kapat
   
06 Ekim 2006 Cuma
 
SABAH Gazetesi
 
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Mehmet Barlas @ SABAH
SMS:
MB yaz
boşluk bırak
mesajını yaz
4122'ye gönder
 

"Devletli" olmayanlar da "irtica tehlikesi var" diyorsa...

Soyut " İrtica tehlikesi " söylemleri, toplumu ve siyaseti gerçekten geriyor. İster istemez herkes, bu söylemlerin şifresini çözmeye çalışıyor. Kimine göre bu söylemlerin içinde " Erdoğan Cumhurbaşkanı olamaz " uyarısı var. Kimi, kamu kadrolarına yapılan atamalardaki partizanlığın vurgulandığı düşüncesinde. Bazıları " Resmi laiklik " uygulamasının tartışılmasına karşı gösterilen tepki olarak yorumluyor " İrtica tehlikesi " söylemlerini.
Bir bölüme göre de, içine girilen AB'ye uyum sürecinde bürokrasinin iktidar ortaklığının sona ereceği endişesini seslendiriyor bu söylem.
Ancak toplumun geniş kesimlerinde de, " İrtica tehlikesi " söylemi yankı buluyor ve geniş kesimler hem Cumhurbaşkanı'nı, hem de komutanları haklı görüyorsa, siyaset ve bürokrasi dışı kesimlerde, yani " Devleti " olmayanlarda da " İrtica "ya ilişkin ve somut olgulara dayalı bazı endişeler var demektir. Üstelik bu endişeyi paylaşanlar arasında mütedeyyin insanlar da var.
İsterseniz bu endişeye dayanak olarak verilen bazı örnekleri sıralayalım.
-Ramazan'da bazı semtlerde oruç tutmayanlara veya içkili oldukları hissedilenlere karşı gösterilen ve bazen şiddet de kullanılan tepkiler, devletle, siyasetle ve iktidar beklentisiyle ilgisi olmayanları da geriyor.
-Yabancı ve Müslüman olmayan devlet temsilcilerinin " İftar resepsiyonları "nda ağırlanması da, yadırganmaktadır. Çünkü oruç da, İslam'da ibadetin bir öğesidir. Neticede Türkiye'nin devlet temsilcileri Batı ülkelerini ziyaret ettiklerinde kilisede pazar ayinine hiç davet edilmiyorlar.

SİYASİ
SİMGE
-Toplumda başı açık kesimlerin başı örtülü olanlara (Veya türbanlılara) karşı bir tepkisi yok. Başı örtülü gençlerin üniversiteye gidememeleri, çok büyük oranda doğru bulunmuyor. Ancak başı örtülü olmanın da, bir siyasal veya sosyal statünün simgesi haline gelmesi, toplumda rahatsızlık yaratmaktadır. Örneğin Erdoğan ailesi Başkan Bush'un eşiyle görüşürken, beraberlerinde bir tane bile başı açık aile ferdi yoktur. Oysa Türk toplumunun genel ortalamadaki görüntüsü bu değildir.
-Ankara'da kamu ile ilgili bir işi veya çözüm bekleyen bir sorunu olan kişiler, genel olarak bazı cemaatlere mensup oldukları söylenen " İşgüderler " devreye girmeden, sorunlarını çözemedikleri şikayetini seslendiriyorlar. Aynı şekilde kamu ihalelerine ilişkin dağıtımlarda da " Cemaatten olma "nın bir öncelik sağladığını söyleyenler fazlaca var.
-İktidar olduktan sonra ısrarla " Değiştik " diyen ve Türkiye'yi AB'nin eşiğine taşıyan Tayyip Erdoğan'ın son dönemde aşırı milliyetçi söylemlere sarılıp, bu kesimle oy yarışına girmiş görüntü vermesi, resmi " İrtica tehlikesi " söylemlerini politik hesapların yansıması biçiminde gören liberaldemokrat kesimlerin de, AK Parti'ye farklı bakmalarına neden olmuştur. Neticede içe dönmek ve yabancı düşmanlığı da bir çeşit " İrtica "dır.

CİDDİ
UYARI
Bu tür somut örneklere dayalı endişelerin, devletle ve siyasetle ilgisi olmayan kentli orta kesimlerde sık sık seslendirildiğini bilmemiz gerekiyor.
Siyasete ilişkin önyargıları ve doktriner saplantıları bulunmayan tarafsız ve liberal bir gözlemci olan Soli Özel'in dünkü Sabah'taki yazısındaki şu gözlemlerinin, AK Parti tarafından dikkate alınması, siyasetin ve istikrarın sağlığına katkı sağlayacaktır.
-İktidar partisinin söylemlerinin, dar kadroculuk anlayışının ve cemaatçilikten vazgeçmemesinin kamuoyunda bir rahatsızlık yarattığı belli. Partinin daha ideolojik ve çiğ unsurlarının tasarruflarının da ortalığı gerdiğine şüphe yok. Silahlı Kuvvetler' den gelen sert eleştiriler karşısında kamuoyu sivil iktidardan yana tavır almış görünse de bu gerçek değişmiyor. Dolayısıyla bu noktadan itibaren Türkiye' deki siyasi iklimin normalleşmeye başlamasının sorumluluğu da büyük ölçüde iktidar partisinin üzerinde. Başbakan' ın son on günde kendisine yöneltilen tüm mesajları doğru okuması ve gereğini yapması Türkiye' yi ferahlatacaktır.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
 AB'den kopmak en büyük tehdit değil mi?   / 05-10-2006
 Yerel gerçekler ve Avrupalılık   / 04-10-2006
 Acaba Bush da Erdoğan'a "irtica tehlikesi"ni sordu mu?   / 03-10-2006
 Cumhurbaşkanı Sezer'in TBMM'ye veda konuşması...   / 02-10-2006
 Haritada sınır çizmek fantezisi üzerine   / 01-10-2006
 Tehdit ve tehlikeleri toplum ya kanıksarsa...   / 30-09-2006
 Biz bize benzeye benzeye kendimizi iyice benzettik   / 29-09-2006
 Bana her şey Türkiye'yi mi hatırlatıyor?   / 28-09-2006
 Tarih kendisini unutanları acaba affeder mi?   / 27-09-2006
 Bütün darbeler Tayland'daki gibi turistik olmaz...   / 26-09-2006
YILMAZ ÖZDİL
Willkommen...
Almanya'nın, Türkiye'ye "solak"...
MEHMET BARLAS
"Devletli" olmayanlar da "irtica tehlikesi var"...
ERGUN BABAHAN
Anlatamadıklarım
Yılmaz Özdil'le önceki gece atv'de ilk...
UMUR TALU
Ölesiye lise!
Kabul ediyorum, "irtica" büyük mesele;...
FATİH ALTAYLI
Uzlaşma için MGK uygun yer
Başbakan Erdoğan,...
ERDAL ŞAFAK
Sıfır risk
Bugün Marmaris'teki Aksaz...
Varoş isyanı 'intifada' oldu
Banliyö isyanı yine mi başlıyor? Fransız polisi "Bize karşı intifada...
Tacizi 3 yıldır biliyorlardı
Stajyerlere cinsel içerikli taciz mailleri attığı ortaya çıkan...
Diyetin sonu yok
Diyetin sonu yok
Hakem Kuddusi Müftüoğlu'nun ağabeyi Emin Müftüoğlu, federasyon...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Pazar Sabah | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar | Arşiv | Künye | Ana Sayfa
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Üretim ve Tasarım   Merkez Bilgi Grubu