


KA.DER neden sessiz
Siyasete girmek isteyen kadınlara destek vermek için kurulmuş olan KA.DER geçenlerde;
"Meclis içtüzüğünde kadın milletvekillerinin giyimiyle ilgili kuralların tartışmaya yer vermeyecek şekilde düzenlenmesi"ni isteyen bir açıklama yaptı.
Gayet normal bir istek. Erkek milletvekilleri nasıl kışın kazakla, yazın tişörtle gidemiyorsa ve nasıl takım elbise giyme mecburiyeti varsa kadın milletvekillerinin de bunun karşılığı olan etek-ceket yani tayyörle gitme şartı var. Yasalara göre zaten öyle olması gerekir denerek "Başı açık" maddesi içtüzüğe konmamışsa konsun diyor KA.DER. Açıklamada söylenen bu.
KA.DER'in açıklamasına; "Feminist bir dernek kadın kıyafetlerine, kadının kadınsı hatlarını gizleyecek tayyör ve başka şartların konmasına karşı çıkacağına neden destekliyor?" şeklinde (alaycı bir dille yazılmış) itirazlar geldi. Gerçi bu itirazlarda tayyörün neden kadının hatlarını veya kadınlığını gizleyen bir kıyafet olarak ele alındığını anlamak mümkün değil, çoğu kez zevkle seçilmiş bir tayyör kadına en yakışan giysidir. Ama sözü geçen yazılarda KA.DER aynı zamanda bağımsız bir hareket olmamakla da suçlandığı için bir cevap verilmesi gerekiyordu. Ayrıca daha önce de Ç.Y.D.D ile karşılaştırılarak kendilerine benzer suçlamalar yöneltilmişti.
KA.DER bunları duymuyor, görmüyor gibi sessiz.. Cevabını mı düşünüyorlar, yoksa söylenenleri gerçekten duymamış olmayı mı tercih ediyorlar acaba?
Fenerbahçe yasalara saygısını göstermeli
Cuma günü bu köşede yeralan "Fenerbahçe-Kalamış Maçı" başlıklı yazıda Fenerbahçe Klübü'nün Kalamış Parkı'nı Kadıköylülerin -özellikle de Kalamışlıların- tüm karşı çıkmalarına rağmen nasıl yasadışı olarak işgal ettiğini anlatmıştım.
Türkiye Mimarlar Odası'nın "Anadolu Yakasında Mimarlık" dergisi de Nisan sayısında aynı konuya geniş yer vermiş. TMMOB Mimarlar Odası'nın Maliye Bakanlığı'na açtığı "tahsislerin iptaline ilişkin" davada mahkeme yürütmeyi durdurma kararı almış.
Maliye Bakanlığı'nın toplam 39493 m2 arazi üzerinde 29 yıl süreli irtifak hakkı tesisine karşı açılan davada bu kararın verilme nedeni şu; Kıyı yasasına göre "Herkese açık olması gereken bir alanın özel bir klübe tahsis edilememesi."
Bu arada, Kadıköy Belediye Başkanlığı da sözü geçen arazide onaylı imar plânının bulunmadığını, kıyı kanununun uygulanacağı alanda kaldığını mahkemeye bildirmiş.
Yani kısacası Başkan Selâmi Öztürk üzerine düşeni yapmış. Şimdi sıra Fenerbahçe Klübü'nde.. En kısa zamanda sahile boydan boya çektiği duvarı ve yaptığı koca gecekonduyu oradan kaldırması gerekiyor.
Yasalara, yargı kararına, topluma saygısı varsa tabii!
21. Yüzyıl başlıyor!
Önce Hıncal Uluç yazmış, nasıl olduysa gözden kaçırmışım onu.. (Pardon Hıncal!). Rauf Tamer onun sütununda görerek uyandığını söyleyince farkettim.
"21. Yüzyıl aslında 2000 yılında başlamıyor 2001'de başlıyor" diyerek uzun bir açıklama yapmış Sayın Tamer ve;
"Durum böyleyken nasıl oluyor da bütün dünya 2000 yılını 21. Yüzyıl'ın başlangıcı olarak kutluyor, anlamıyorum" diyor.
Şimdi ukalâlık gibi olmasın, büyüklerimiz farklı bir bakış açısı getirmişler ama bu tartışmada haklı olan taraf "bütün dünya"..
Şöyle ki; 100'lük bir "skala" (cetvel de diyebiliriz) 0'dan başlar. Cetveli düşünecek olursak 1 mm. ölçtüğünüzde 1 cm'lik mesafe üzerinde ilerlemeye başlamışsınızdır.
2000 yılının birinci günü 21. Yüzyıl'dan gün almaya başladığınız gibi. 20 yaşına basıldığı gün artık 10'lu yaşlar bitmiş, 20 ile 30 arasındaki "2" ile başlayan yaşlar başlamıştır.
Bu hesapça;
"2001" yılbaşına gelindiğinde 21. Yüzyıl'ın ilk senesi bitmiştir aslında.. Bir mühendis-yazar olarak "dünya"nınkiyle uyuşan kendi bakış açımı size duyurmaya borçlu hissettim kendimi.. Kızanlara da bir özür borcum olsun!
Evren ve Ataizi
Eski Cumhurbaşkanı Kenan Evren, Hande Ataizi'ni arayarak kendisine çıplak bir fotoğrafını göndermesini istemiş. Tablosunu yapacakmış.
Aslında hepimiz artık Sayın Evren'in değişik bir 'hobi' anlayışına sahip olduğunu biliyoruz.
En çok "nü" resim yapmaktan hoşlanıyor..
Defile izlemeye bayılıyor..
Peki Paşa'nın resim sanatına olan bu merakı nereden çıktı durup dururken? Biraz düşününce bir neden geliyor akla; Evren'in hayatı Atatürk'ün izinden gitmeye çalışmakla geçti. Önce Genel Kurmay Başkanı oldu, sonra Cumhurbaşkanı.. Boş kalınca Ata'nın sanata, sanatçıya verdiği önemi belirten "Cumhurbaşkanı bile olabilirsiniz ama sanatçı olamazsınız" sözünü hatırladı. Sanatçı olmaya karar verdi. Eh, yaptığı tablolar alıcı da buluyor. Hattâ Sakıp Sabancı gibi iyi koleksiyonerler büyük paralar ödeyerek satın alıyorlar bu tabloları.
Geriye merak edilecek tek bir soru kalıyor;
Kenan Evren bir sürü çıplak model arasından neden Hande'yi seçti? Düşünün, düşünün...
Bulamadınız mı?
Soyadına bakın: Ataizi netekim!