kapat

14.05.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
I H Y
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )


MHP'siz hükümete doğru..

Ankara gezimizin sonunda, DSP-MHP koalisyonu ihtimalinin çok düşük olduğunu yazmıştık.

Çok kişi ile konuşmuş, çok şey dinlemiş ve en aklımıza yatan ihtimali yazmıştık.

DSP-ANAP-DYP!..

ANAP ve DYP'nin içerde olması da şart değil.. Onların desteğinde DSP azınlık hükümeti.. Erken seçim kararı ile birlikte.

Ecevit'in gönlünde yatan aslan bu..

Neden bu?..

Bir defa tek parti olarak hükümet kolay. Kararname imzalamayan bakan tehdidi yok. Pazarlık yok.. Ödün yok..

İkincisi.. Ecevit, MHP'yi kendi oy tabanının büyük bir bölümüne hazmettiremeyeceğini, CHP'nin bunu çok iyi kullanacağını hissediyor. Gelecek seçimde şemsiyenin tersine dönmesinden korkuyor.

Ayrıca.. Gelecek seçimin en az bir yıl içinde olacağını da biliyor. Daha MHP uzlaşmasını anlatmadan, hazmettirmeden seçim, onu tepe taklak eder.

Mesut Yılmaz, hükümet ortağı olan ve merkeze kayan MHP'nin kendi partisini tamamen çözeceğinin farkında. DYP, Demokrat Parti kökeni ile durumu toparlayabilir ama Genel Başkan Yardımcısı bile MHP'den gelme ANAP, tabanını tamamen kaybeder.

Yılmaz, DSP-MHP koalisyonu olmasın diye herşeye razı..

Tansu Çiller, böyle bir olaya nasıl zorlanır?..

Yanıt basit.. Daha önce nasıl zorlandı ise..

Çiller, Yüce Divan'dan Allah'tan korkar gibi korkuyor.

"Seni Yüce Divan'a yollamayız" havucu önüne asılırsa, iş biter.

Şimdi o yazdıklarımızdan bu yana gelişmelere bakalım.. Hangi yönde gitmişiz?..

DSP ile MHP'nin sanıldığı kadar kolay uzlaşamayacakları söylenmeye başlanmış.

Hem de Mesut Yılmaz tarafından.. Ne tesadüf..

Bizim senaryoya uygun.

Mesut Yılmaz, "Ben Yüce Divan'a gitmek istiyorum" demiş...

Bazılarına göre sürpriz. Oysa beklenen bir hamle bu.. Yılmaz'ın Yüce Divan'a gitmek istediği falan yok. Maksat Çiller'i köşeye sıkıştırmak.. Tansu Çiller'i Yüce Divan'la tehdit etmenin yolu buradan geçiyor.

Geçen defa Yılmaz ile Çiller birbirlerini aklamışlardı. Bu defa Yılmaz, "Ben gidiyorum" deyince, Yüce Divan tahterevallisinin karşısı boş kalıyor ve Çiller tarafı dibe çöküyor..

Ve de tehdit imkanı doğuyor..

Bu da senaryoya uygun.

Hatırlarsınız..

"Ecevit MHP ile koalisyona gidecek. Üçüncü ortak için, Mesut Yılmaz veya Tansu Çiller'den birinin istifasını bekliyor, yeni liderli partiye gidecek" yorumları yapılıyordu. Tam tersini anlattık.

"Ecevit'in hesapları Çiller'in de, Yılmaz'ın partilerinin başında kalmasına bağlı" diye.. İşte bu sebepten..

Bugün..

MHP ihtimali ufukta kaybolmaya başlamış..

Bugün..

Tansu Çiller, Yüce Divan tehdidi altında..

Yani..

"Erken seçim sözü" ile, DSP azınlık hükümetine doğru gidiyoruz.

Siyaset satrancında ihtiyar delikanlı Bülent Ecevit bütün hamleleri yapıyor ya da yaptırıyor!..

Ecevit'in kafasındaki tilkiler sokağa dökülüyor!..

Rüşvet!..
Ezine Milli Eğitim Müdürü Kamil Çalışal, "Rüşvetin belgesi olur mu bilmem ama, Türkçesi olduğu kesin" diyor!..

Ezine'de halk, rüşvet yerine "Yutku" diyormuş..

İçmekten içki, uyumaktan uyku, katmaktan katkı gibi, yutmaktan yutku!..

Vallahi güzel..

Ve de anlamlı..

BİR TAVSİYE
Olmaya devlet cihanda..

Bugün size farklı birşey tavsiye edeceğim.. Bir sağlık kurumu.. İnsan için en önemli şey sağlık değil mi?..

* * *

Arkadaşımdı.. Birgün dünyası başına yıkıldı.. Yapılan tahliller üç yaşındaki oğlunun kan kanseri olduğunu ortaya koymuştu.. Yoğun ve pahalı bir tedavi başladı.. İlaçlar, ilaçlar, ilaçlar.. Tahliller, tahliller, tahliller..

Tahlil raporları değişmiyordu. Kanser tablosu devam ediyor, doktorlar bebeğin ömrünün sonuna yaklaştığını söylüyorlardı.

