kapat

04.05.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
I H Y
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Aslan yatağında öldü
Jack Nicholson'ı 'façasını bozmakla' tehdit etmişti, her gün içer, serseriler gibi pavyon kavgalarına karışırdı. Oliver Reed, 61 yaşında, bir barda, elinde bir şişe viski, huzura erdi...

Steven Spielberg'in yönetmenliğini yaptığı 'Gladyatör' adlı filmin çekimleri için bulunduğu Malta'da bir barda, kalp krizi geçirerek ölen ünlü İngiliz aktör Oliver Reed, sinema dünyasının son yıllarda tanıdığı en 'sıradışı' şahsiyetlerden biriydi.!53 film çeviren 61 yaşındaki aktör içkiciliğiyle ünlüydü. Arkadaşları arasında 'Fıçı' lakabıyla anılıyordu. Bir keresinde 48 saat zarfında 10 şişe viski tüketmiş, ne kadar sıkı bir içkici olduğunu herkese ispatlamıştı. Kalp krizi geçirdiğinde de 'alemdeydi,' Malta'daki 'The Pub' isimli pubta yere yatmış, şişeyi ağzına dayamış, 'götürüyordu.' Gençliği serserilik ve yaşam kavgası ile geçmişti. Onlu yaşlarda evden kaçtı, pavyonlarda, striptiz kulüplerinde fedailik, gece bekçiliği, boksörlük yaparak hayatını kazanmaya çalıştı. Tesadüfen atıldığı sinema yaşamında, İngiltere'nin en çok kazanan aktörü sıfatını kazandığı zamanlarda bile eski hayatının alışkanlıklarını muhafaza etti, kavgacıydı, bela arardı. Reed hayatının bu son yıllarında bile serseri gençler gibi sokak kavgalarına, bir bara girip, "Barmen buradaki bütün proleter domuzlara benden bir içki" demesi ve bir araba sopa yemesi gibi olaylara karıştı. Bir canlı yayında erkeklerin kadınlar üzerinde uyguladığı şiddetten söz eden Amerikalı radikal feminist yazar Kate Millet'in sözünü, "Ben o şiddeti her gün barlarda uyguluyorum yavrum" diyerek ve Millet'i öperek kesmişti. Ne yaptığını biliyordu, bu sahnenin ardından "Benim işim insanlara görmek istediklerini göstermek" demişti.

Alkole yenilen oyuncu
İNGİLİZ sinemasının en önemli oyuncularından biriydi. Ünlü yönetmen Carol Redd'in yeğeni, 1938 doğumluydu. 17 yaşında okulu da, evi de terketti ve Soho'da gecekulubü fedaisi, boksör, taksi şoförü gibi işler denedi. 1961'de "Frankenstein'ın Laneti" ile sinemaya başladı. İri-yarı bedeni, kaba hali, serseri seksiliği ile kısa zamanda modern âsi veya uyumsuz rolleriyle sivrildi; "Oliver", "Av Partisi", "Üçlü Oyun", "Üç Silahşörler". Ününü en çok Ken Russel'a borçluydu: onun "Aşık Kadınlar", "Şeytanlar", "Tommy" gibi filmleri en çok Reed'e yaramıştı. Uzun zaman kötü adam, en azından günaha hayır diyemeyen adam oldu; ama o gerçek ve içten oyun gücü, her türlü role uyum sağlıyordu. Ne var ki bedeni günden güne kilolarla ağırlaşıyor, yüzüyse vazgeçemediği alkolün rengine bürünüyordu. Bu iki zaafı, onu giderek küçük rollere mahkum etti. Son yıllarda ise "Blue in the Face", "Funny Bones" gibi ilginç filmlerdeki rolleriyle sinemaseverlere kendisini hatırlatmıştı. Bir barda fenalaşarak öldüğünde, Malta Adası'ndaydı ve Steven Spielberg filmi "Gladyatör" için çalışıyordu.

ATİLLA DORSAY


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır