Ülkenin önemli meselelerini her ne kadar gündem yaratıcıları belirliyorlarsa da, bana gelen dertler ve şikayetlerden milletin kamuya aksetmeyen birçok konuda hayli bizar olduğu apaçık görülüyor. Ben bunları zaman zaman gruplaya, gruplaya sizlere aksettiriyorum. Ve bundan sonra da aksettirmeye devam edeceğim.
Bunlardan bir tanesi, çek-senet rezaleti... Bu işler o kadar ayağa düştü ki, önüne gelen karşısındakine bir çek yahut senet veriyor, karşıdaki de aldığı bu çek ve senetlerin vadesi geldiğinde tahsil edebilmek için anasından emdiği süt burnundan geliyor... Kanuni tahsilatta başarısız olursa, ya silahı çekip, adamı vuruyor katil oluyor, ya da bu işi halletmek için kendi kendine peydahlanmış olan çek-senet mafyasına müracaat ederek, çareyi böyle arıyor.
Dikkat edilirse, görülecektir ki ülkedeki cinayetlerin, soygunların, gaspların çoğunluğu bu yüzden olmaktadır. Kısacası halk şu çek-senet rezaletinden bıktı, usandı. Kısmet olursa yeni hükümetin kuruluşundan sonra başımıza gelen yöneticilere bu konuyu tekrar tekrar hatırlatacak, Meclisimizden bu meseleyi önlemek için, bir an önce kanun çıkarılmasını talep edeceğim. Vatandaşlardan gelen şikayetlerin çoğu bu konuda... Tabii ben hepsine tek tek yer veremiyorum ve bazı diğer konularda da olduğu gibi bu çek-senet rezaletini bir yazıda toparlamaya çalışıyorum.
Biliyor musunuz, ülkemizde karşılığı ödenmemiş çeklerin sayısı 1 milyonu bulmakta... Yargıtay daireleri de yılda 300 bin dosyaya bakmak zorunda. İşte size ülkenin yargı mekanizmasını felç edecek bir konu... Bu konu halledilmediği takdirde bu ülkede yargıdan da hayır gelmez. Çünkü milletin adeta birbirlerine kazık atmak için kullandığı bu evraklar artık iltahaplanmış, iflah etmez bir yara haline geldi.
Vatandaş bu "Al takke, ver külah" yüzünden birbirleriyle uğraşıp, duruyor. Resmi ve gayri resmi bütün bankalarımız da bu sahtekarlığa isteyerek veya istemeyerek alet oluyor. Ve birtakım sahtekar müşterilere de bonbon şekeri dağıtır gibi çek koçanı dağıtıyor...
Sevgili okuyucum Bülent Veziroğlu'da bu karşılıksız çeklerden ağzı yanan bir vatandaş. Bana diyor ki; "Bu size üçüncü mektubum, acaba yine sessiz mi kalacaksınız?... Bu konu sadece benim değil yüzbinlerce insanın acıklı hali ve dramıdır. Bankalar bu çekleri dağıtırken hiç sorumluluk almazlar mı?... Bu hareketleri suça iştirak sayılmaz mı?..."
Evet sevgili Bülent Veziroğlu, bu konuda yanık olan sade sen değilsin. Binlerce kişi var. Ama benim de elimde bir sihirli değnek yok ki, hepsinin kafasına vurup, dürüst insan yapayım. Gördüğün gibi, bu köşede sizlerin feryatlarını kamuoyuna aksettirip, sonuç almaya çalışıyorum. İnşallah yapay problemler biter ve hükümetimiz kurulur da, bu konuya el atarak düzeltirler. Temennim bu...