


Merve krizi yaşanmayabilirdi
Türkiye'yi bu kez de Merve krizi karıştırdı.
Yeni meclis işi gücü bıraktı türbanı tartışıyor.
İletişimin bu kadar hızlı olduğu bir dönemde, iş kaçınılmaz olarak dünyaya yansıyor.
Dün akşam, birçok dünya televizyonu TBMM'deki türban skandalını gösteriyordu.
***
Cumhurbaşkanı konuşuyor: Merve Kavakçı'yı ve arkasındaki otoriteyi "ajan provokatör" lükle suçluyor.
Ertesi gün Merve Kavakçı, Cumhurbaşkanı'na aynı sertlikte cevap veriyor.
Kısacası ortalık toz duman.
On gün sonra neler olacağını bilen yok.
***
İyi ama bütün bunlara gerek yoktu ki!
Türban meselesinin çözümü çok kolaydı.
Hatırlarsanız, 1995 seçimlerinde de aynı konu tartışılmıştı.
Refah Partisi meclise türbanlı kadın milletvekilleri sokarsa, ne yapılacağı konuşulmuştu.
O tarihten bu yana meclis defalarca toplandı.
Binlerce konu görüşüldü.
Türban konusunda ufak bir tüzük değişikliği önerilse ve kadınların meclise hangi kılıkla girecekleri belirlense, bugünkü tartışma hiç yaşanmazdı.
Dolayısıyla krizin sorumlusu, 20. dönem meclisidir, bu dönemde hükümet edenlerdir, parti liderlikleridir, meclisi yönetenlerdir.
Türban konusunda ufak ve basit bir tüzük değişikliği yapmak gibi kolay yol varken, işi kördüğüm etmişlerdir.
***
Hiç olmazsa şimdi bu yöntemi deneseler.
Gecikmiş bir tüzük değişikliğini oylasalar ve milletvekillerinin meclise hangi kılıklarla girip, hangi kılıklarla giremeyeceklerini belirleseler.
Tek çıkış yolu bu!
***
Aslında Türkiye yıllardır özel alan ve kamusal alanı birbirine karıştırmanın sancılarını yaşıyor.
Başörtüsü bir kişisel özgürlük sorunudur. Tamam.
Ama bu ancak kişisel alanda kaldığı zaman özgürlük anlamı taşır. Kamusal alana taşınamaz.
Merve Kavakçı, kişisel özgürlükleri elde etme değil, siyasi bir huruç hareketi yapma misyonunu taşıyor.
Buna sistem izin vermez.
Aydın Menderes bu gerçeğe dikkat çekerek, Türkiye gerçeğini ve tarihi hatırlatıyor.