kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 16 Ağustos 2008, Cumartesi
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
ABC
Can Yücel'in ailesi, dostları, okurları 12 Ağustos Salı günü saat 16.00'da Datça Mezarlığı'ndaki mekânında buluşacak. Kitaplarının ve özel eşyalarının bulunduğu Can Evi de aynı gün saat 10.00-17.00 arasında açık olacak.

Yaşasaydı yolundan dönenlere kızardı

FİGEN YANIK
09.08.2008
Ölümünün dokuzuncu yılında, Eski Datça'daki mezarının başında anılacak olan ünlü şairimiz Can Yücel, bugün yaşasaydı acaba içinde bulunduğumuz karanlık ortam için neler söylerdi? Eşi Güler Yücel, bu soruya verilecek en cesur cevapları bekliyor..
Küreselleşmeye karşıydı, "Yerelleşme," diyordu ısrar ve inatla... Kendi insanına, taşına, toprağına, ağacına, denizine ve en çok da şarabına tutkundu... Sevdiği bir şair mi öldü, hemen birkaç dize yazardı ardından... Ya da kızdı mı; enflasyon, yolsuzluk veya toplumu 'derinden' sarsan başka bir olay, hiç durmaz ağız dolusu küfrederdi. Başka hangi dünya şairinin hem şiirleri hem de küfürleri bu kadar meşhurdur ki zaten... Özü sözü birdi; içtendi, gerçekti. Okurlarının 'Can Baba'sıydı... Her yeri dolaşmış, Heybeliada'daki yazlık evde Yeşilmişik şiirini yazmış, yine de Datça'yı kendine mekân edinmişti yaşamının son yıllarında... Begonvillerle çevrili taş evinin bahçesinde kurduğu çilingir sofrasında yudumlamıştı şarabını geceler boyunca... Köyün kahvesi Hoş Seda'da yapmıştı en güzel sohbetlerini... Şair Can Yücel aramızdan ayrılalı dokuz yıl oldu; sıcak mı sıcak bir ağustos akşamında, 12 Ağustos 1999'da kaybettik... Mekânı istediği gibi Datça oldu ve bu süre içinde de binlerce ziyaretçi geldi, geçti evinin, mezarının yanından yakınından... Eşi Güler Yücel, bu yıl onu tam da ona, onun cesaretine yakışır biçimde anmak istiyor: "Bir gece düşündüm, şimdi yaşıyor olsaydı, bu kaos günlerinde ne der, ne içerdi? Cevabını şahsen ben merak ve heyecanla bekliyorum. Eminim birçok kişi de merak ediyor. Ne kadar cesareti varsa, herkes onu açıklayacak. En çok da yazarlardan, şairlerden, köşe yazarlarından bekliyorum. Herkes kendine göre bir şey söyler, ama cesaretle söyler.''

- Bu yıl Can Yücel'in ölüm yıldönümünü bir tür cesaret, açık sözlülük çağrısına mı dönüştürmek istediniz?
- Datça'daki evimize, mezarına türbe gibi günde en az 200 kişi geliyor. Rastladığım herkes de bana "Can olsaydı bu duruma ne derdi?'' diye soruyor. Ben de "Bir kere Can kadar cesaretli olmanız lazım, düşündüğünüzü hissettiğinizi açıkça söylemeniz lazım,'' diyorum. En önemlisi bu. Can'da bu vardı. Akıl, cesaret ve kendine karşı dürüst olma etiği vardı. Ben de bir ortak akıl yaratmak istedim.

- Nasıl bir anma programı planladınız?
- Çoluk, çocuk, Türk, yabancı herkesi mezarına götüreceğim. Her gelene de düşüncelerini yazdırıyorum zaten. Uzun bir yazıt oldu şimdiden.

- Yaşasaydı içinden geçtiğimiz bu karanlık, belirsiz sürece ne derdi sizce?
- Ben de ne diyeceğini bilmiyorum. Ama ben Can'dan çok yazar, çizer, köşe yazarından bekliyorum bunun cevabını... Bunlar da biraz Can'ın etiğini, cesaretini göstersin istiyorum. En çok da şairlerden bekliyorum. Şair gibi, adam gibi duruşu hatırlatmak istiyorum.

- Duygularını, düşüncelerini hiç saklamadığını, sevdiği şairler öldükten sonra da çok üzüldüğünü biliyoruz...
- Deniz (Gezmiş) için kendini denize atmıştı Kanlıca'da... Üsküdar'da oturuyorduk, gidip denize atladı, yüzdü, yüzdü. "Canı yanmış mı?'' dedi bir tek ve o şiiri yazdı (Mare nostrum). Şairlerin ölümü de onun yıkımı oluyordu. Cahit Sıtkı öldüğünde bütün gece ağladı.

- Kimlere kızardı bugün hayatta olsaydı?
- En çok olduğu gibi olmayan, kendini farklı gösterenlere kızardı. İktidarı elde etmek için, kariyer için yolundan dönenlere, sınıf atlamaya çalışanlara kızardı. Biz de bunu bir vicdan meselesi gibi görelim istedik. Bu bir hatırlatma aslında. İnsanlar nasıl her gün akın akın onun mezarına, evine gelebiliyor? Bu nasıl oluyor? Bu çok şaşılacak bir şey aslında. Onun duruşunu, hiç değişmeyişini, olduğu gibi olduğunu duyan, bilen gelip görmek, onu tanımak istiyor. Bir kısmı şiirlerini biliyor, bir kısmı "Nasıl bir gücü vardı ki?" diye merak ediyor. Biz de şimdi göreceğiz bu çağrıyla, bakalım o ahlak, vicdan, temizlik kaldı mı?
Haberin fotoğrafları