kapat
E-gazete
|
Sarı Sayfalar
|
Arşiv
|
Üye Ol
|
Üye Girişi
|
Okur Temsilcisi
|
English
|
Kırmızı Alarm
  
16 Kasım 2008, Pazar
Sabah
 
Haberler Spor Günaydın Dosyalar Servisler Multimedya Astroloji Kültür-Sanat İşte İnsan Çocuk Kulübü Yazarlar Çizerler
Günaydın Cuma Cumartesi Pazar Emlak Buzz
 
24 Saat
24 Saat

Çillerleşirse hayatının hatasını yapar...

14.11.2008
- Seçim sonrası yaptığı konuşmayla herkese umut, değişim sözü veren Erdoğan önce liberal, sonra da İslamcı çevreler tarafından topa tutulmaya başlandı. Eleştiri aldıkça uslübu da sertleşti. Söyler misiniz Başbakan'a ne oluyor?
- Şu oluyor; hem yorgunluk, hem devlet işleri, hem parti işleri, bir de seçim ortamındayız. Büyük şehirlere göstereceği adayları tek tek tanıma ihtiyacı duyuyordur, görüşmeler yapıyordur, bütün bunlar zihni yoran şeyler. Ve düşünün 24 saat çalışıyor, 24 saat insanların içinde...

- Tamam da Erdoğan reformcu politikasını değiştirmedi mi? AKP reformcu vaatlerden, sivil siyasetten uzak, askerin dilini konuşan diğer partilere benzemedi mi?
- Şimdi bunu sizin sorunuzdaki çarpıcılık içinde ifade ettiğimizde, olayı tam algılayamayabiliriz endişesindeyim. Çünkü tam şu sıralar AK Parti'de özellikle başbakanın çevresinde yeni politika belirleme çabaları sürdürülüyor.

- Dengir Mir Mehmet Fırat'ın gidişi, Abdülkadir Aksu'nun getirilişi bu yeni politikanın habercisi mi yani?
- O da içinde... Benim de yapmaya çalıştığım şey, bu çabaya kendi görüşlerim istikametinde katkıda bulunmak.

- Ya da eleştirmek?
- Evet, eleştiri de bir katkıdır. Yani daha keskinleşmiş, dört köşeli hale getirilmiş bir büyük politika yok görebildiğim kadarıyla. Ama bir adım ötesinde böyle bir politika belirecek! Bu işin iki yüzü var: 2005 yılında Diyarbakır'da muhteşem bir konuşma yapmış, Kürt sorununun çözümüne dair vaatte bulunmuş bir insan, şu anda karşısına dikilen terör olayıyla baş etmek zorunda! Asker kendisine birtakım bilgiler getiriyor. Oradan bir ses çıkıyor, buradan bir ses çıkıyor ve o tavrını, politikasını belirlerken bir yandan kendi yetişme tarzı ve geçmişiyle, bir yandan bugün karşısına çıkan terörün dayattığı tabloyla, bir yandan 2005'ten beri verdiği sözlerle hareket ediyor, bunların hangisinden yana tavır alacağı konusunda kafası karışık.

- O zaman ilk akla gelen soru şu: Erdoğan'ın tavır değiştirmesi için mi terör tırmandırılıyor?
- Bence öyle! Türkiye'de PKK terörü biraz geri planda kalmıştı. Ama seçimler yaklaştıkça, Aktütün Karakolu'ndan başlayarak kentlere de gelen, DTP'nin özel çabalarıyla çoluk çocuğun sokağa sürülmesine kadar varan olaylar öyle zannediyorum ki Erdoğan'ın terörle Kürt sorunu arasına koyduğu duvarın genişliğini epey daralttı.

- Hasan Cemal iddiasında haklı mı o zaman; Erdoğan giderek Çillerleşiyor mu?
- Ya Çillerleşecek ya da eski Erdoğan olarak devam edecek...

- Hangisine şans veriyorsunuz?
- Ben ikinciye şans veriyorum! Ama bir şartla: 29 Mart'taki seçim dönüm noktası olacak. Belli başlı Güneydoğu kentlerinde AK Parti seçimi kazanırsa, o takdirde Tayyip Bey iktidarın başı olmaktan öte, o bölgede de belediyeleri ele geçirmiş bir partinin genel başkanı olacak.

- İkinci şıkka şans verdiniz ama Fırat'ın gitmesi ve 'şahin kanattan' Aksu'nun tercih edilmesi tabloyu ortaya koymuyor mu?
- Birinci şıkkın yaşama şansı yok AK Parti'de. Türkiye'de de yok!

- Bunu göremiyor olamaz mı Erdoğan?
- Göremiyorsa hayatının en büyük hatasını yapıyor demektir. Çünkü o birinci şık yaklaşık 20 yıl uygulandı. Türkiye'de bu şıkka inanan hiçbir siyasetçi, siyasetin içinde değil bugün!

- Ya bu tavır değişikliğinin AKP'nin kapatılmamasıyla ilgili olduğu iddiaları?
- Böyle senaryolar var, evet. Ancak ben bunun doğru olduğu kanaatinde değilim; Türkiye'nin en sivil partisi AK Parti, böyle de kalmak zorunda.

- Dengir Mir Mehmet Fırat'ın da Erdoğan'ın 'yeni Güneydoğu siyasetinden' rahatsız olduğu için görevi bıraktığı doğru mu?
- Fırat partideki sorumluluklarının kendisini yorduğunu söyleyerek ayrıldı. Aksu'nun getirilmesinin de taktiksel olduğu kanaatindeyim.