kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 13 Temmuz 2008, Pazar
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
ABC
Nuri Alço, yakından da tıpkı filmlerindeki Nuri Alço.

Nuri Alço'yla ocakbaşında

Melis Danişmend
Perşembe akşamı ani bir kararla ocakbaşına gittik. Ocakbaşı kültürüm çok zayıf, hatta iki sene öncesine kadar 'ocakbaşı' deyince mırın kırın eden, "Kokarız şimdi," diye insanları başka yerlere sürüklemeye çalışan biriydim, meğer harika bir şeymiş. Böyle ani kararlar alındığında gittiğimiz yer değişmiyor; Beyoğlu Zübeyir. Mezeleri ve etleri lezzetli, garsonlar da üstün iyi. Zübeyir'in bahçesinde (sokak oluyor) oturup yiyip içerken bir baktık Nuri Alço. Biraz ilerideki Kirvem'de oturmuş rakısını içiyor. Masada büyük şamata oldu tabii. Nuri Alço'yu görmek diğer herhangi bir ünlüyü görmekle aynı şey değil. Nedenlerini yazmıyorum, biliyorsunuz. Aramızda konuşurken, "Acaba 'Gece neden çıkıyorsunuz?' sorusunu Alço'ya sorsam ne olur?" dedim masadakilere. "Koş!" dediler. Masa, gazeteciler masası olduğu için teçhizat konusunda da sıkıntı yaşamadım. Teybim zaten yanımdaydı, Melis Alphan'ın da elime tutuşturduğu fotoğraf makinesiyle Alço'nun yanına yürümeye başladım. İçimden "Ya terslerse?" diye geçmedi değil. "Merhaba Nuri Bey, nasılsınız?" diye masaya yöneldiğim anda ayağa kalktı ve "İyiyim hayatım, sen nasılsın?" diyerek yanaklarımdan öptü. Hayatımda bu kadar tatlı ve samimi bir adam görmedim. Sanırsınız 40 yıldır tanışıyoruz. "Birkaç soru sorabilir miyim?" dedim, duraksamadı bile. "Gel şöyle yan masaya geçelim," dedi. Bu arada Nuri Alço, bildiğiniz Nuri Alço. Yakından görünce iyice anlıyorsunuz. Bir insan hiç mi değişmez. Masaya oturduk, başladık sohbete.

- Size uzaktan baktık, hepimiz aynı şeyi düşündük. Hiç değişmiyorsunuz. Nasıl başarıyorsunuz bunu?
- Teşekkür ederim. Valla biraz dikkat ediyorum. Sigara hayatımda kullanmadım. İçki içiyorum ama içtiğimin ertesi gün mutlaka saunaya gidip o alkol ve toksini atıyorum. Bol su içiyorum.

- Beyoğlu'na sık gelir misiniz?
- Geliyorum tabii. Bizim dernek burada, dostlar, arkadaşlar burada. Arada Kirvem'e geliyorum. Kenan Usta'nın oraya gidiyorum, Nevizade'ye. Fasıllı yerleri daha çok seviyorum. Onun için Nevizade'ye gidiyorum, Kumkapı'ya da gidiyorum. Daha önce Maksim diye bir yerim vardı zaten Kumkapı'da. Bir de Zincirlikuyu'da Şömine'ye gidiyorum. Bertan Üsküdarlı'nın yeri. Cuma, cumartesi programı oluyor.

- Fasıl başlayınca siz de söyler misiniz?
- Biraz söylerim.

- Sesiniz güzel mi?
- Fena değil. Öyle diyorlar.

- Rakı mı içersiniz genelde?
- Rakı içerim. Bir de viski. Ama neyle başlarsam onunla devam ediyorum.

- Bu aralar projeleriniz neler?
- Valla yeni geldim Edirne'den. Bir komedi filmi çekiyorum orada.

- Adı ne?
- Merküri diye, uzayla ilgili bir film. Mustafa Topaloğlu, Erol Günaydın var, güzel bir kadro. Ulaş Ak yönetmen. Bitti gibi bir şey.

- Haftada kaç gece çıkarsınız?
- Valla üç-dört gece çıkarım.

- Peki geliyorsunuz buralara. Kalabalık, gençler... Yanınıza geliyorlar mı sürekli?
- Geliyorlar. Çok sevecenler. Bana sevgileri bambaşka. Her gittiğim yer de yıkılıyor. Onun için gayet mutluyum. Onlarla beraber olmak, oturmak çok güzel.

- Espriler de oluyordur.
- Tabii bol bol oluyor. Masalarına davet ediyorlar, sohbet ediyoruz. Zaten ömrüm üniversitelerde geçiyor.

- Söyleşi günleri için mi?
- Evet. Bilkent, Gazi Üniversitesi, Doğu Akdeniz Üniversitesi, Eskişehir Anadolu Üniversitesi... Geçenlerde de Vefa Lisesi benim oyunumdan bir skeç hazırlamış, bölge birincisi olmuşlar. Ödül törenine davet ettiler. Ben verdim ödülü. Bunlar çok güzel şeyler.

- Nerelisiniz?
- Eskişehirliyim. Oraya da gidip geliyorum. 25'inde yine oradayım kısmet olursa.

- Ne için?
- Ağabeyimin kızının düğünü var, ona gideceğim.

- Peki son olarak saçlarınızın bu kadar gür olmasının sırrı nedir?
- E bakıyoruz işte.