


Özeleştiri
Mesut Yılmaz'ı "Yüce Divan'da yargılanmak... Aklanmak istiyorum" şeklindeki söyleminden dolayı yürekten kutluyoruz.
Eğer Yılmaz bu sözleri "altı ay önce" söyleyebilseydi...
"Seçimin kaderini" değiştirdi.
Bugün artık "geç."
Zira, "Atı alan Üsküdar'ı geçti."
Ama yine de Yılmaz'ın "sağlıklı özelleştiride bulunması" sevindirici.
* * *
Seçimden sonra Yılmaz'ın da, Prof. Çiller'in de yaptıkları yorumlar çok yüzeyseldi.
Mesut Bey "yenilgiyi" sekiz yıl kesintisize bağlıyordu.
Sonra "28 Şubat sürecine."
Abdullah Öcalan'ın "Ecevit'in Başbakanlığı sırasında yakalanışına."
Tansu Hanım'a gelince...
Yenilgi gerekçeleri olarak "NATO harekâtını... Apo'nun yakalanışını... Konjonktürü... Ecevit'in tek başına hükümet kuruşunu" falan saydı ki...
Çok "baştan savma" bir değerlendirme.
Özeleştiri, erdemdir.
Özeleştiri, en azından "yeni hataları" önler.
Mesut Yılmaz'ın "gördüğü... İtiraftan çekinmediği" gerçeği, DYP Genel Başkanı da görebilmeli.
* * *
Sekiz yıl kesintisiz "55. hükümetin yüzakıdır."
Bu proje "topluma maloldu."
ANAP'a ne diye oy kaybettirsin?
Sekiz yıl konusu ANAP'a oy kaybettirdiyse, "Fazilet'e oy mu getirdi?
28 Şubat için de durum aynı değil mi?
28 Şubat'ın "Oy getirisi... Götürüsü" olsaydı...
Fazilet'e oy getirirdi.
DYP'nin oyunu artırırdı.
* * *
Mesut Yılmaz denilince akla ilk gelen "dürüstlüğü."
Yılmaz "bir anlık hatasıyla" bu imajı zedeledi.
Hata, Meclis'teki "karşılıklı aklama."
Mesut Bey bu hatanın bedelini "ağır biçimde ödüyor."
ANAP Genel Başkanı "özeleştiriye" devam etmeli.
Eğer ederse...
"Zayıf insanlarla değil... Güçlü bir kadroyla çalışmasının daha doğru olacağını" kabullenecektir.
Sözü gelmişken, Yılmaz'ın bir "artısından" bahsedelim...
Artısı "eleştiriye tahammülü."
Eleştirene "Küsmeyişi... Partiden atmaya kalkmayışı."
"Demokrat kişiliği."
* * *
Özeleştiriyi başaran Mesut Bey "bir şeyi daha" başarabilmeli.
Seçmenin karşısına artık "Çiller'le... DYP ile" kavga etmek yerine...
"Projeyle" çıkabilmeli.
"Çoğulculuk... Demokrasi" projesiyle.
Yılmaz bunu yapabilirse...
"Siyasi farklılığını da" ön plana çıkarır ki...
Seçmen "yok aslında birbirlerinden farkları" demez.
* * *
ANAP, özeleştiri yapıp "doğru yola girerken..."
Doğruyol Partisi "üzerindeki ölü toprağını" silkelemeli.
Neydi DYP sözcülerinin, seçim kampanyasında "Özal'dan medet uman" halleri?
DYP "referans" gösterecekse...
Menderes'in "1950-1954 dönemi" ne güne duruyor?
Demirel'in "1965-1969 dönemi... Hukukun üstünlüğü... Yüzde beş enflasyon... Yüzde yedi kalkınma hızı" ne güne duruyor.
Protesto hakkının kutsallığını anlatan "yollar yürümekle aşınmaz" ne güne duruyor?
DYP "önce demokrasi" diyen Demirel'den uzaklaşıp "Önce ekonomi... Sonra demokrasi" diyen Özal'ın çizgisine girdi... Ve "böyle" oldu.
DYP, Mesut Bey'in özeleştirisinden ders almalı.