kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 25 Mayıs 2008, Pazar
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
ABC
Kirkilas, Litvanya'nın çokkültürlü yapısı sayesinde AB'ye girişte kimlik kaybı korkusu yaşamadıklarını söylüyor.

Bizim iki dinimiz var: Katoliklik ve basketbol

Nur BATUR
18.05.2008
Bu yıl, Rus askerlerinin Litvanya'dan çekilmesinin 15'inci yılı. Rusya'nın kendileri için hâlâ tehdit olduğunu ama artık NATO ve AB güvencesinde olduklarını söyleyen Başbakan Gediminas Kirkilas, ilk kez Ankara'ya geldi..
O gün, 100 binlerce Vilnius'lu gibi, o da, büyük bir çoşkuyla sokaklara fırladı. Hem de Sovyet askerlerinin başkente gireceğini bile bile!.. Çünkü o gün, 78 yıllık rüya gerçek oluyordu... Neredeyse bir asırdır hep bağımsızlığı hayal etmemişler miydi? Önce Alman sonra da Rus çizmesi altında yaşamamışlar mıydı? 100 binlerce Litvanyalı, Sibirya'ya sürülmemiş miydi? Ama ne olursa olsun 3.5 milyon Litvanyalı, hayallerinden vazgeçmemişti. 13 Ocak 1991 günü, 12 yaşındaki kızını ve altı yaşındaki oğlunu da alıp 100 binlerin toplandığı, televizyon kulesinin bulunduğu meydana gitti. Gediminas Kirkilas, bu tarihi günü çoçuklarının da yaşamasını istiyordu. Ama o gün, Sovyet askerleri bağımsızlık coşkusuyla meydanı dolduran insanları dağıtmak için ateş açınca, bir anda ortalık mahşer yerine dönüyor, 13 kişi ölüyor ve yüzlerce kişi yaralanıyordu. Aslında o gün, ok yaydan çoktan çıkmıştı. Berlin Duvarı'nın yıkılışıyla Sovyet Birliği de sarsılmaya başlamış, 70 yıl boyunca Doğu Avrupa'yı baskı altında tutan Sovyetler Birliği dağılma sürecine girmişti... Artık geri dönüşü yoktu. Soğuk savaş sona eriyordu ve 3.5 milyon Litvanyalı, Moskova'dan kopmak için ilk kez bayrak açıyordu. Gediminas Kirkilas, o tarihi günden 17 yıl sonra, Avrupa'nın kuzeyinde, Baltık Denizi kıyısındaki bu küçücük ülkenin başbakanlık koltuğuna oturdu ve ilk kez Ankara'ya geldi. Litvanya Başbakanı'yla hem gençlik hayallerini hem de Litvanyalıların yeni dünyasını konuştuk...

TORUNU İNANAMIYOR
Söyleşimize, Berlin Duvarı'nın yıkıldığı günü konuşarak başlıyoruz. Litvanya Başbakanı gülümsüyor ve anlatmaya başlıyor: "Bir mucizeydi... Tam bir mucize! Torunum şimdi 14 yaşında. Geçmişte yaşadıklarımızı anlattığım zaman inanamıyor. 'Sovyet İmparatorluğu'nun yönetimi altında yaşamanın nasıl olduğunu hayal bile edemiyor. Hiçbir şey yoktu. Ne et ne ekmek... Sadece sabahın erken saatlerinde, o da birkaç saat alışveriş yapabiliyorduk. Sonra bütün dükkânlar boşalıyordu. O günler çok gerilerde kalmış gibi. Halbuki sadece 17-18 yıl önceydi." Kirkilas, Moskova Komünist Partisi'nden ayrılma kararını alan Litvanya Komünist Partisi'nin üyesiydi... Bağımsızlık hareketinin de önde gelenlerinden biriydi. O da bütün Litvanyalılar gibi çocukluk ve gençlik dönemini dünyadan kopuk yaşadı. Çünkü Rus işgali sona erinceye kadar Litvanya dışına çıkmak neredeyse imkânsızdı. İşgal yıllarında Sovyet istihbarat ajanları, başkent Vilnius'da cirit atıyordu. İstihbarat servisi KGB'nin baskı ve korkusu her yerde hissediliyordu ama yine de aydınlar gizli gizli buluşup Litvanya'nın bağımsızlığını konuşurlardı... Kirkilas, babasının yazar dostlarıyla buluşup, Sovyetler Birliği'nin bir gün mutlaka yıkılacağını konuştuklarını anlatıyor. Gediminas Kirkilas, Litvanya'nın bağımsızlık bayrağını açmasında, Rus işgalinin acılarını çok derinden yaşamalarının büyük rol oynadığını söylüyor ve şöyle diyor: "Moskova'dan ilk kopuşta, Sovyetlerin acımasız işgali ve 100 binden fazla insanın Sibirya'ya sürülmesi rol oynadı. Litvanya'da, her aileden bir kişi Sibirya'ya gönderildi. Çok acılar çekildi. O yıllarda bütün aydınlar KGB'nin baskısı altındaydı. Ama yine de gizli gizli buluşup yaşananları konuşur, tartışırlardı. Aslında Litvanyalıların 1918'de başlayan, 20 yıllık bir demokrasi tecrübesi var. O kısa dönemde demokrasi gelenekleri toplumda iz bırakmış. Bu gelenekler Litvanya'nın bağımsızlık ve değişim yolunu açtı." Aslında 20 yıl bir ulusun tarihinde çok kısa bir dönem ama 3.5 milyon Litvanyalı bu kadar kısa sürede çağ atladı sanki! Rus askerlerinin gidişiyle birlikte hür dünyayla buluşmak için koşmaya başladılar. Rus askerleri çekilir çekilmez Litvanya'daki en büyük tartışma "Önce NATO mu yoksa AB mi?" sorusunda yaşandı. Rusya korkusu yüzünden önce NATO'yu seçtiler. Ama Avrupa Birliği de NATO üyeliği kadar önemliydi kuşkusuz... Sonunda, 1996'da bütün siyasi partiler hem NATO hem de AB üyeliğinin Litvanya için hayati olduğunda uzlaştılar ve koşuyu süratlendirdiler. Litvanya mart 2004'te önce Batı'nın savunma ittifakı olan NATO'ya üye oldu. İki ay sonra ise Avrupa Birliği'ne giren 10 yeni üye arasında Litvanya da vardı... 20 yıl önce komşusu Finlandiya'ya bile gitmek için önce Moskova'ya gitmek zorunda kalan Litvanyalılar, artık trene ya da uçağa atlayıp, Avrupa Birliği üyesi 24 ülkeye pasaport göstermeden gidiyorlar.

ÜLKEDE HER ŞEY DEĞİŞTİ
"Peki böylesine süratli ve radikal bir değişim sancılı olmadı mı?" diye sorunca Litvanya Başbakanı şöyle konuştu: "Gerçekten büyük bir devrimdi. Ekonomiden dış ilişkilere her şeyi değiştirdik. Birçok alanda büyük reformlar yaptık. Ekonomik reformları yapmak kolay değildi. Ama piyasa ekonomisine geçmek zorundaydık. Büyük değişimi hâlâ tartışıyoruz." "Ya demokrasiye geçiş... Zor olmadı mı?" diyorum. Kirkilas, "Diktatörlükten demokrasiye geçtik..." diyor ve devam ediyor "Litvanya'da 30'dan fazla parti var. Sadece yedi-sekiz parti parlamentoya girebiliyor ama çok sancılı olmadı diyebilirim. Çünkü bütün siyasi partiler aynı hedefe kilitlendiler. Halkın desteği de güçlüydü. Kamuoyunda AB'ye girme isteği çok güçlüydü. Bazıları yabancılara toprak satışına karşı çıksa da, sonunda sadece tarım alanlarının satışında bir geçiş dönemi sağladık. Çünkü bu oldukça sancılı bir süreçti. Ama bu, yabancı yatırımcıyı çekmek için çok önemliydi ve şu anda toprakların yüzde 97'si yabancılar tarafından alınabilecek durumda."
Haberin fotoğrafları