ilk kadın vekilimiz
Tam 6 çocuklu bu Anadolu kadını iddiaların tersine başındaki yazmayı çıkardıktan sonra Meclis'te görev yaptı
O gün kadar hiç kimse Kazan Köyü'nün adını duymamıştı. Sıradan onbinlerce köyden biriydi Kazan. Köylerinin adını büyük kentlere taşıyan ne doktorları vardı, ne de mühendis beyleri. Ankara onlar için her ne kadar 6 saatlik bir mesafede olsa da onlar yine de başkentin uzağında yaşamışlardı.
Ta ki o güne kadar, ta ki Mustafa Kemal Atatürk'le karşılaştıkları o güne kadar... İçlerinden birinin, yani köy muhtarının uzattığı el, Atatürk'ün eli ile birleşecek ve Kazan sadece Ankara'nın değil, bütün ulusun bildiği bir köy olacaktı.
Işıkların yandığı gece
Halkavun nahiyesi Ankara'dan İstanbul'a giden kurtarıcılarına şükranlarını iletmek ve onu bağırlarına basmak için karşılama töreni düzenlemişti. En güzel bindallısını giymiş bir kadın ise meydanda ayran bakracı ile bekliyordu. Kadın kalabalığı yarıp bir kaç adım öne çıktığında alkışlar kesilmiş ve ortalığı sessizlik kaplamıştı. Köylüler mırıldanıyordu...
"Şaşırdın mı muhtar ana? Gazi hazretleri çağırmadan gidilir mi... Hiç korkun yok mu?
Bir adım daha attığında ışıl ışık bakan gözlerle karşılaşacaktı. Sert bakışlar giderek yumuşamıştı.
Mustafa Kemal halkın ilgisi kadar kendisine ayran ikram eden Satı Kadın'ın samimi davranışından çok memnun olmuştu.
Satı Kadın Gazi'nin kendine yönelttiği soruları cevaplıyordu:
"Babam Kara Mehmet'lerden. Kazan'ın muhtarlık mühürü bana ondan miras kaldı. Sizi görmek fırsatını bize bahşettiğiniz için bahtiyarlık duyuyoruz paşam."
Atatürk Satı Kadın'ı "Peki kadınların da erkekler gibi çalışıp çeşitli mevkilere yükselmesi içn ne düşünüyorsun?" dediğinde şu cevabı vermişti:
"Şüphesiz doğrudur. Ve kadınlarımız Cumhuriyet'in mefkuresi altında bunu başarmak azmine sahiptir. Biz kadınlar hedefe yürüyecek ve Cumhuriyet meşalesini her alanda taşıyacağız paşam."
Mustafa Kemal bu cevaptan son derece memnun olmuştu. Satı Kadın mebus seçilişinden bir yıl sonra dönemin önemli dergilerinden Yedigün'e bu heyecanlı günü coşkuyla anlatacak, Aslan Tufan'da bu anlatımı şöyle nakledecekti:
"Atatürk'ün Kızılcahamam'a geçeceğini haber aldım. Hemen köyü temizlettim, evleri badana ettirdim. At çekip bindim. Bir şalvar, bir cepken, bir poşu giydim ve bizim köye yarım saat mesafedeki Bitik nahiyesine koştum. Ahali orada toplanmıştı. Ata'mın yanına vardım. O bana baktı, ben ona baktım. Uzanıp elini öpüverdim. Ata'ya ayran hazırlamışlardı. Ama kimse yanına gidemiyordu. Bakracı ve bardakları kucakladım. Bana sorular sordu, çekinmeden cevapladım."
Neden vekil seçilmişti
Niçin milletvekili seçildiğini bilmiyordu. Ama Mustafa Kemal onu neden seçtiğini bilecekti. Çünkü kurduğu Cumhuriyet'in temelinde bu ülkenin kadınlarının da olduğunu biliyordu. Seçmek ve seçilmek onların da haklarıydı. 1923 de İzmir'de yaptığı konuşmasında diyordu ki: Şuna inanmak lazımdır ki, dünya yüzünde gördüğünüz herşey kadının eseridir".
İşte bu eserden yola çıkıyor Cumhuriyet'in eserlerine eser katıyordu. Meclise götürdüğü kadın köklü bir ailenin kızıydı.
Kara Mehmet'ler, Milli Mücadele'ye bilfiil katılmıştı. Kocası Balkan Savaşı'nda ön saflarda çarpışmış ve siperden sipere koşmuştu. Boynundan yaralandığı için hayat boyu boğazında açılan bir delikten soluk almak zorunda kalmıştı. Buna rağmen İstiklal Savaşı'nda da bağımsızlık ve Cumhuriyet'i haykırmaya devam edecekti.
Mustafa Kemal'in Büyük Millet Meclisi'ne ilk öncü kadın milletvekili olarak Satı Kadın'ı seçmesinin sıradan ve tasadüfi olmadığı işte bu niteliklerden kaynaklanıyordu. Üstüne üstlük bir kadın muhtardı. Yeterli tahsili olmamasına rağmen bilgi ve görgüye sahipti.
"Ankara'ya gidiyoruz"
İki katlı beyaz badanalı evin önünde duran resmi plakalı otomobilden nahiye müdürü inip kapıyı çaldığında yıl 1934'dü. Müdür Ankara Valisi Nevzat Tandoğan'ın çağrısını iletiyor ve "Bayan Satı hemen şimdi Ankara'ya gidiyoruz. Mebus seçildiniz" diyordu.
Satı Çırpan vali Tandoğan'la görüşmesinden sonra allanıp pullanıp köy enstitüsüne götürülecekti. Ancak kıyafeti pek uygun görülmemiş ve kendisinden mümkünse şehirliler gibi giyinmesi istenmişti. O "Hayır" diyor ve mesele Atatürk'e intikal ediyordu. Mustafa Kemal'in direktifi kısa ve net olmuştu:
"O yapacağını bilir, nasıl isterse öyle yapsın. Satı Hanım'ı hiçbir şekilde zorlamayın."
Hatı Kadın daha sonra Atatürk'ün onu kabulünde Çankaya'ya şalvarı, futası, ve yazmasıyla gelecek ama önderin nazik ifadesiyle milletvekillerini nasıl ve neden millete örnek olması gerektiğini kabul edecekti. Mustafa Kemal daha sonra "senin ismin artık Hatı olsun. Bu eski bir Türk adıdır ve Satı'dan daha iyidir" diyecekti.
Hatı Kadın Ankara'daki giyim kuşam konusuna şöyle bir açıklama getirmişti: "Beni İsmet Paşa Enstitüsü'ne götürdüler. Güzel bluzlar, eldivenler, çoraplar, fotinler verdiler. Beni şık bir Ankara güzeli yaptılar. Yarım saat içinde medeni bir Ankara kadını oldum. Dünyalar benim oldu." Kendisine ihtiyaçlarını karşılaması için verilmek istenen 1000 lirayı almamakta hayli direnmişti." Ben buraya milletin anası olarak geldim. Para kazanmaya mı geldim? Ben milletin parasını nasıl yerim?" diyordu.
13 kadın vekil meclise girmişti
1935'te Satı Kadın'la birlikte milletvekili seçilen ve meclise giren diğer kadınlarımız şunlardı:
Mebrure Gönenç (Afyon), Şekibe İnsel (Bursa), Huriye Öniz (Diyarbakır), Dr. Fatma Memik (Edirne), Nakiye Elgün (Erzurum), Fakiye Öymen (İstanbul), Ferruh Gürgüp (Kayseri), Bediz Morova (Konya), Mihre Bektaş (Malatya), Meliha Ulaş (Samsun), Esma Naymen (Seyhan), Sabiha Görkay (Sivas), Seniha Hızar (Trabzon)
Ergun HİÇYILMAZ
|