


Türkiye aşar Merve'yi...
Doktorlar çok şaşırdılar. Mosmor durumda kaldılar. Erbakan'a yazdıkları reçetenin, verdikleri şurup ile iltihap temizleyici hapların, yarayı kurutup temizlemediğini gördüler.
Çok da iyi oldu...
Düzenin doktorları; yeni milletvekilimiz Merve Hanım'a kızmak, sinirlenmek, öfkelenmek yerine "iltihabın kurumadığını gösterdiği" için ona teşekkür ediyorlardır.
Çankaya doktoru: Demirel..
Devlet doktoru: Ecevit...
Kışla doktoru: MGK...
Doktorlar umutluydular, "ürkeğe değil erkeğe oy ver...." diyerek dini oy almanın aracı haline getiren MHP'nin türbanlı milletvekili Nesrin Hanım, nasıl başını açıp yemin törenine geldiyse FP'li Merve Hanım da aynısını yapacak diye bekliyorlardı.
Doktor refleksi...
Muayene eder, teşhis koyar.
Reçeteyi yazar.
İyileşmeyi bekler.
Fakat doktorlar pazar günkü yemin töreninde; Merve Hanım'ın "Ben sizin kurallarınıza, reçetenize, öğüdünüze uymam, siz benim kurallarıma uyacaksınız..." diye meydan okuyan tavrına sadece FP'liler değil, ANAP'lılar, DYP'liler, MHP'lilerin de seyirci kaldığını gördüler.
Doktorlar şok oldular...
***
RP'nin yerini FP almıştı...
Bu yetmiyormuş gibi...
Arkadan MHP de gelmişti...
MHP'li türbanlı Nesrin Hanım, oyları artırır düşüncesiyle, Partisi tarafından aday gösterilmişti ve seçilip gelmişti. Merve Hanım'ı da FP'nin gizli yöneticisi, yönlendiricisi, büyük yol göstericisi Erbakan seçip, hiç değilse ana tabanımızı yitirmeyelim düşüncesiyle, listeye koydurmuştu.
Erbakan hep şaşırtıyordu...
Düzenin doktorları; Çankaya doktoru Demirel, devlet doktoru Ecevit, kışla doktorları MGK, Erbakan'ın vücut ateşi çıktığında her seferinde uyarıyor, "senin kolesterolün yüksek, damarların yağ bağlamış, kan şekerin fevkalade aşırı..." diye dikkat çekiyorlardı.
Erbakan uyarıyı alıyor...
Sizi dinleyeceğim diyor....
İlaçları içeceğini söylüyor...
Fakat aradan bir kaç ay geçince "verdiği sözleri unutup..." sanki kolesterolü hiç yokmuş, kan şekeri fevkalade yüksek değilmiş gibi yine paçacıya koşuyor.
Yine bol yağlı...
Bol sarmısaklı-sirkeli...
Duble paça ısmarlıyor..
Oturup paçayı içiyor...
Bu kaçıncı oldu?
Taksime cami yapacağız dedi..
Uyarıyı aldı... Uslanmadı...
İran, Libya, Malezya gezdi...
Uyarıyı aldı... Uslanmadı..
Dokunulmazlığı kalktı...
Seçilmesi yasaklandı...
Uyarıyı aldı. Yine uslanmadı...
***
Bu kez Merve Hanım'ı tabanca gibi ateşledi. Düzenin doktorlarını şaşırttı. Durumu hastanelik hale getirdi. Düzenin doktorlarını ciddiye almamanın bedelini Erbakan pahalı ödeyebilir. Onu hastaneye alıp, yoğun bakım tedavi yoluna başvurabilirler. Toplumun görünen görünmeyen büyük çoğunluğu; "Merve Hanım'ın, Meclis'e türbanla gireceğim, türbanla yemin edeceğim demesini, bir insan hakları arayışı, bir inanç ve düşünce özgürlüğü olarak" görmüyorlar.
Bölücülük diye görüyorlar...
Din sömürücülüğü...
Oy istismarcılığı...
Küçük kurnazlık...
Diye algılayıp, anlıyorlar.
Merve Hanım'ın Meclis'e türbanlı olarak gelip, türbanlı yemin etmesini "şeriat yönetimi isteyenlerin Meclis'e el ense çekmesi olarak" düşünüp, kızıyorlar.
Çankaya doktoru, devlet doktoru, merkez doktoru, kışla doktoru, bütün düzen doktorları, desteklerini, halkın büyük çoğunluğundan alıyorlar. Halkın büyük çoğunluğu da FP'nin oylarını yüzde 16'ya indirerek türbanlıların yönetimini istemediğini gösteriyor. Merve Hanım'ı dini inancını yaşamak isteyen samimi bir dindar olarak değil, bir genç politikacı, keskin bir militan olarak görüyor. Bu Meclis, inancını kendine bayrak yapmış gerçekten samimi dindar milletvekili Mehmet Akif'i de gördü. Bilmiyorum Merve Hanım, Mehmet Akif'in virgülü olabilir mi? Bu yüzden doktorlar, Erbakan'ı yeniden uyarır. Fazilet Partisi'de; "Bu oyunun kazancı yok. Kazanamayacağımız bir oyunu neden oynuyoruz?" diye Erbakan'ı ve Merve Hanım'ı sorgu-suale çeker.
Merve Hanım başını açar...
Ya da açmaz...
Başka formül bulunur..
Yeminsiz milletvekili olur..
Türkiye Merve olayını aşar..
Erbakan bir süre bekler...
Ve yeniden...
Paça yemeye yeltenir...
Yahu bıktık bu menüden....