kapat

04.05.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
I H Y
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )


Ülkeyi yöneten Ertekinler!..

Ertekin'in jipi ile gidiyoruz. Yoldan geçen mini etekli kıza bakarken, kaldırımın kenarına langırt diye bir çarptı.. Az kalsın devriliyorduk..

Ertekin gürledi..

"Allah kahretsin.. Kim yapmış bu kaldırımı buraya?.."

Kabahat kesinlikle direksiyonu tutan Ertekin'de değil, 20 yıldır orada duran kaldırımdadır.

Dükkanında da öyledir Ertekin.

Bir eksik, bir yanlış mı var, suçlu mutlak Çetin'dir.. İsmail'dir, Arif'tir.. Cengiz'dir.. Yalçın'dır.. Yani orada çalışanlardır.. Hatta müşterilerdir.. Ama asla ve asla, oranın patronu, yöneticisi, işletmecisi, dükkana adını veren Ertekin değildir.

Yeryüzünde Ertekin'in "Kabahat bende" dediğini duyan tek kişi olmamıştır.

Ertekin, Tanrı tarafından çok büyük bir ayrıcalıkla dünyaya gönderilmiştir.

Ertekin hiçbirşeyden sorumlu olamaz.. Kendi eylemlerinden bile..

Bu yüzden 71 yaşındaki Ertekin'in check-up'ını muntazaman yapan Doktor Hasan İnsel, hep çakı gibi bir delikanlının rakamları ile karşılaşır..

Sorumsuzluk duyusu, Ertekin'i dünyanın en rahat ve en sağlıklı insanı yapmıştır.

* * *

Sabah sabah size Ertekin'i yazmak için geçmedim bilgisayarın başına..

Türkiye, bana sorarsanız yüzyılın en büyük eğitim skandalını yaşamış, bakıyorum, bir iki hademe ve güvenlik görevlisi dışında sorumlu yok..

YÖK Başkanı Kemal Gürüz, ÖSYM Bakşanı Feti Toker, hiç sıkılma ve utanma hissi duymadan, televizyonlara demeçler veriyorlar..

Bu olay, uygar bir ülkede olsaydı, ÖSYM Başkanı. YÖK Başkanı cumartesi günü saat 17.00'de istifalarını açıklamışlardı.

Aslında Milli Eğitim Bakanı, hatta başbakan sarsılmıştı.

Ama biz uygar ülke değiliz. Olmadık, olamadık..

Uygarlık "Sorumluluk duyusu"dur.

Uygarlık "İstifa etmeyi bilmek"tir.

Söyleyin bana bu ülkede bunca yıl yaşayanlar, ömrünüzde kaç kez "Bu işin günahı bana ait. Sorumlu benim, istifa ediyorum" lafını duydunuz?..

Duymadınız.. Duymadığınız sürece de uygar bir ülkede yaşadığınızı aklınıza getirmeyin.

İhmal yüzünden 1.5 milyon öğrencinin hayatı kaymış..

Kemal Gürüz efendi hiç utanmadan "Bu şerden hayır doğdu. Bir yıldır sorular konusunda yaptığım açıklamaların ne derece doğru olduğu ortaya çıktı" diyor..

Dediklerini doğrulamak için hırsızlığı kendi organize etmiş olmasın sakın?..

Televizyoncu soruyor..

"Peki çöpe atılan 40 trilyon?.."

Kemal Gürüz efendi gene sıkılmadan yanıt veriyor:

"Paranın önemi yok.."

Tabii yok, Hocam.. Paranın kuruşu cebinden çıkmıyor ki.. Milletin, benim vergilerim sayenizde çöpe gitmiş, niye umurunuzda olsun ki..

Sorumsuzlar ülkesi Türkiyem benim.. Farkında değilsin, seni Ertekin'in Tiyatrolar Kahvesi gibi yönetiyorlar.. Seni de figuran diye kullanarak!..

CarrefourSA..
Mektubu dikkatle okuyun lütfen..

* * *

"18.02.1999 günü alışveriş için uğradığımda yanımda, oradan bir hafta önce aldığım ve hediye edeceğim kişiyi görünce verebilmek amacıyla çantamda taşıdığım müzik kaseti vardı.

