kapat

14.05.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
I H Y
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
SEDAT SERTOĞLU(ssertoglu@sabah.com.tr )


Doğru söyleyin

Bizim Ankara'nın yaptıklarına bazen akıl sır ermiyor.. Özellikle de enerji konusunda kendi kalemize attığımız gollere..

Örneğin İran ile 1996 yılında imzalanan doğalgaz anlaşmasına bakın.. Buna göre, Türkiye, İran'dan 10 milyar metreküp doğalgaz alacaktı..

Ancak öncelikle İran'ın elinde bu miktar doğalgaz yoktu.. Onun için Türkmenistan'dan alacağı doğalgazı bize verip para kazanacaktı..

Oysa Türkiye, Türkmenistan-Ceyhan hattını kurup doğalgazı buradan elde etmek isterken, İran'ı devreye aktif biçimde sokmanın ne anlamı vardı?
Bu anlaşmanın bir başka çok ilginç tarafı da, Türkiye'nin "Finansman sorunu çıkması halinde, projeyi, hiçbir bedel ödemeden, tek taraflı durdurma kararı alabileceği" bölümüydü..

Sonra ne oldu?
Refahyol iktidarında, Erbakan'ın başbakan olduğu Türkiye, bu maddeyi, dikkat buyurun, "İran lehine" değiştirdi..

Ne yaptı?
"İran doğalgazını sınıra kadar getirirse, Türkiye'nin hattı hazır olmasa da, parasını takır takır ödemeyi" kabul etti.. Yani "Take or pay" denilen sisteme kendi isteğiyle geçti..

Peki kimse kalkıp, anlaşmayı, Başbakanı olduğu Türkiye'nin aleyhine çeviren Erbakan ve diğer sorumlulardan hesap sordu mu?

Ne gezer..

O zaman soralım ve cevaplayalım:

"Bir başbakan kendi ülkesine kazık atarsa ne olur?"
Cevap: "Hiçbir şey..."

Gelelim, yılan hikayesine dönen Mavi Akıntı isimli projeye.. Türkiye'ye allayıp pullayıp sokuşturulan bu proje, Karadeniz altından boru hattı ile yılda 16 milyar metreküp doğalgaz alımını öngörüyordu.. Ankara'nın bunu kabul etmesi, Türkmenistan'ı çok kızdırdı..

Türkmenler, Ankara'ya bundan duydukları rahatsızlığı açıkça bildirdikten sonra, bir de, "Rusların elinde size ayıracak bu kadar doğalgaz yok.. Bizden alıp size verecekler.. Aynen İran'ın yapacağı gibi.. Size çok pahalıya gelecek bu iş" diye bizi uyardılar..

Ama Ankara'da dönemin yetkilileri bunları kulak arkası ettiği gibi, geleceği söylenen bu doğalgazın Türkiye içindeki dağıtımını da holdingler ve Rus şirketi ile paylaşmayı bile kabul etti..

Şimdi mali nedenlerin de etkisi ile gerçekleşmeyeceği belli olan bu projede öngörülen 16 milyar mekreküp doğalgazı spot piyasadan bulduğumuzu düşünelim.. Bunu ancak sıvı şeklinde yani, LNG olarak bulabiliriz. Bu sıvı yakıtı yeniden gaza dönüştürmek için 16 milyar metreküplük LNG santrali yapılması gerekmektedir.. Kaldı ki, LNG, gaz halinden çok daha pahalıdır..

Bir de, "Kazakistan'dan doğalgaz alıyoruz" masalı var...

Adamlar 2000 yılında kendileri gaz ithal edecekler. Bunu da açıkladılar.. Bu durumda biz, adamların ithal edeceği gazı mı satın alacağız?

Elle tutulur hiçbir şey yapılmıyor.. Ciddi hesap kitap, bir araştırma yok.. Rezerv tahminleri Kazakistan'da yaşandığı gibi, akıl almaz derecede yanlış çıkıp sürekli azalarak revize ediliyor.

Bir Allah'ın kulu da çıkıp, "Cezayir'de buharlaşan 5 milyon dolar kime gitti?" diye sormuyor..

Neyse ki Kazakistan'da batırılan 300 milyon doların sorumluları, Ankara 12'nci Asliye Ceza mahkemesinde hesap verecekler.. Kurtuluş yok.. Bekliyoruz sonucu..

Bakın size bir başka gözlemimizi daha aktaralım: "Maalesef bizim Enerji Bakanlığı, batılıların gözünde, 'yolunacak tavuk' haline gelmiş durumda.."

Ve yine bir Allah'ın kulu "Bakü-Ceyhan için bugün karar verilse, petrolün akmaya başlaması, en erken 2003 yılında gerçekleşebilecek.. Gerçek budur" demiyor..

Doğru söylememe hastalığının pençesine yakalanmış olan bir Ankara var karşımızda..

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır