


ÖDP bir kitle partisi mi?
Başlığa takılmayın.. Ciddi araştırma yazılarına böyle ağır başlıklar koymak adettir, diye koydum.. Ben ÖDP'nin açılımını bile yeni öğrendim.. ÖDP'yi "Ölü Ozanlar Derneği" gibi bir şey yani "Ölü Demokratlar Partisi" sanıyordum..
Ben ÖDP'nin seçimlerden nasıl bir sonuçla çıkabileceğini kestiremiyordum.. Elimize birkaç anket sonucu gelmişti..
Anket yasağı olduğundan bu sonuçları yayınlayamıyorduk lakin aile sohbetlerinde eşe dosta hava atmak için çok işe yarıyordu.. O anketlerde ÖDP'nin oy oranı üç çıkıyordu..
Türkiye'deki kelle sayısına vurduğunda fena bir rakam değil.. 18 Nisan rakamlarına bakarsanız yaklaşık bir milyon oy..
***
Ne zaman ki gazete içindeki ÖDP faaliyetini gördüm, ilk kez o zaman içime kuşku düştü.. "Bunlar tek başına iktidara gelebilir.." diye düşündüğümden onlara yakın durmaya çalıştım..
Karşılaştığım yerlerde "Ben doğayı severim.. Çevre iyi bir şeydir, içinde vitamin vardır.." demeye başladım..
Bunların aşırı hayvan merakını bildiğimden, sağda solda "İnsanlarla hayvanlar kardeştir.." diye konuştuğum bile oldu..
TEORİDE VE PRATİKTE..
Bizim binanın en üst katı silme SABAH'a aittir, diğer katlarda yine gruba ait gazete ve dergiler var.. Giriş katı da reklamcı taifesinin.. Diğer gazetelerimizin halleri bizimkine benzer..
Çalışanların çoğu orta sınıftan, ekmek parası peşinde çocuklardır.. Çoğu cıgara içer, Sayısal Loto oynar.. Yemeklerden patlıcan musakka, meyvalardan karpuzu severler.. Çoğunluğu Fenerlidir..
Ancak dergilerde çalışanlarla ve reklamcı milletinin havası bunlara uymaz.. Bir kere kılıf kıyafetçe ayrı dururlar..
Erkeklerin kimi Sihirbaz Mandrake gibi sakal bırakır.. Kimi saç uzatıp, bağlı olduğu editörüne "Bak, dergim için saçımı süpürge ediyorum.." mesajı verir.. Mesela bir pantolon standartları yoktur..
Kimi altına güllü dallı şalvar geçirip, gündelikçi kadın gibi işe gelir.. Kimi kırmızıdan pembeye değişen tonlarda pantolon giyer.. Kimi "orijinallik" olsun diye poturla dolaşır..
Daracık, çiçek desenli pantolon giyip, poposunu "menekşe dikilmiş saksı" gibi dolaştıranları bile var aralarında..
Kızlar başka bir alemdir.. Yarısından fazlası postalla dolaşır.. Sanki genelkurmay "Kızları da alın artık askere.." türküsünü söyleyenin aklına uymuş, bunlar da asker ocağında postal bağımlısı olmuş..
Bir de parmakları silme yüzük doludur..
Tek elin beş parmağına 15 yüzük sığdıranları bile var aralarında.. Yüzük dediysem üzerinde cevahir taşı dikili kıymetli şeyler bellemeyin.. İçine az-biraz gümüş katılmış, çoğu teneke türü şeyler..
Önceleri bu yüzük merakını anlayamıyordum.. "Evdeki kız kardeşten kaçırmak için çeyizlerini üzerlerinde taşıyorlar.." sanıyordum..
Dergici kızlardaki nostalji merakını sonradan keşfettim, işin sırrı o zaman çözüldü..
***
Efendim bunlar flört etmeye de meraklıdır.. Flört ettikleri oğlanları da ya entel barlardan ya Ortaköy çarşısından toplarlar.. Zaten "Cool erkeklerin" asıl kaynağı bu Ortaköy çarşısıdır..
Buralarda hem ucuz barlar çoktur.. Hem de denize yakındır.. "Cool erkekler" bu barlarda iki teneke kutu bira içtikten sonra sahile gidip "denizi seyretme" tribi yapabildiklerinden bu mekânlardan ayrılmazlar..
Evlenseler bile yaz mevsimlerinde "üreme güdüsüyle" buralara dönerler.. İşte bizim marjinal kızlar da yazın buraya üşüşüp, kendilerine flört seçerler..
Eee! Her flört ettikleri erkek bunları Kapalıçarşıya götürüp boyunlarına beşibiryerde takacak değil ya! Ortaköy çarşısındaki takı çerçilerinden bir teneke yüzük alıp, hediye ederler..
Sonra flört biter, taraflar başkasını bulur.. Yüzüğü de kıyıp atamadıklarından parmaklarında taşırlar.. Kimin parmağında yüzük çoksa, anlayın ki onun gönlü zengindir..
Kovboy filmlerindeki silahşörün kaç adam öldürdüğünü tabancasındaki çentikten bilirsin.. Bizim kızların flört sayısını da parmaklarındaki yüzükten..
Kaleleri Ortaköy'de..
Bakın işte! Lafın ucunu nereden çekiştirdik, nereye gitti? Sözüm ona seçim sonuçları üzerine sosyal değerlendirmeler yapıyoruz.. ÖDP'nin kitle tabanı üzerine biraz malumat verelim dedik..
"Bilgiyi" ölçerek değil de göz kararı tarttığımızdan olay "Marjinaller üzerine bir davranış araştırmasına" döndü.. Lafı hemen bağlamazsak tarifin ucu kaçacak..
Diyeceğim şuydu..
Bizim gazete binasının önünde biriken insanlara şöyle bir baktığınızda hangisinin "normal" gazete çalışanı, hangisinin dergici veya reklamcı olduğunu o saat bilirsiniz..
"Aha şunlar.." deyip bir kenara ayıracağınız ne kadar imajı renkli tip varsa bilin ki ÖDP'nin taraftarıdır..
Bunlar seçimlerden önce aralarında toplanıp "ÖDP'yi tek başına iktidara" getirme kararı almışlar, sürpriz olsun diye düşündüklerinden halka açıklamamışlar..
Gizliden gizliye çalışıyorlar..
***
Çalışıyorlar, dediysem; Faziletçiler gibi gazete elemanlarının evine bulgur, makarna, pirinç dağıttıkları filan yok.. Bilgisayarların başına oturup durmadan ona buna e-mail geçiyorlar..
(Not: Bu e-mail dedikleri şey bilgisayar telgrafı.. Aradaki tek fark cümle aralarında "stop" lafının olmaması.. Bir de yolladığın an, karşı taraf okuyabiliyor.."
Elleri maus tutanlar, bilgisayarda hoş grafikler yaratıp, üzerine ÖDP'nin sloganlarını yazıyor.. Print çıkışı alıp çoğaltıktan sonra propoganda niyetine dağıtıyorlar..
Çoğunun milletvekili olmak için yaşı tutmadığından ÖDP yönetimi bunları aday gösteremedi..
Hatta o kadar ciddi aday sıkıntısı çekti ki.. Listelerinde yazardan, çizerden arta kalan boş yerlere birkaç "Caretta Caretta" deniz tosbağası koymayı bile düşündüler.. Ona da Yüksek Seçim Kurulu izin vermedi..
(Doğabilimi meraklılarına not: Caretta dedikleri şey tosbağanın yüzme bileni oluyor.. O kadar sahil varken halk plajlarına dadandıklarından, sivillerle aralarında durmadan niza çıkıyor..)
YARIN: ÖDP'nin bizim gazetedeki gizli lideri..