kapat
   
SABAH Gazetesi
 
   Son Dakika
  » Yazarlar
   Günün İçinden
   Ekonomi
   Gündem
   Siyaset
   Dünya
   Spor
   Hava Durumu
   Sarı Sayfalar
   Ana Sayfa
   Dosyalar
   Teknoloji
   Emlak
   Otomobil
   Detaylı Arama
   Arşiv
   Etkinlikler
   Günaydın
   Televizyon
   Astroloji
   Magazin
   Sağlık
   Cuma
   Cumartesi
   Pazar Sabah
   İşte İnsan
   Sinema
   20. YILA ÖZEL
   Turizm Rehberi
   Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Sunay Akin @ SABAH
 

Sahi, neyin adıdır İclal?

"İclal" sözcüğünün anlamlarından biri ağırlamadır...
Yanılmıyorsam sekiz yıl önceydi; İclal Aydın'ın televizyon programını ilgiyle izliyor, konuklarıyla kurduğu diyaloğu, sorularını çok beğeniyordum. Kendisiyle ilk tanışmam da televizyon programına davet edilmemle olmuştur. İclal'in sunduğu programı hazırlayan bir lise arkadaşımdı ve ben, televizyon binasına onunla sohbet etmek için yayın saatinden çok önce gitmiştim. Böylelikle, İclal Aydın'la tanıştırıldım. Karşımda, kendisini konuğuna çok iyi hazırlamış bir sunucu değil, bir kitap sevdalısı duruyordu. O gün, unutamayacağım bir saat yaşadık İclal'le... Ben katıldığım televizyon programlarını pinpon maçına benzetirim. Eğer karşınızda attığınız topları karşılayacak biri yoksa, duvara karşı oynuyor duygusuna kapılırsınız ve bir an önce o koltuktan kalkmak istersiniz. Ama karşınızda İclal Aydın varsa zamanın nasıl geçtiğini anlamadığınız bir program çıkar ortaya. Evet, İclal'le ilk tanışmam, adının anlamlarından biri olan ağırlama ortamında geçti! O günden sonra birkaç kez daha konuk oldum televizyon programlarına.

Anlamlarından biri de "saygı gösterme" dir, İclal'in...
İclal Aydın ile ne kadar samimi, ne kadar yakın olursanız olun, size saygı duyduğunu hissettirir sürekli olarak. Bu davranış onun doğasında vardır. O, hayatın güzel olduğuna inanmıştır bir kere. Ama asla Pollyannacılık oynamaz. Umudun tarafında, karamsarlığı mat etmeye çalışan bir satranç oyuncusu gibidir. Programları, kitapları, köşe yazıları bu tavrın hamlelerinden başka bir şey değildir. Ve İclal, umutsuzluğu köşeye sıkıştırmayı başardı; bu oyunu kazanacak, eminim.

"Büyütme" de İclal'in anlamlarından biridir...
Buluşlarıyla, eserleriyle yaşamı güzelleştiren biliminsanlarına, sanatçılara kahraman gözüyle bakmıştır. İclal Aydın bu yüzden çok sevilir. Efendim! Biri "Sen de İclal'i amma da büyüttün" mü dedi!? Bu düşüncelerimi İclal'in konuk olduğu, onun yaşamının ele alındığı bir televizyon programında da söylemiştim. Adı lazım olmayan, yaşamın küsüründe kalmaya mahkum bir dergideki sözümona bir yazar(!) İclal Aydın ile ilgili söylediğim sevgi sözcüklerini ti'ye almaya kalkışmıştı. Oysa o yazı dostluğumuza uzatılan bir ödüldü, benim gözümde...

