kapat
   
SABAH Gazetesi
 
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Kazim Kanat @ SABAH
SMS:
4122-KK MESAJ
 

Babasız bir yılbaşı daha!...

Size komik gelecek ama 30 yıldır sinemaya gitmiyorum! Nedeni basit!... Yanımda çekirdek yiyenlerden nefret ederim. Teşrifatçının ışığı gözüme tutmasına hiç tahammül edemem. Bir de ağlamak istediğim zaman rahat ağlayamam. Utanırım!... Bu yüzden film seyretmenin o muhteşem keyfini evimde ve tek başına yaşarım. Güleceksem bağırarak gülerim. Ağlayacaksam zır zır ağlarım. İşte bu yüzden neredeyse 30 yıldır sinemaya gitmiyorum. Gitmeyeceğim de!... Peki şu Babam ve Oğlum filmine gitseydim ne yapardım? Her gidene soruyorum: Ağladın mı? Hemen herkes ağlamanın güzelliğinden öyle bahsediyor ki... Yapmayın diyorum: Ben ağlamaya utanırım diyorum. Göz yaşımı nasıl saklarım diyorum... Herkes suratıma bakarak gülüyor: "Baba ve oğul filminde herkes ağlarken sen ne yapacaksın?" "Ben de ağlarım," diyemiyorum ki... Çünkü: Benim de bir hikayem var. Babamla benim aramda geçen bir hikaye... Henüz ilkokul talebesiydim. Kahramanmaraş'ın Afşın kazasında yaşıyorduk. Her şey inanılmaz güzeldi. Mutlu bir aileydik. Bir gün baktım annem Ayşe Sultan ağlıyordu. Nedenini ısrarla sordum. "Babamız hasta, İstanbul'a gidecek," dedi.

'BABAM MUTLULUKTAN ÖLDÜ'
Afşın'da çok sevilen başöğretmen olan babam bir sabah erkenden İstanbul'a gitti!... Bizi uyandırmadan gitti!... Yaz geçti, sonbahar geldi. Kar yağdı. Anladım ki kış geldi. Bir de yılbaşı yaklaştı. Babasız ilk yılbaşımdı benim. Gece... Üç numaralı gaz lambası ve elma sandığı üzerinde derslerimi bitirmiştim. Anneme dedim ki "Bugün yılbaşı!". Annem gitti, elinde tepsi ile geldi. Tereyağda bir çift yumurta... Annem ve kardeşlerimle o yumurtayı öyle bir iştahla yedik ki... Uyuklayan ağabeyim Ziya, kardeşlerim Meserret ve Mesut kahkahalarımıza uyandılar. İşte o hayatımın ilk babasız yılbaşında mutlu mu oldum, yoksa bir çocuk gibi şımarıklık mı yaptım. İşte onu bilmiyorum. Bildiğim şey o yılbaşından sonra her gece uyuduğumda rüyamda uçurumlardan düşüyordum. Kabuslar içinde uyanıyor ve korkuyordum. Bu korku gençliğimde sürdü. Bu korkuyu yenmek için paraşütçü bile oldum, defalarca atladım... Ama hiç geçmedi... Bir gün psikolojik destek istedim. O zaman öğrendim ki benim sorunum, "Babasız kalma duygusuymuş...". Bu sorunum çözüldü... Bir daha uçurumlardan düşmedim. Öylesine mutlu uyuyordum ki... Babamın öldüğü gece bir daha uçurumlardan düşmeye başladım. Babam ne zaman mı öldü? Yılbaşına birkaç gün kala sevinçten. Mutluluktan... Çünkü: "Yılbaşında bütün evlatlarımla birlikte olsam ne güzel olur," diyormuş. Bir sürpriz yapalım dedik... Almanya'da yaşayan ağabeyim gitti... Ben de telefon ettim. Dedim ki "Bütün aileyi bu yılbaşında toparla. Ben de geliyorum." Babam telefonu kapatmış ve "Öyle mutluyum ki," demiş. Anneme demiş ki "Bir öpücük ver. Bugün benim en mutlu günüm." Sonra da bir kadeh rakı istemiş. Keyiften içecek. Annem mutfaktan elinde rakı ile odaya geldiğinde babam gülümsüyormuş! Annemin çığlığı!!!!!!!!! Peki bu yılbaşında ne mi yapacağım? Yılbaşı gecesi tam saat 24:00'te, eşim Sevinç'in pişireceği tereyağda çift yumurtayı yiyeceğim. Sonra da şu Babam ve Oğlum filminin CD'sini bulursam tek başıma izleyeceğim. İzlerken de çocuklar gibi ağlayacağım! Sonrasında ise... Eğer oğlum Mesut ve kızımız Esra gelirse milli piyango çekilişini izlerim. Belki de kestane pişirir mısır patlarım. Ama mutlaka evde tombala oynarım. Hayatında hep ikinci çinkoya takılan biri olarak ilk kez bu yılbaşında tombala derim. Hadi size bir sır vereyim. Yıllarca 19 Eylül gününü doğum günüm olarak kutladım. Annemden yeni öğrendim ki doğum günüm 20 Eylül. Babam 20 Eylül günü ben doğunca, birkaç saat sonra nüfus müdürlüğüne gitmiş. Utandığı için biraz önce oğlum oldu dememiş. Dün doğdu demiş... Ya baba... Sen ne güzel adammışsın be... Beni niye hep uyurken öptün be... (Ayıp olur ve şımarırım diye gündüz herkesin içinde sevmezmiş...). Keşke sen yasasaydın, ben de şımarsaydım baba. Şu baba ve oğul filmine birlikte giderdik. (Oğlum Mesut bu filme beraber gidelim derse ne derim!!!!!) MESAJ; Bu yazı geçen yılbaşı babam başöğretmen Mehmet Kanat'ın anısına yazıldı. Bu yazıya bu yılbaşı ekleyecek tek şey şu; Yılbaşını kutlamak için anneme gidiyorum. Bu gece saat 24:00'de 50 yıl önce yaptığımı yine yapacağım: Annemden tereyağda çift yumurta isteyeceğim. O lezzeti ve keyfi yine yaşar mıyım?.. Siz ne dersiniz, tekrar yaşar mıyım!

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
 Ağaçlar da konuşurmuş meğer!   / 07-01-2007
 Babasız bir yılbaşı daha!...   / 31-12-2006
 Ahmet Ertegün'ün rüyası: Cosmos!   / 24-12-2006
 Maraş'tan bir haber geldi. Dediler ki...   / 17-12-2006
 Biz erkekler, 'taş kalpli'yiz! Oysa siz kadınlar...   / 10-12-2006
 Korkmak mı, aslaaaa   / 03-12-2006
 İki fotoğraf ve birkaç kırık dökük anı   / 26-11-2006
 Mahallenin şık ağabeyleri   / 19-11-2006
 Sefertası ile işe gelen başbakan!..   / 12-11-2006
 Metroda müzisyene para verirken lütfen gülümseyin!   / 05-11-2006
    Pazar Sabah Yazarlar
    Güncel
  » Hobi
    Röportaj
    Gurme
    İyi Yaşa
FATİH ALTAYLI
Alman destekli İspanyol aslanı
Hayatımda ilk kez Seat...
GÜNTAY ŞİMŞEK
Antonov'a rapor zor!
Ukrayna yapımı, Moldova tescilli,...
'Kızım için torunumu doğurdum'
'Kızım için torunumu doğurdum'
Kod adı: S. K. Hastane kayıtlarında böyle geçiyor. Kızından alınan...
Çocuk seksi bitirir mi?
Çocuk seksi bitirir mi?
Jinekolog Doç. Dr. Fatih Güçer ve Ürolog Prof. Dr. Ferruh Şimşek...
'Hülya savunmasız kaldı'
Her şey yoluna giriyormuş gibi görünürken, Hülya Avşar ve Kaya...
'Bülent Hanım hiç kimseye asılmaz, çok asildir'
Türkiye bir haftadır Bülent Ersoy'u konuşuyor. Yarışma sonucuna neden bu kadar...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.