kapat

14.05.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
I H Y
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
GÜNGÖR MENGİ(gmengi@sabah.com.tr )


Onlar ve biz..

Sabah'ın bugünkü manşeti, çağdaş uygarlığın, kısır çekişmelere hapsolan Türkiye'ye yönelik alârmını yansıtıyor.

Toplumsal aklımız bu tehlikenin farkında..

Halk deyişi olarak yerleşen "Eller aya, biz yaya" sözü, uygarlık trenini kaçırmaktan korkan toplumun, yöneticilerine gönderdiği uyarı mesajıdır. Ama işe yaramıyor.

Dünyadaki İslâm ülkelerinin neredeyse tümü "Üçüncü Dünya" kategorisinde.. Çünkü zihniyet gerek ahlâki, gerekse entelektüel bakımdan gelişmiyor. Ve dünyanın teknoloji toplumundan dışlanıyor.

Geleceğin dünyasını ayıran sınırın biz neresindeyiz?. Tam ortasında..

Türkiye yalnız kendini değil, İslâm dünyasının da kaderini "çağa tek açık toplum" olarak tayin edecektir.

Bugünkü manşetmiz, bilim kurgu öykülerini andırıyor: Almanya'nın Tübingen Üniversitesi'nde bir bilim ekibi felç geçirdikten sonra 4 yıldır suni solunum cihazına bağlı iki "canlı cenaze"yi hayata kazandırdı.

Hastalardan biri Türk..

Kafasına takılan elektrotlar vasıtasıyla beyinin yaydığı mikro dalgaları ekrana yansıtarak hasta ile iletişim kuruyorlar.

Hastalar, duygularını ve ihtiyaçlarını bu sayede anlatabilecek duruma geldiler.

Bilim, insanın beynine girdi, biz kadınların başını örtmenin kavgası ile meşgulüz. Kısır kavgalarımız yüzünden 21. Yüzyılın bilim ve teknoloji ufuklarında kaybolma tehlikesini göremiyoruz.

Halâ türbanla ve 8 yıllık eğitimi zedeleyecek gerici talepleri, demokrasi adına saygıdeğer kabul eden iki yüzlülükle vakit harcıyoruz.

Refah ve mutluluk aracı olan teknolojileri, insanların mahremiyetine tecavüz etmek, telefon konuşmalarını gizlice dinlemek, şantaj yoluyla menfaatlenmek için değerlendiriyoruz.

Türkiye, cihad çağrıları ve kışkırtıcı naraların kol gezdiği bir cehennem olmaya mustahak mı? Değil..

Olmadığını son seçim gösterdi.

Siyaset halkın emrettiği temizliği gerçekleştirmedi henüz ama halkın "umut" diye sarılıp işbirliğine memur ettiği DSP ve MHP var..

Onların da bu yetkiyi, Türkiye'nin karartılan ufkunu açacak cesarette birleşerek kullanma ödevi var!

İktidar cesareti
Seçim, demokratik bir ülkeyi yönetecek hükümeti belirlemek için yapılır.

18 Nisan'da halk bu görevi DSP ile MHP'ye verdi. Bu iki partinin sorumluluğu, maziyi geleceğin engeli yapmak değil, o tecrübeleri sağlam bir işbirliğinin zemini yapmaktır.

Halk seçimde Çiller ile Yılmaz'ı tasfiye etti.

Fakat onların varlıklarını korumak için partilerini feda eden sorumsuzlukları, bu ortaklığı zora sokan oyunların kaynağı olacaktır.

Nitekim bunlar görülüyor..

Dün MHP lideri Bahçeli, arkadaşımız Donat'a "Türban MHP'nin ön şartı gibi gösterliyor. Yok böyle bir şey" dedi. Ecevit de, hükümeti kurmaktan vazgeçme noktasına geldiğini söyleyen Yılmaz'ı yalanladı.

Cumhurbaşkanı önemli bir uyarı yaptı:

"Türkiye gündemini değiştirmeli ve hizmeti yeniden konuşur hale gelmeli" dedi.

Ecevit ile Bahçeli, varlıklarını bunalıma endekslemiş işgalcilere değil, millete kulak vermeli!

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır