... Meclis'in açılışında yaşananları herkes gördü.
MHP Genel Başkanı'nın önerisi:
- Tansiyon düşürülmelidir.
"Düşürülmezse" ne olur?
Bahçeli:
- Türkiye rahatsız olur... Türkiye'yi rahatlatmamız lazım.
* * *
Devlet Bey'i dinliyoruz:
- Türban, siyasete alet edilirse... Üniversiteleri germek için öğrenciler tahrik edilirse... Anadolu'daki insan mağdur olur... Öğrenciler... Öğrenci aileleri mağdur olur.
* * *
Ecevit ile Bahçeli arasındaki görüşmede "türban konusu" konuşuldu mu?
Konuşulduysa...
Nasıl konuşuldu?
Bahçeli:
- Hükümet konusunda sanki bütün maddelerde anlamaşmışız da... Türbana takılmışız... Bu yanlış... Yok böyle bir durum.
- Bülent Bey'le konuşmanız?
- Konuştuk tabii... Ordu ile millet... Devlet ile millet karşı karşıya getirilmemeli... Türban işi çözülmelidir... Ama çözüleceği yer üniversite değildir... Sokak, hiç değildir.
Bahçeli devam ediyor:
- Türbanın çözüleceği yer siyasi platformdur... Çözüm, uzlaşmadır... Siyasetçiler arasında uzlaşma... Kurumlar arasında uzlaşma... Türban bir "sosyal konudur." Sosyal davalar da diyalogla çözülür.
* * *
MHP sözcüleri seçim meydanlarında "türban" dediler.
Ayrıca "türbanlı adayları da" vardı.
Bu nedenledir ki...
Fazilet Partisi, MHP'nin "üstüne, üstüne" geliyor.
Ayrıca, "Fazilet dışı kesimlerden de" bu yönde "sıkıştırma" var.
- Ne dersiniz Sayın Bahçeli?
- Evet, MHP olarak programımız var... Meydanlarda konuşmalarımız var... Taahhütlerimiz var... Ama bizim milletvekili sayımızın 129 olduğu da unutulmamalı.
- Daha açık konuşsanız...
- Yeterince açık değil mi? Tek başımıza iktidara gelmedik ki... 129 milletvekili ile, MHP programını uygulamaya muktedir olamayız ki.
* * *
Devlet Bey "Uzlaşacağız" diyor.
- Nasıl uzlaşacaksınız?
- Koalisyon zemininde, bütün konuları, karşılıklı konuşacağız.
Doğrusu da bu.
Ancak...
DSP ile MHP arasında karşılıklı görüşmeler başlamamışken "türban... Endeks... Gerilim" konuları nasıl gündeme gelebiliyor?
Bahçeli:
- Hükümet oluşumunu yanlış yönlendirme gayretleri mi var acaba?.. Bazı partiler, kendi iç sorunlarını örtebilmek için MHP'den... MHP'yi suçlamaktan... Kendi sorunlarının çözümünü MHP'ye endekslemekten medet mi umuyorlar acaba?
* * *
Cumhurbaşkanı bize "Uzlaşma olur" demiş ve eklemişti:
- Sandıktan tek parti iktidarı çıkmadığına göre... Kimse, kimseye bir konuda "dayatmada" bulunmaz.
Bahçeli'yi dinledik ve gördük ki...
MHP cephesinde "dayatma" yok.
"Uzlaşma arayışı" var.
Özeleştiri günleri
Fazilet Partisi nihayet, özeleştiriye başladı.
Özeleştiri sürmeli.
Fazilet "herşeyi... Herşeyi" konuşmalı.
"Çok başlılık ile çok yaşlılığın" neden olduğu sorunları da...
* * *
Fazilet'te "ilginç bir durum" var.
"Bireysel olarak" gerçekçiler.
Ama "kurumsal olarak..."
Gerçeği göremiyorlar.
Örneğin...
Seçimden önce bir "küskünler hareketi" başlamıştı.
Aydın Menderes'ten Abdullah Gül'e, Cemil Çiçek'ten Salih Kapusuz'a, Ali Coşkun'dan Abdülkadir Aksu'ya kadar pekçok kişi "biz bu harekete destek vermeyelim" dediler.
Gerçekçiydiler.
Ama parti "başka makasa" girdi.
Sonunda kaybeden parti oldu.
* * *
Bir başka örnek...
Seçimden önce MKYK'da "başörtü konusu" konuşuldu.
En az otuz kişi "bu konuyu kaşımayalım" dedi.
Sonra Recai Kutan TV'ye (Star) çıktı.
"Başı kapalı aday gösterilmeyeceğini" söyledi.
Ama listeler açıklanınca...
Görüldü ki "Merve Hanım listede."
* * *
Seçim yapıldı...
Başkanlık Divanı toplandı.
Konu "Merve Hanım'ın yemini."
"Şahinler" dediler ki "Merve Hanım Meclis'e girsin... Yeminini etsin."
"Sakinler" dediler ki "ipi germeyelim, kopar."
Sonunda Cemil Çiçek'e dönüldü:
- Sen hukukçusun, bir "formül" bul.
Cemil Bey düşündü, taşındı.
"Orta yolu" buldu.
Formül şuydu...
2 Mayıs Pazar günü, saat 15.00'ten... Yani Meclis açılmadan önce, Merve Hanım, "Geçici Başkan Septioğlu'nu" arayacaktı.
Randevu isteyecekti.
Ve "bu işleri bilen" iki milletvekili ile birlikte...
Septioğlu'na gidecekti.
"Formül" öylesine ayrıntılandırılmıştı ki...
"Heyette" Abdullah Gül'ün olması bile kararlaştırılmıştı.
Merve Hanım, Septioğlu'na soracaktı:
- Ne yapayım?
Septioğlu ya "Bu kıyafetle gel... Yemin et" diyecekti...
Merve Hanım da "türbanıyla" Meclis'e girecekti.
Yemin edebilirse "ne ala..."
Edemezse...
Olay çıkarsa...
Bu artık Merve Hanım'ın değil "Meclis Başkanlığı'nın" sorunuydu.
Ama Septioğlu "bu kıyafetle girme" de diyebilirdi...
O durumda da...
Merve Hanım için "iki yol" kalıyordu:
1. Başını açmak, yemin etmek.
2. Açmamakta direnmek...
Açmamakta direnince de...
Bir basın toplantısı yapacak, "hukuki süreç" başlatılacaktı.
Bu formül "Başkanlık Divanı'nda" kabul edildi.
Merve Hanım'a duyuruldu.
O da "olur" dedi.
Ama daha sonra...
"Ne olduysa, oldu."
Ve Merve Hanım, Fazilet'in, Meclis Grubu'nu aradı:
- Kafamda bazı sorular var... Meclis'e gireceğim... Yemin edeceğim.
"Gerisi" malum.
* * *
Fazilet'liler şimdi bir "çıkış yolu" arıyorlar.
Uzun, uzun konuşuyor, tartışıyorlar.
Ama görüyorlar ki...
"Bu saatten sonra" yemin de olanaksız.
"Yeni bir formül" bulmak da.
* * *
Dün Meclis'te Fazilet milletvekilleri ile konuşuyorduk.
Sorduk:
- Ne yapacaksınız?
İçlerinden biri "Allah, ayıpsız ayrılık versin" diye konuştu.
"Bu da ne demek" dedik.
Anlattı...
Her evlilik iyi gitmeyebilir.
Gündeme "ayrılık" gelebilir.
Ama Anadolu'da ayrılığa pek de hoş bakılmaz.
Laf olur, söz olur...
Ele güne karşı "ayıp" olur.
O nedenle, Anadolu'nun pekçok yerinde, böyle durumlarda "Allah, ayıpsız ayrılık versin" denir.
Yani, evliliği "ölüm" sona erdirsin.
"Hikayeyi" anlatan dedi ki "Allah, ayıpsız ayrılık versin... Yani Merve Hanım'ın Fazilet'le evliliğini, Yüksek Seçim Kurulu sona erdirsin."
Böylece...
"Kahramanlığı" Fazilet yapmış olacak.
"Cenazeyi" YSK kaldıracak.
YSK kararlarına itiraz da mümkün olmadığına göre...
Konu kapanacak.
* * *
Fazilet'in özeleştiriye ihtiyacı var.
Hem özeleştiriye ve hem de "çok başlılıktan... Çok yaşlılıktan" kurtulmaya.