Ödememi yapıp kasadan çıkarken alarmlar çalmaya başladı. Sırayla erkek güvenlik memuru, kadın güvenlik memuru (kadınım ya bir saygısızlık olmasın!) ve güvenlik sorumlusu ile muhatap olup, meraklı bakışlar arasında, güvenlik odasında çantamın aranmasını büyük bir rahatsızlıkla yaşadım.

Allah'tan bir hafta önce aldığım kasetin çantamda olduğunu hatırladım. Alarmların nedeni anlaşıldı. Kaset ve benzeri manyetik materyalin alarmı kasalarda iptal edilmezmiş..

Tabii özür falan dileyen yok. Aslında bekleyen de yok. Derdimi anlatmak için müşteri hizmetleri sorumlusunu danışmada 10 dakika bekleyip, pesedip çıktım.

Alarmlar çalışınca yaşadığım rahatsızlığı anlatmam yersiz, artık oraya gittiğimde çantamla içeri girmek sebepsiz bir stres yarattığından, ne olur ne olmaz diye çantamı arabada bırakıp cüzdanımla giriyorum.

Nazan Alparslan

* * *

CarreforSA dünyanın en güzel alışveriş merkezlerinden biri.. Ama insanda nefret uyandırmak için ellerinden geleni yapıyorlar..

Türk insanını durmadan aşağılamak için bir tuzaklar sistemi sanki..

Yazık!..

Gerçekten çok yazık!..

Çiller niçin yalan söylüyor?..
İnsan bu kadar aptalca yalanı nasıl söyler?..

"Aptalca"dan kasıt, yalan olduğu hemen ortaya çıkacak laflar.. Bunu bile bile yalanı söylemek..

Örnek..

Çıkıp diyor ki..

"Ben Harvard'dan Fahri Doktor unvanı aldım.."

Yalan..

Harvard Üniversitesi açıklıyor yalanı..

Bu defa, "İşte belge" diye, kendi özel mutluluk ceridesinde Harvard'ın yazısını yayınlıyor..

"Ben fahri doktorluk almadım. Onur belgesi aldım.. Aradaki fark küçük ayrıntıdır."

Bedava dağıtılan özel ceridesi belgenin aslını yayınlıyor. Yanında da tercümesini..

Tercüme diyor ki:

"Sayın Çiller'e verilmek üzere hazırlanmış bu 'Onur Belgesi'ni kendisine takdim etmekten kıvanç duyarız."

Oysa yayınlanan İngilizce metinde, "Onur Belgesi"nin "o" su yok..

Bir toplantı yapmışlar. Katılan herkese bir teşekkür yazısı vermişler. Adet yerini bulsun diye.. Yazı bu.. Hepsi bu..

Ne doktora.. Ne onur belgesi.. Ne de başka birşey..

Peki bunlar herkesi kör, alemi sersem mi sanıyorlar, yoksa kendileri mi sersem?..

Belgenin aslını yayınlarsan, içinde "Onur" diye tek kelimenin geçmediğini anlamayacak mı okuyanlar?.. Karşılaştırmayacaklar mı, yalan tercüme ile gerçeği?..

Bu kadar kolay ortaya çıkacak bir yalanı hem de kendi ceridende yayınlamanın amacı ne ola?..

İşte zurnanın zırt dediği yer burası..

Tansu Çiller asla aptal değil. Tersine sanılandan çok fazla zeki.. IQ testi yapın, süper zekalar arasında yer alır..

Çiller ortaya çıkacağını, anında yakalanacağını bile bile yalan söylüyor.

Yalandan iki türlü kar hesaplıyor..

Bir.. "Kaç safı inandırırsam kardır!.."

Çiller politikası yalanlarına inanan saflar üzerine kurulu..

Her yalanı, yüzde, binde bir de olsa, inanan saflardan oluşan bir tortu bırakıyor, bunu biliyor.

İki..

Asıl sebep bu..

Medya Çiller'i artık adam yerine koymuyor.. Adeta afarozlu.. Ara sayfalarda tek sütun haberlerle kayıp.. Çiller'in ön sayfa manşetine çıkmak için bilerek gaf yapması, bilerek yalan söylemesi gerek.. Reklamın iyisi kötüsü olmaz.. İki günde bir salla bir yalan, yap bir gaf.. Ol ülkede birinci haber.. Sütun sütun resim, haber, yorum!..

Doğrularına kimsenin aldırdığı yok.. Zaten doğrusu yok. Ama yalanları ile hemen gündeme geliyor, gündemde kalıyor..

Çiller'in bir hesabı daha var.. O da artı karı işin!..

Yalanını tüm medya ortaya koyunca "Saldırıya uğramış mazlum havası" yapıp kendine acındıracağını hesaplıyor..

Medya Çiller'in bu oyununa hep geliyor..

Söyleyin bakalım şimdi, aklın fazlası kimde?..

Urfa kebabı!..
Çetin Altan Üstad, Ara Güler'le gelmiş sabah sabah, gazeteye..

Nasıl tatlı bir sohbet.. Nasıl tatlı bir sohbet anlatılmaz.. Çetin Ağbi'nin sohbetine doyulmaz zaten..

10 dakikada bir dünya turu yaptık.. Tarihsel gelişim içinde uzayın sorunlarını dahi analiz ettik.. Tanrım bu ne kültürdür..

Bir minik anekdotunu affına sığınarak nakledeyim..

"Bizim millette lafı kıçından anlamak geleneği vardır" dedi..

"İstanbul dükalığı, İstanbul dükalığı diye ayağa kalktık. Amacımız Hünkar Beğendi'yi Urfa'ya götürmekti. Urfa kebabını İstanbul'a getirmek değil!.."

Van kilimleri..
Van ve Hakkari yöresinin el yapımı kilimleri Ortaköy Kültür Merkezi'nde sergileniyor. Yolunuz Ortaköy'e düşerse mutlak uğrayın.. Harika şeyler var..

Türkiye Eğitim, Kültür ve Sosyal Hizmet Vakfı ile Lion'ların Özürlülere Destek Komitesi birlikte düzenlemişler.

Bayıldım.. İpekişi bir harika Van kilimi de satın aldım.

Sadece kilim değil, başka el sanatları da var.. Alma niyetiniz olmasa da gidin görün..

Görülmeye değer çünkü..

*

Ben bugün akşam üzeri bir başka sergide olacağım.

Ankara'da, Gazi Osmanpaşa'daki Vakıflar Galerisi'nde porselen ve tahta süsleme sanatları üzerine bir sergi.. Kızkardeşim Serpil Gogen ve yakın arkadaşı Feyha Ankara'da bir daire kiralamış atelye yapmış, yıllardır çalışıyorlardı.

Vallahi sakın kızmasınlar.. Orta yaş krizine girmiş, iki hali vakti yerinde kadının can sıkıntılarına çözüm diye bakıyor, zerre aldırmıyordum. Geçen hafta Ankara'ya gittim ya.. Beni zorla atelyelerine götürdüler..

İnanamadım.. Gözlerime inanamadım..

Feyha nasıl harika porselenler boyamış.. Minnacık, minnacık desenler.. Posteki sayan deli bile güler bunlara.. Bir yumurta kutusu üzerinde bin tane gül.. Her yaprağı ayrı işlenmiş.

Serpil'in tahta işlemeleri, dolaplar, sehpalar, masalar, kutular.. Yahu bunca yıllık kızkardeşimde ne yetenekler varmış!..

Sadece yetenek değil, el emeği, göz nuru ve hepsinden önemlisi, hem de nasıl bir sabır sergiliyorlar, bakmaya doyamayacaksınız.

BİZİM DUVAR
SeÇİM dönemi BAHÇEli bir şekilde sona erdi.

Hakan&Utku

SEVDİĞİM LAFLAR
"Sus ya da susmaktan daha değerli bir şeyler yap."

Pisagor (Teşekkürler Necati)

TEBESSÜM
- Makine mühendisleri ile inşaat mühendislerinin farkı nedir?

- Makine mühendisleri silah yaparlar. İnşaat mühendisleri, hedef!..

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır