kapat
   
SABAH Gazetesi
 
   Dünya Kupası
   Son Dakika
   News in English
   Yazarlar
   Günün İçinden
   Ekonomi
   Gündem
   Siyaset
   Dünya
   Spor
   Hava Durumu
   Sarı Sayfalar
   Ana Sayfa
   Dosyalar
   Teknoloji
   Emlak
   Otomobil
   Detaylı Arama
   Arşiv
   Etkinlikler
   Günaydın
   Televizyon
   Astroloji
   Magazin
   Sağlık
   Kültür Sanat
   Turizm Rehberi
   Cuma
   Cumartesi
   Pazar Sabah
   İşte İnsan
   Sinema
   20. YILA ÖZEL
   Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
'Amacım bir Altın Portakal ödülü almak'
'Amacım bir Altın Portakal ödülü almak'
'100'e yakın film yapmışsam ilgiyi ben de hak ediyorum'
Geliyoruz TV kanallarına...

'Amacım bir Altın Portakal ödülü almak'


Katıldığı bir güzellik yarışmasında birinci olduktan hemen sonra sinemaya adımını atan Selda Alkor, televizyon dizileriyle ünlense de beyazperdeden vazgeçmeyi düşünmüyor.

Selda Alkor'u bu sayfada konuk etmeyi, uzun zamandır istiyordum. Sinemamızın parlak döneminden kalma bir sanatçıydı ama asıl ününü, daha sonra TV dizilerinde yapmıştı. Ve bu ün, onu günümüze dek tanınan, sevilen bir star konumuna getirmişti. Sanatçı, 1944 Konya doğumlu. Polis olan babasının Konya tayininde doğmuş. Bir hatırası var. Annesi hep anlatırmış; Konya'daki daha ilk gecelerinde, uzun boylu, yeşil sarıklı biri girmiş rüyasına... Komşuları Hazret-i Mevlâna'nın ona göründüğü yorumunu yapmış. Üç gün sonra ise rüyasında Mevlâna'nın türbesini görmüş. O arada Selda'ya hamile kalmış. "Belki o yüzden Mevlâna felsefesini her zaman çok sevmişimdir," diyor. Üç yıl Konya'da kalan aile, sonra Manisa'ya geliyor, Selda ilkokulu ve kız meslek lisesini orada okuyor. Bir okul temsilinde "Çiçekçi Kız"ı oynamasını da unutmuyor; yıllar sonra sinemadaki en ilginç rolü olacak karakter... Selda, 11 yaşında iken kaybettiği, Manisa Emniyet Müdürlüğü'ne dek yükselen polis babasının, İstanbul'un işgali yıllarında ortalığa kök söktüren Rum haydudu Hrisantos'u öldüren memur olduğunu da kaydediyor. Tatavla (şimdiki Kurtuluş) karakolunda görevli babası Muharrem Alkor, arkadaşı Tayyar'la birlikte adamı vurmuş. Ve yıllar sonra bunun kitabını yazmış Hrisantos'u Ben Öldürdüm diye... Benim çocukluğumdan hatırladığım Hrisantos- İstanbul Kan Ağlarken filmi, bu kitaptan uyarlanmış; babasını da Muzaffer Tema oynamış. Selda'nın ilk gençlik yıllarındaki arzusu, resim okumak için Akademi'ye girmek. Ama arada öksüz kalıyor; ana da gidiyor, baba da... Yıllarca hala dediği bir akraba hanımın elinde büyümüş. O aralar SES Dergisi'nin ünlü yarışmaları var. Ama ağabeyi ve ablası kesinlikle karşı çıkıyor. 1965 yılındaki yarışmaya resim gönderiyor, elemeleri kazandığı haberi geliyor: "O zaman büyük bir telâşa düştüm. Hiç bilmediğim bir dünyanın içine girecektim. Hiç kimseyi tanımıyorum; ne bir gazeteci ağabeyimiz var, ne bir yapımcı. Sinema nedir, nasıl bir dünyadır?" Tüm bunları düşünüp paniğe kapılan Alkor, Cağaloğlu'ndaki eski SES binasına gidiyor; resimlerini geri almak için... Karşısına eski gazeteci Enis Olcayto ve genel yayın müdürü Çetin Emeç çıkıyor. Birlikte Selda'yı ikna ediyorlar. Katılıyor ve sonunda o yılın birincisi seçiliyor. Ardından ikinci olan da Esen Püsküllü. Selda, hemen sinemaya geçiyor ve art arda Çiçekçi Kız, Buzlar Çözülmeden, Senede Bir Gün, İlk ve Son, Yara, Yosma ve Yakut Gözlü Kadın gibi filmler çekiyor. Ayhan Işık'la ilk kez film çekeceklerinde, kimi dergilerde bir dedikodu yayılıyor; "Ayhan Işık, genç oyuncu Selda Alkor'a âşık oldu" diye... Evli barklı Işık, çok kızıyor, Selda'yı istemiyor. Ama sonra yeniden birkaç film çekiyorlar ve dost oluyorlar. Alkor'un belki gerçek talihsizliği, sinemamızın en büyükleriyle çalışamamış olması; Lütfi Akad, Atıf Yılmaz, Metin Erksan... "Evet, onlarla çalışamadık. Hepsinin zaten aile gibi oldukları oyuncuları vardı. Ama Memduh Ün'le çalıştım. En çok da rahmetli Nejat Saydam'la çalıştık." O yıllarda Selda'nın bir de sahne macerası var. 1968 yılında yani çok kişinin kendini sahneye atmasına neden olan seks filmleri başlamadan çok önce, o çıkıp halk türküleri söylüyor: "Çok iyi paralar veriliyordu. Ben ayrıca üç dört Türk Sanat Müziği parçası ezberleyip de çıkmak istemedim. Uzun süre rahmetli Ruhi Su'dan şan dersleri aldım." Sonra aşk geliyor. Yani Selda'nın dönemin ünlü basketçisi Cihat İlkbaşaran ile tanışması, o yıllarda dillere destan olan aşkları. Ve 1972'de evlenmeleri. Ondan sonra Selda, sinemayı hemen hemen tümüyle bırakıyor: "Kimi teklifler gelmedi değil. Ama önemsiz şeylerdi. Piyasada sanki evlenen oyuncuların sinemadan koptuğuna dair bir inanç vardı. Oysa devam etmeyi istiyordum, eşim de karşı çıkmıyordu. Ama olmadı." "Evlenmeseydiniz kariyeriniz daha parlak mı olurdu?" diyorum. "Bu soruyu bana hiç sormayın, kimse de sormasın. Böyle bir seçim yapmadım, yapmak istemezdim. İkisinin birbirine engel olduğunu hiç düşünmedim." Evliliğini gölgeleyen şeyler olmuş. Örneğin çocuk sahibi olamamış. Ayrıca, 28 yıldır Koç Holding'de çalışan Cihat Bey'in yakın zamanda talihsiz bir dönemi olmuş; bir beyin ameliyatı, bir kaza, beyindeki sorunun nüksetmesi... Bunları anlatırken, o şen, neşeli, konuşkan Selda Alkor'un gözlerinden bir hüzün bulutu geçiyor sanki... Ama o ne olursa olsun, güçlü bir kadın. Hemen kendisini toparlıyor, eski haline dönüyor. al.dorsay@superonline.com
DİĞER RÖPORTAJ HABERLERİ
 Bu kız sizi dans ettirecek
 'Türkiye'de aydın yok'
 'Gereksiz kitabı yırtarım'
 Sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısı: Memo
 'Gelecek yıl bebek istiyoruz'
 'Şampiyonlukta parasızlığın ve Allah'ın etkisi oldu'
 'Sion tarikatı, Bizans'ta da mevcuttur!'
 Sion Manastırı'nın hazinesi yurtdışında!
 'Parayla sevgi bile satın alınır'
 Eski şarkılarda güzel olan, 'söz' olmasıydı
 'Kızımı bana verdiği için Cihan'ın ellerini bile öperim'
 Cumhuriyet'in gerçek divası: Müzeyyen Senar
 'Bağırarak şarkı söylüyorlar'
 'Ercan dedi diye tesettüre bürünemem'
 'Kadınlar komik adama güler, ağırbaşlıyla sevişir'
 Ağırlamak bir sanattır
 'İstanbullu olmak görgülü olmak demek'
 'Yaşıyorum, her şeye rağmen...'
 Kötü bir garsondu çok iyi oyuncu oldu
    Pazar Sabah Yazarlar
    Güncel
    Hobi
  » Röportaj
    Gurme
    İyi Yaşa
Başka dünyanın çocukları
Başka dünyanın çocukları
Belçika'nın Antwerp şehrinde yapılan Özel Olimpiyatlar'a Türkiye...
Tüketim çılgınlığına karşı bireysel devrim: Freeganizm
Tüketim çılgınlığına karşı bireysel devrim: Freeganizm
Dünya vatandaşı olmak; çevreyle barışık yaşamak; hava, ses veya...
Prensesi uyutmayan minik yeşil tane
Yatağının altındaki tek bezelye tanesi yüzünden uyuyamayan prenses;...
Dünya rekortmeni yelkenci SABAH takımında yarışacak
SABAH, Akdeniz'in en büyük yarışına bomba gibi bir ekiple giriyor. Geçen ay bir...
Hem rekortmen hem şampiyon
Rodolphe Jacq'ın çok parlak bir yelken geçmişi var. 34 yaşındaki sporcu yüksek...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.