Uzun yıllardır ilk kez Galatasaray takımının bir maçını televizyondan izledim. İnanın büyük keyif aldım. Çünkü bu hafta peş peşe Fenerbahçe'nin ve Beşiktaş'ın maçlarını da izlemiştim. Gördüm ki, G.Saray ile bu iki takım arasında futbol adına hem kollektif futbol yönünden hem de futbolcularının ferdi yetenekleri açısından büyük fark var.
G.Saray bilinçli futbol oynuyor. Savunmada kimin hücuma katılacağı kimin kademeye gireceği belli. Orta alanda oynayan futbolcular hem hücuma çok iyi katılıyorlar hem de savunmadaki arkadaşlarının en iyi yardımcısı oluyorlar.
Sarı-kırmızılılarda Taffarel diye bir kaleci var. G.Saray, Brezilyalı file bekçisi sayesinde rakipleri karşısında sanki bir kişi fazla oynuyor.
Düşünebiliyor musunuz; Abdullah Türk futbolunun en yetenekli isimlerinden birisi. Bakıyorum, Hagi topla Abdullah'ı yürür gibi geçiyor.
Cimbom'un orta alanında küçücük bir Emre oyunu kuruyor ve de yönlendiriyor.
G.Saray'da yardımlaşma mükemmel... Hiçkimse, "Golü ben yapayım" demiyor. "Kim atarsa atsın, ama G.Saray atsın" diyor. Bunun en güzel örneği de Arif'in golünde görüldü.
Hep söylerim, Hakan Şükür gol atar, asit yapar, ama her zaman sahanın takımı adına en yararlı oyuncudur diye... Trabzon karşısında da yalnız hücumda değil savunmada da etkiliydi. Geriye gelip hava toplarında defansa yardım etti.
Arif, mükemmel bir performans gösteriyor. Attığı gollerin yanı sıra rakip savunmayı dağıtıyor. Ve Ümit'e bakıyorum... Filipescu gitti diye üzülenler, genç Ümit'in ondan daha yararlı olduğunu görünce rahatladılar.
Trabzonspor ise yıllardır iyi futbolculara sahip bir takım ama o futbolcuları yine yıllardır iyi kullanamıyor.