Evi, barkı, nesi varsa sattı.. Oğlunu aldı Londra'ya gitti.

Orada tahliller ve muayeneler yapıldı..

Sonuç..

Dünyalar onun oldu..

Oğlu sapasağlamdı. İlk tahlil yanlış yapılmıştı. Daha sonraki tahlillerde ortaya çıkan tablonun sebebi ise kullanılan ilaçlardı. Bu ilaçlar kesildiğinde, herşey normale dönecekti.

Dünyası başına yıkıldı..

Aylarca çektiği sıkıntıları düşündü.. Evi dahil sattıklarını düşündü.. Girdiği borçları düşündü..

Bir yanlış tahlil yüzünden..

* * *

Bu ülkenin en önde gelen hastanelerinden birinde muayeneler yaptırıyorum. Çeşitli tahliller gerekiyor.

Hastanenin labratuarı var.. Orada yaptırmam mümkün.. Bölüm şeflerinden bir doktor arkadaşım..

Kulağıma fısıldıyor..

"Şu tahlili burada yaptırma.. Bizimkilere bu konuda güvenim yok. Falanca labratuara git.."

Dediği tahlil hayat memat kadar önemli. Ve doktorun, çok ünlü kendi hastanesine güveni yok..

* * *

Önemli bir tahlil gerektiğinde, iki ayrı labratuara yaptırıyorum. Farklı çıkarsa bir üçüncüsü dahi gerekiyor..

Mesele şu..

Tahlil kolay iş değil..

Bir defa en ileri teknoloji gerek.. İkincisi çok iyi yetişmiş, bilgisi yüksek uzmanlar.

Teknoloji ucuz değil. Haftada bir, en fazla iki kez gelebilecek bir tahlil türü için binlerce dolarlık aleti alıp, labratuara koymak, akılcı değil. Zaten mümkün de değil. Bu yüzden firmalar bu tür tahlil için kendilerine gelen müşterilerin tahlillerini, bu alete sahip başka kurumlara yolluyorlar. Kendi kontrollerinde olmayan kurumlara..

Bunun ötesinde araçlar ne kadar yeni.. Know How, yani bilgi birikimi, yani işletme bilgisi ne düzeyde..

Bunu bilmeniz zor.. Kapıdan girince, sadece burnunuza çarpan koku ve görünen temizlikle karar verebilirsiniz ancak.

İsviçre'de yaşayan sevgili dostum Saşa telefon edip "Şu adrese bir git bakalım ne göreceksin?" dediğinde kalktım gittim, merakla.

Ve kapıdan girince neler gördüm.. Onu da yarın anlatayım, olur mu?.

Yaşamın topları!..
"Hayatı, bir oyun kabul edin.. Hani hokkabazların beş topu iki elleri ile havaya atarak oynadıkları oyun..

Bu topları, iş, aile, sağlık, dostlar ve sevgi diye adlandırın ve beşini birden havada tutmaya çalışın. Kısa zamanda, iş topunun lastik olduğunu göreceksiniz. Yere düştüğünde gene sıçrayacaktır. Ama öteki dört top, aile, sağlık, dostlar ve sevgi kristalden yapılmıştır. Bunlardan birini düşürürseniz, çizilebilir, aşınabilir, çentiklenebilir, çatlayabilir, kırılabilir, hatta tuzla buz olabilir. Bunlardan biri düşerse, bir daha asla eskisi olmaz. Bunu iyi bilin ve hayatınızın dengesini asla bozmamaya çalışın."

demiş, Coca Cola şirketi önde gelenlerinden Brian Dyson.. Bana da Uğur Pembecioğlu nakletmiş..

En azından her kola içişinizde hatırlarsanız, iyi olur.

34 RYK 62!..
İnanamıyorum..

Nereden çıktı bu ralli modası..

Barbaros Bulvarı.. Yoğun bir saat.. Trafik dört şeritten nerdeyse tampon tampona akıyor..

Ve siz bayım, bu sıkışık trafikte, bir anda en sol şeritten en sağa geçiveriyorsunuz, iğne deliği kadar aralıklar bularak. Sonra gene en sola..

En sağa..

Bu müthiş slalomun size birşey kazandırdığı yok. Çünkü bulvar trafik ışıkları ile dolu.. Sizi her ışıkta yakalıyorum..

O zaman..

Bu işi zevk için yapıyorsunuz. Tehlikeli araba kullanmak size zevk veriyor. Aniden önünü kestiğiniz sürücülerin panik ve heyecanlarını, hatalarını izlemek size zevk veriyor..

Bu ne sadistçe bir zevktir bayım?..

SEVDİĞİM LAFLAR
"Büyüklükten korkmayın.. Bazıları büyük doğar. Bazıları büyüklüğe ulaşır. Bazıları ite kaka büyük yapılır."

William Shakspeare (1564-1616)

TEBESSÜM
Sinan Topçu'ya teşekkürlerimle.

Evli erkeklerin psikolojisi arkadaşları ile restorana gitmeye benzer.

İstediğin yemeği sipariş eder, sonra arkadaşının tabağına bakıp "Keşke onu isteseydim" dersin.

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır