kapat

26.04.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
I H Y
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
İPEK CEM(ipek.cem@sabah.com.tr )


50'lik NATO

Yugoslavya hava harekatı ikinci ayına girerken, NATO ülkeleri bu haftasonu ittifakın 50. yılını kutladılar. Washington'daki görkemli törenlere, 19'u üye olmak üzere, 44 ülkeden devlet adamı katıldı. 1949'da 12 üyeyle kurulan Kuzey Atlantik İttifakı, 2. Dünya Savaşı sonrasındaki bölünmüş Avrupa'nın güvenliği için biraraya gelmişti. Sovyetler Birliği'nin güç kullanma olasılığı, ABD'yi bu güvenlik örgütünün kurulmasında öncü konuma getirmişti.

ABD'nin yanı sıra, Kanada, Danimarka, İzlanda, İngiltere, Fransa, İtalya, Hollanda, Norveç, Belçika ve Lüksemburg, NATO'nun kurucu üyeleri arasındaydı. Amaç, iki dünya savaşıyla yıpranan Avrupa'yı, üçüncü bir dünya savaşından korumaktı. Barışın sürekliliğini sağlamak için ortak bir askeri gücün oluşturulması gerekiyordu. Türkiye ve Yunanistan, ittifaka 1952 yılında katıldılar. Batı Almanya 1955'te, İspanya ise 1982 yılında NATO üyesi oldular. İttifaka bu yıl katılan en yeni üyeler ise, Polonya, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti.

1949'dan bu yana dünyada çok şey değişti. Teknoloji, güvenlik sistemlerini hızla yenilerken, NATO'nun varlığını kaçınılmaz kılan Soğuk Savaş, yerini birleşik Avrupa'ya bıraktı. Batı Avrupa'lılar, Doğu Avrupa'lı kardeşleriyle "kucaklaşırken," Berlin Duvarı yerle bir oldu. AB, politik ve ekonomik entegrasyonu hız kazandı. Serbest ekonomi politikaları, Doğu Avrupa'da bile uygulanmaya başlandı. Sovyetler Birliği'nin mirasçısı sayılan Rusya ise, düştüğü ekonomik krizde, eski rakibi ABD'nin desteğine ne denli ihtiyacı olduğunu gösterdi.

NATO, 50. yılını, gerçekten de müttefiklerini savaştan koruyarak, "karşı tarafı" da savaştan caydırarak, başarıyla tamamladı. Kosova krizi patlak vermeseydi, 50. yıl kutlamalarında Balkanlar ön plana çıkmayacaktı. Krizi önemli kılan, NATO'nun tarihinde bir son dakika haberi olması değil. Rusya'nın giderek netleşen karşı tavrı, NATO açısından ilginç bir sinyal. NATO, Rusya'nın arabulucu olmasını isterken, Rusya kutlamalara harekatı protesto ettiğinden katılmamıştı. Yugoslav televizyonunun vurulması ve ülkeye petrol ambargosu koyulmasını, Rusya onaylamıyor. Bir ara, NATO şemsiyesine girmesi düşünülen Rusya'nın son tutumu, NATO ile ilişkilerini oldukça gerdi, hatta "dondurdu" denilebilir.

Türkiye, ittifakın bu bölgedeki en büyük gücü. Hem Kosova, hem de oluşturulması düşünülen Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği (ESDI) konularında duyarlı. AB ülkelerinin oluşturmayı düşündüğü ESDI, Türk heyetinin de baskıyla, şimdilik ileri bir tarihe atıldı. ESDI'ın ön plana çıkması -özellikle NATO gibi güçlü bir ittifak varken- biraz zor görünüyor. Özerk bir savunma birliği olarak öngörülen ESDI'ın, NATO'nun misyonuyla çakışma olasılığı var. Yakın tarihe baktığımızda ise, Avrupa'nın kendi barış ve güvenliğini sağlamada çoğu kez ABD'nin girişimciliğine ihtiyaç duyduğu gözden kaçmıyor.

NATO kurulurken, dönemin ABD Dışişleri Bakanı "ittifak, barıştan yana olana da olmayana da bir mesaj vermek amacıyla bir araya geldi" demiş. Mesaj, bugün de geçerli. Son olarak Macaristan'ın, üslerini NATO kullanımına açacağını bildirmesi, Yugoslavya'ya sınırlı olan bu ülkenin katılımıyla, harekatın daha şiddetleneceğini gösteriyor.

NATO ülkeleri, 21. yüzyılda terörizm, nükleer ve biyolojik silahlar, etnik çatışmalar ve bölgesel krizlere çözüm üretmek istiyorlar. Bu çerçevede, Türkiye'nin de NATO kozunu akılcı kullanmaya devam etmesini diliyoruz.

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır