Fethiye Ölüdeniz'deki Club Lykia World'de Extreme Sports Fest'99 düzenlendi. Adından da anlaşıldığı gibi; çılgın, farklı, heyecan ve macera dolu sporlar: Kaya tırmanma, skydiving, yamaç paraşütü, motocross ve bungee jumping...
O güne kadar bu sporları yalnızca televizyon veya film karelerinde görmüştüm. Dolayısıyla bırakın denemeyi, seyretmemiştim bile. Bu nedenle Türkiye'de ilk kez düzenlenen bu festivali izlemek için Club Lykia World'un Fethiye Ölüdeniz'deki tesislerine giderken, seyretmekten bu kadar etkileneceğimi ve neredeyse hepsini denemeye kalkışacağımı tahmin etmiyordum.
Festival düzenleyicileri, hangilerini denemek istediğimi sorduklarında hemen "hiçbiri" yanıtını verdim. "Olur mu?" gibisinden ayıplayarak bakınca, "Belki yamaç paraşütü" diye ağız değiştirdim. Son anda vazgeçerdim nasıl olsa...
Festivalin ilk günü yamaç paraşütü dalında Escape ve SkySports takımlarının gösterileri vardı. 1970 metrelik irtifası ile dünyada, deniz kıyısındaki en yüksek dağ ünvanlı Babadağ'dan kalkan sporcular göklerden süzüle süzüle üstümüzde uçtular ve yanımıza indiler.
Onları seyretmek hoştu, ama denemek? Hiç niyetim yoktu doğrusu! Zaten herkes "bir şey"ler anlatıyordu; her yıl kaç kişi düşüp ölüyormuş, çok tehlikeliymiş, olacak iş değilmiş falan...
Öğleden sonra kaya tırmanmasını izlemeye gittik. Boğaziçi Üniversitesi Dağcılık Kulübü ve ünlü dağcılar gösteriler yaptılar. Kimi iplerle tırmanıyordu, kimi ipsiz. Tırmanış sırasında kullanılan ip ve diğer teknik malzemelerin, tırmanışa değil, düşme anında sporcuyu korumaya yardımcı olduğunu da böylece öğrendim.
İpsiz tırmananlar antrenman mahiyetindeydi ama sporcuların gösterileri son derece estetikti. İpli dağcıların örümcek gibi kayaya tırmanmaları ve seke seke inmeleri öylesine etkiledi ki seyredenleri, herkes bir anda sıraya girdi. Tabii ben de... Gerçi herkes iki adım atamadan pes etti ama olsun seyretmek ve denemek farklıydı.
Tırmanmak için önce tırmanışa uygun ayakkabı giymek gerekiyor. Bu ayakkabı da otomobil lastiğinden yapılmış özel bir ayakkabı. Bale papucuna benziyor ama son derece sert. Yürümek mümkün değil, festival sorumlusu Oğuz, yürümeme gerek olmadığını, tırmanacağımı söylüyor. Bu ayakkabı da tırmanmak için ideal. İyi de ben alışamadım bir türlü. İpe bağlanıp tırmanmaya koyuldum.
Sol elimle kayanın uygun bir çıkıntısına tutunup, sol ayağımı uygun bir yere koydum. Sırada sağ ayağım ve sol elim var. Öncelikle ayağımı koymalıyım ama ben elimle kayayı tutmadan ayağımı kaldıramıyorum. Dağcılar kollarımı kullanarak değil, ayaklarımı ve vücudumu kullanarak tırmanmam gerektiğini söylüyorlar. Vücudum kayaya yakın olacak. Teknik bir iş.
Bu tekniği iyice öğrenmek ve alıştırma yapmak gerekiyor, gerisi kolay. Ama her sporda olduğu gibi tekniğini bilmeyince gereksiz yorgunluk söz konusu. Ben de omuz ve kollarıma yüklenip, festivalin ilk gününden halsiz kalmamak için ve de tırnaklarımı kaybetmemek için pes ediyorum.
Ama havaya girdim sayılır. Yamaç paraşütünü denemek için pek heveslendim birden...
Devam edecek