Gürpınar, İstanbul'un inşaat açısından en riskli 6 bölgesinden biri. Heyelan tehlikesi nedeniyle binaların şehircilik ilkelerine ve İmar Plan Yönetmeliği'ne uygun yapılması gerekiyor.
Fakat Gürpınar Belediyesi 211 hektarlık araziyi inşaat şirketleri ve kooperatiflere satmadan önce imar planında değişiklik yaptı. Heyelan tehlikesi nedeniyle ağaçlandırılması gereken alanlar bile bu değişiklikle konut alanına çevrildi.
Arazi kaydığı için azami 4 kat olması gereken binalar, belediyenin yasal olmayan izniyle 15 kata çıktı. Belediye ayrıca 1500'den fazla olmaması gereken konut sayısını 13 bin 500'e yükseltti.
Arkadaşımız Belma Basank'ın görüştüğü Jetpa Basın Müşaviri Ahmet Altınkaya bölgeye imar izni verilmediğini bu yüzden tapu alamadıklarını söylüyor.
Altınkaya, "Belediyenin işi olmasına rağmen altyapı ve çevre çalışmalarını biz yaptık. Belediyeye otomobiller hediye ettik, spor kulüplerine sponsor olduk. Elimizden geleni yapıyoruz ama yine de tapu alamıyoruz" diyor.
Gürpınar'daki kooperatiflerden birinin yöneticisi adının açıklanmasını istemiyor ama o da Jet-Pa yetkilileri doğrultusunda bilgi veriyor:
"Anlaşmamıza göre altyapı ve çevre düzenlemeleri için üyelerimizden para toplayacak ve belediyeye verecektik. Üyelerimizden para topladık ve büyük bir bölümünü belediyeye teslim ettik.
Belediye birşey yapmadı. Üyelerimize bu paralara ne olduğunu açıklayamıyoruz. Belediye, bölgeye inşaat izni veriyor ama biten binalara tapu verilmiyor. 16 bin konut bittiğinde tapu nedeniyle büyük karışıklık çıkacak."
Yaklaşık 26 bin kişinin yaşayabileceği bu bölgede, plan değişikliği nedeniyle ve ilk tahminlere göre 108 bin kişi yaşayacak. Amaç yaşanabilecek alanlar yaratmak mı, mümkün olduğu kadar konut alanı açıp, insanları istiflemek mi?
Gürpınar Belediye Başkanı, meclis üyeleri ve belediye kadrosunun bölgedeki heyelan tehlikesini hafife aldıklarını düşünüyorum. Çünkü aksi bir ihtimal, konut sahibi olmak isteyen binlerce kişinin hayatını bile bile tehlikeye atmak olurdu.
Dava açılıyor, imar planı değişiyor
Gürpınar'daki bu kavganın hikayesi 1990'lı yılların başından beri sürüyor.
1989 yılında SHP'li belediye imar planı hazırlattı. Plan, bölge heyelan tehlikesi taşıdığı için 1500 konuta göre yapıldı.
Rantı fark eden belediye, planı değiştirerek konut sayısını 8 bin 500'e yükseltti. 1994'te seçilen Belediye Başkanı Veliddin Küçük, 7 Ekim 1994'te meclis kararıyla planı iptal etti ve konut sayısını 10 bin 870'e çıkardı. Kararın iptali için dava açıldı. Mahkeme 19 Temmuz 1995'te inşaatların durdurulmasına karar verdi.
Belediye, mahkeme kararını geçersiz kılmak için yeni bir imar planı hazırladı. Davacılar aynı mahkemeye ikinci kez itiraz etti. Belediye 3. kez plan değişikliği yaptı. Tüm davaları birleştiren mahkeme, 19 Temmuz 1996'da bu plan tadilatını da yasaya aykırı buldu ve iptal etti.
Karar temyiz edildi. Ancak Danıştay da 10 Aralık 97'de kararı onadı. Dava Danıştay'da görülürken 31 Ocak 1997'deki meclis toplantısında yeni bir imar planı değişikliği yapıldı.
Belediye, "Karar eski planla ilgiliydi. Geçerli değil" derken yeni tadilat için de dava açıldı. Son olarak İstanbul 4'üncü İdare Mahkemesi planı iptal etti ve gerekçeyi; "bölge, kaygan yapısı gereği bu konut yoğunluğunu kaldıramaz" şeklinde bildirdi.