Milne, Trabzonspor'u korkak, kendine güveni olmayan, pısırık, rakibin gücünü abartan bir takım yapmayı başardı! Yoksa kendi sahasında Avrupa Kupalarına katılabilme yolunda mutlak üç puan alması gereken bir maça savunma ağırlıklı bir takımla çıkmazdı. Üstelik bu kadar savunma oyuncusunun bulunmasına rağmen, rakibin gol pozisyonu fazlaca üretmesi de büyük çelişki.
Kabul etmek gerekir ki büyük olmanın koşulu büyük düşünmekten ve bunu sahaya yansıtmaktan geçer. Futbolda iyi oynamak için topun sizde kalması gereklidir. Trabzon ise ülkemizin bu konuda en kısır takımı. Özellikle savunma bloğunda topu ayağına alan ileriye gelişi güzel vurmaktan başka hiçbir iş yapmıyor. Ünal ve Abdullah dışında topu olumlu kullanmaya çalışan bir başka oyuncunun olmadığı bir takımın dünkü görüntüden başka ortaya birşey koyması olası değil. Hagi durarak oynuyormuş, boşverin geçin. Her aldığı topta kendisinden çok daha genç Mehmet İpek'in yanından yıldırım hızıyla geçiyorsa varın Trabzon'un halini siz düşünün.
İkinci yarıda da Trabzonspor yenik başlamasına rağmen Milne yine aynı kadro ile sahaya çıkıyor. Orhan, Kalitvintsev ve Selahattin herhalde hücum oyuncuları değil! Dün akşam bütün çıplaklığıyla ortaya çıktı ki, artık Milne ile Trabzonspor'un yollarını ayırmanın zamanı geldi.
Önümüzdeki sezon da bugünleri aramak istemiyorsak Trabzonspor Yönetim Kurulu acele olarak bu konuyu çözüme kavuşturmalıdır. Aksi taktirde bu sezon yaşanılan tüm olumsuzlukların daha da artarak süreceği inancındayım. Bir de dünyanın hiçbir yerinde kendi sahasında oynayan bir takımı hakem bu kadar baskı altında tutabilir mi? Dün akşam hakem Bülent Uzun bunu mükemmel şekilde başardı! Kendisine büyük tebrikler.