İkram... İclal sözcüğü bu anlamı da içerir...
Ben, yaşantımıza sunulmuş bir ikram olarak görüyorum İclal Aydın'ı. Onun televizyon programları, yazıları olmasaydı bu kadar güzel olmayacaktı hayat... "İclal" sözcüğünün anlamlarıyla tanıtmaya çalıştım İclal Aydın'ı... İsterseniz bir de adının ve soyadının görselliği üzerine düşünelim: İclal Aydın... Ne dersiniz, sizce de "İclal" sözcüğü İstanbul siluetine benzemiyor mu? Sanki, Marmara'nın dalgalarıyla sarhoş olmuş bir gemiden, ufukta görünen tarihi yarımadaya bakıyorsunuz. Ve "Ay" var gökyüzünde... 2005'in son haftalarında başarılı bir yazarla adı anıldı İclal'in... Medyanın yalan çorbasına o da "maydanoz" yapılmak istenildi; söylemediği sözler ağzından çıkmış gibi yansıtıldı, okur yanıltıldı. Hayır! Bunları önemsemek insanların özel hayatlarına saldıran basın teröristleriyle aynı kefeye konulmaktır. Bu yüzden üstünde durmayacağım. Ancak!.. Kalemine saygı duyduğum bazı "eleştirmen"lere İclal Aydın'ın ve Tuna Kiremitçi'nin edebi nitelikleri sorulduğunda yanıt vermeleri ağrıma gitti, saygınlıkları adına üzüldüm, kötü bir magazin haberini ciddiye alarak büyütmelerine aklım ermedi, seviyesizce başlayan bir dedikodu haberine iki yazarı ikram etmelerinden dolayı da bir anlık kaygı duruşuna geçtim! Evet, kaygım eleştirmen kimliğinin bu kadar kolay bir şekilde "elleştirmen"liğe dönüştürülmesiydi! 2006 yılında da yazarların düşüncelerine, sözlerine, özel hayatlarına bu tür saldırılar olacaktır. Ben diyorum ki kitabın çok az okunduğu bir ülkede, edebiyatçıların, bu kolay tuzaklara düşmeye hakları yoktur.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
 Sahi, neyin adıdır İclal?   / 07-01-2006
 Noel Baba Nasrettin Hoca'ya karşı   / 31-12-2005
 O en kuvvetli insan...   / 24-12-2005
 Hayaller kenti İstanbul   / 17-12-2005
 Dan Dan Dans!   / 26-11-2005
 Prag'da olup İstanbul'da olmayan   / 12-11-2005
 Titanic'i anımsamak   / 05-11-2005
 İnsanlara mı inanacağız, yoksa!?   / 29-10-2005
 Tavuskuşumu istiyorum   / 22-10-2005
 Attila İlhan ve Turist Ömer   / 15-10-2005
    Cumartesi Yazarlar
    Güncel
  » Yaşama Dair
    Sinema
    Gurme
PROF. DR. ERDEM YEŞİLADA
Diyare tedavisinde probiyotik etkin bir...
PROF. DR. BENGİ SEMERCİ
Bu çocuk uyumuyor, peki niye?
Çocukların uyumaması,...
"Aşk Mevsimi"nin kahramanları 30 yıl sonra tekrar karşılaşırsa
"Gerçek Dedikodu"da oyuncular aslında iyi. Özellikle Jennifer Aniston...
Harry Potter serisine rakip bir masal ve düşler alemi
Harry Potter serisine rakip bir masal ve düşler alemi
"Narnia Günlükleri" aslında çocuk filmi-büyük filmi ayrımının artık...
Çayın önce uzmanı sonra tutkunu oldu
Çay 5 bin yıllık geçmişi ve kültürüyle hayatımızın vazgeçilmez bir...
Yenibosna'ya Ahıskalı göçü
Yenibosna'daki Çobançeşme Mahallesi yaklaşık bir yıldır Ahıskalı Türkleri'nin...
Üst kimliğimiz ahlaklı Türk vatandaşı olmalı
Babası Münir Nurettin Selçuk. 22 Şubat 1930'da karlı bir İstanbul gecesi...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.