SABAH - Sen mutluluğun filmini yapabilir misin, Abdullah?
kapat
   
SABAH Gazetesi
 
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Sen mutluluğun filmini yapabilir misin, Abdullah?
26. yılında, festivalin sağlığı yerinde
Kaçırılmaması gerekenler
Fantastik ama pek de değil!...
Sen mutluluğun filmini yapabilir misin, Abdullah?

Sen mutluluğun filmini yapabilir misin, Abdullah?


Zülfü Livaneli son romanlarında (okuduğum Leyla'nın Evi ve bir türlü okuyamadığım Mutluluk), anladığım kadarıyla şöyle bir öğeye yaslanıyor: Türkiye'nin insan mozaiğinden son derece farklı konumlarda bir avuç kahraman seçmek, onları raslantılarla karşılaştırmak. Ve böylece bize, toplumun yaşadığı çelişkilerden çarpıcı yansımalar vermek... Tüm dünyada övgü kazanan ve ödüller alan Mutluluk romanı, gerçekten de filmi kadar iyi mi? Yoksa film romanı aşıyor mu? Bu konudaki kişisel yargımı izninizle romanı okuyunca vereceğim. Ama şimdilik çok iyi bir film karşısında olduğumuzu söyleyebilirim. Bir Anadolu kırsalı dekorunda açılan film, bir göl kıyısında tecavüze uğramış ve baygın olarak bulunan genç Meryem'i ve onun saldırganı bir türlü açıklamaması üzerine, aile reisi olan dayısı tarafından verilen 'ölüm kararı'nı hikâye ediyor. Bu 'görev' de askerden yeni dönen amca oğlu Cemal'e veriliyor. Askerde 'hainlerin peşinde' koşmuş ve bir kısmını haklamış olan komando Cemal, işi sessizsedasız bitirmek için kızı alıp İstanbul'a geliyor. Ama orda, onu öldürmeye eli varmıyor. Bu kez Ege kıyılarına geliyor, bir balık çiftliğinde yeni bir hayat kurmayı deniyorlar. Ve karşılarına, sosyetik karısından, yapay hayatından ve rutin işlerinden bıkıp kendini denizlere adamış orta yaşlı bilim adamı, üniversite hocası İrfan çıkıyor. Mirsad Heroviç'in kameranın değdiği her yeri ve her şeyi büyülü biçimde güzelleştiren çabasıyla saptadığı bir cennet dekorunda, bir cehennem öyküsü izliyoruz. Sormamak elde değil: Tanrım, bu güzelim doğada bu köylüler, niye bu kadar zalim, neden bu denli kıyıcı? Bu güzellikler önünde böylesine çirkin ruhlar nasıl var olabiliyor, böylesine insanlık dışı şeyler nasıl düşünülüp tasarlanıyor? Film, adına töre cinayetleri denen şeye öylesine güçlü bir tanıklık getiriyor ki, aşkolsun. Tüm bu adamları devasa bir salona toplayıp bu filmi göstersek... Acaba bir şeyler değişir miydi? Ama bu sanılacağı gibi bir tez filmi, bir polemik filmi değil. Livaneli'nin sanırım romana yüklemeyi başardığı tüm evrensel hümanizma öğeleri, filmde de güçlü ve etkileyici biçimde beliriyor. Ve bize kolay kolay unutulamayacak birçok sahne armağan ediyor. Hemen tüm olaylar, suyun (göl, Haliç veya deniz) egemen olduğu bir coğrafyada geçiyor ve suyu nerdeyse trajedinin bir öğesi haline getiriyor. Bu temelde üç kişilik oyun, son derece iyi seçilip yönetilmiş olağanüstü oyuncularıyla, bir büyük aşk ve ölüm dansı gibi sanki... Meryem ve Cemal, tutkuları, gelenekleri ve duygularıyla adeta bıçak sırtında dolaşıyorlar, yaşamla ölüm arasındaki ince çizginin bir bu yanına, bir öbür yanına düşüyorlar. Onların gerçekliklerine karşı, Profesör İrfan biraz hayal eseri, biraz fantezi gibi duruyor. İyi niyetli, bohem karakterli, iklim ve coğrafya değiştirerek kendi gerçeklerinden kaçabileceğini hayal eden idealist, saf aydın tipi. Onu karikatürize olmaktan biraz da usta oyuncu Talat Bulut kıl payıyla kurtarıyor. Sonuç olarak hem görsel nitelikleriyle, hem de özüyle ön plana çıkan sıradışı bir film, sinemamızın şu dönemde kalkıştığı atakta bir diğer zirve. Abdullah Oğuz da artık dikkate alınması gereken önemli bir yönetmen.

MUTLULUK
* * * *

Yönetmen: Abdullah Oğuz/ Senaryo: Kubilay Tunçer, Elif Ayan, Abdullah Oğuz/ Görüntü: Mirsad Heroviç/ Müzik: Zülfü Livaneli/ Oyuncular: Özgü Namal, Talat Bulut, Murat Han, Lale Mansur, Mustafa Avkıran, Emin Gürsoy, Şebnem Köstem, Meral Çetinkaya/ ANS Yapım
DİĞER SİNEMA HABERLERİ
 Allah korusun ya başkan Bush öldürülseydi?
 Işık kentinde kesişen öyküler
 Bale ve dövüşlerle bezeli görkemli bir melodram
 Batı gözlüğüyle görülmüş bir uygarlık savaşı
 Maya uygarlığı nasıl kendisini yok etti?
 Yıllara meydan okuyan yönetmenler
 Fellini filmleri Ankara'da...
 Bu diziden korkulur
 27 Mart Dünya Tiyatro Günü
 İtalyan aygırı 62 yaşında ringe dönüyor
 TV dizisi havasında ve vasatın da altında
 Filmde Sinan'ın yeteneğini hatırlatan şeyler de var
 CIA'in kirli tarihinden sayfalar
 Bir zamanlar cehennem olan ülkelerin birinde
 'Aşkın heyecanını herkes taşıyamaz'
 Kraliyet ailesi, prensesin hayaletine karşı!...
 Türk usulü polisiyede kilometre taşı
 Siyahî müziğe adanmış bir başarı öyküsü
 Düşmana dostça, insanca bir bakışın filmi
    Cumartesi Yazarlar
    Güncel
    Yaşama Dair
  » Sinema
    Gurme
ATİLLA DORSAY
Savaşın göbeğinde ve masallar içinde...
Mutfakta yine Ece var
Mutfakta yine Ece var
Ece Aksoy, kendi adını taşıyan Kuruçeşme'deki Ece Bar'ı sattı. Ama...
Nohut yerine fıstık pirinç yerine karnabahar
Nohut yerine fıstık pirinç yerine karnabahar
Tünel'deki Saf Restoran, yeni bir vejetaryen restoranı. Yiyecek ve...
Bienal'in 'özel' biletleri satışta
8 Eylül-4 Kasım 2007 tarihleri arasında gerçekleşecek 10.
Padişahların el yazmaları korumada
1999 depreminde zarar gören Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi...
'Şovmenlerin kof ego sorunu var'
Şok, Dikkat Şahan Çıkabilir, Bir İş Lazım gibi formatların yaratıcısı Alper...
Yoros Kalesi'nde göbek atmak
Boğaz'a nazır bir tepede, kim, neden kafa çekip göbek atar? Bu mantıklı mıdır?...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.