kapat

10.05.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
I H Y
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CAN ATAKLI(ataklic@sabah.com.tr )


Çok kabalaştıran güvenlik

Özellikle Apo'nun Türkiye'ye getirilmesinden sonra yaşadığımız bazı terör olayları elbette çok ürkütücü. Sonu faciayla biten bazı eylemlerin yaşanması, kendini bilmezlerin sağa sola attıkları molotof kokteyllerinin yarattığı panik havası hepimizi daha fazla önlem almaya itiyor.

Büyük çarşıların, kalabalıkların girip çıktığı pasajların, otellerin ekstra güvenlik önlemlerine başvurması son derece normal.

Ancak herşeyde olduğu gibi "güvenlik önlemi almakta" da işin suyunu çıkarıyoruz gibi geliyor bana.

Güvenlik elbette çok önemli, ama bu insanı rahatsız eden ve çirkin bir manzara sergiler hale gelirse durup düşünmek zorundayız.

Size bir örnek anlatmak istiyorum. Çarşamba günü Swissotel'de Güzel İstanbul Linones Kulübü'nün bir toplantısına katıldım. Otele geldiğimde gördüğüm manzara şuydu: Swissotel'in bahçesinin girişine barikat kurulmuş. Burada bekleyen görevliler otele gelen araçları durduruyor. Ortalık yerde bagajlar açılıyor, bir bomba dedektörü araçların altına sokuluyor. Sonra otelin kapısına geliyorsunuz, bu kez elektronik cihazla üst araması yapılıyor.

Şimdi, Türkiye'ye gelen ve gelmeden önce Türkiye hakkında olumsuz haberler okuyan bir yabancıyı düşünün. Kalacağı 5 yıldızlı otelin önünde bu kadar kabaca alınan güvenlik önlemlerini görünce "Kimbilir İstanbul'un diğer yerleri nasıldır?" diye içinden geçirmez mi? Böylesi kaba bir güvenliği yaşadıktan sonra "En iyisi hiç dışarı çıkmayayım?" demez mi?

Dünyanın pekçok ülkesi terör tehditi altında. Oralarda da yoğun güvenlik önlemleri alınıyor. İşte en son İngiltere'deki ırkçı terörü ele alalım. Peki onlar halkı ve konukları rahatsız etmeden önlem almayı nasıl başarıyor?

Swissotel ve benzeri yerlerdeki kaba güvenlik önlemleri, bu açıdan bakınca Türkiye'nin aleyhine propagandanın ekmeğine yağ sürmektir.

Ahmet Özal sessiz sedasız bekliyor
Hafta sonunda Ahmet Özal'la konuştum. Doğal olarak çok keyifli; "Boşa kürek çekiyorsun diyenleri utandırdım" dedi. Seçim kampanyasını sordum, "Büyük risk göze aldım" cevabını verdi.

Özal Malatya'ya ilk gidişini anlatarak "Malatya'ya gitmeye hazırlanıyordum, arkadaşlar aradılar ve Recai Kutan'ın da aynı gün geleceğini söylediler. Bana gelmememi, Fazilet'in altında ezilebileceğimizi söylediler" dedi.

Özal bunun üzerine "Eğer Fazilet'in altında kalırım korkusuyla Malatya'ya gidemezsem seçimi zatan kaybetmiş sayılırım, bir risk almam gerek" diye düşünmüş ve karar vermiş: "Recai Kutan'la aynı anda Malatya'ya gireceğim."

Nitekim öyle yapmış, Kutan 13.00'de inmiş alana, Özal ondan yarım saat önce. Ama Özal'ın konvoyu Kutan'ınkini üçe katlamış. "İşte o zaman seçimi kazandığımı anladım" dedi Ahmet Özal.

Şimdi sessiz sakin beklediğini söylüyor Ahmet Özal "merkez sağda" oluşacak bir bütünlüğün içinde olmayı planlıyor. Geleceği yeniden yapılanan Türkiye'de Ahmet Özal'a çok önemli bir görev düşmesi kimseyi şaşırtmamalı.

Partilerde heyecan
Fazilet Partisi'nin kapatılması için dava açılması, muhtemel bir ara seçimi gündeme getirince partileri yine heyecan sardı. 53 ilde yapılması gereken ara seçimler için partilere resmi olmayan "adaylık başvuruları" yapılmaya başlanmış bile. Seçimde kendilerini daha şanslı gören DSP ve MHP'nin ise, bu fırsattan yararlanarak yönetimde görev alabilecek yeni isimler aramaya başladıklarını öğrendim. Bu arada merkez sağı birleştirecek ünlü bir ismin de 110 yeni milletvekilinin içine sokulabileceği siyasi kulislerde dolaşıyor.

Haydi bakalım hayırlısı.

Bir öğrenci için rica
Bugün size başarılı bir öğrenciden ve ne yapacağını şaşıran babasından söz etmek ve bir ricada bulunmak istiyorum. Baba 34 yıldır büyük üniversitelerimizden birinde ders veriyor. Kızı ise Boğaziçi Üniversitesi'nin iki ayrı bölümünü bitirdikten sonra Amerika'da master yapmaya gitti. 34 yıllık hocanın Amerika'daki okul masrafını maaşıyla karşılaması mümkün değil. Bu nedenle bir kuruluştan burs bulunmuştu. Ancak bu kuruluşun ekonomik krize yenilmesi üzerine okul parası gönderilemedi. Eğer kısa bir süre içinde okul parası olan 15 bin dolar bulunamazsa başarılı öğrencinin bugüne kadar süren eğitimi tamamen yanacak.

Şimdi diyorum ki, yetişmiş bir beyni küçük bir para için yarı yolda bırakmayalım. Bu bursu tamamlayacak kişi ya da kuruluş mutlaka vardır. Üniversite hocası babanın adını, aile gururunu zedelememek için veremiyorum. Bu konuda birşeyler yapabileceklerin Yeni Yüzyıl Gazetesi eğitim muhabiri Gülseren Ergezer Güver'i (212) 502.85.57 nolu telefondan aramasını rica ediyorum.

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır