kapat
   
SABAH Gazetesi
 
   Son Dakika
  » Yazarlar
   Günün İçinden
   Ekonomi
   Gündem
   Siyaset
   Dünya
   Spor
   Hava Durumu
   Sarı Sayfalar
   Ana Sayfa
   Dosyalar
   Teknoloji
   Emlak
   Otomobil
   Detaylı Arama
   Arşiv
   Etkinlikler
   Günaydın
   Televizyon
   Astroloji
   Magazin
   Sağlık
   Cuma
   Cumartesi
   Pazar Sabah
   İşte İnsan
   Sinema
   20. YILA ÖZEL
   Turizm Rehberi
   Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Ali Poyrazoglu @ SABAH
 

Ben eskiden küçüktüm -2

Ben eskiden küçüktüm adlı yeni oyunumuz dün gece başladı. Herkes soruyor ne satıyorsunuz bu oyunda ne anlatıyorsunuz. Dedim ki bilet satıyoruz, sahnenin tozunu satıyoruz. Kardaki kuş izlerini satıyoruz. Satıyorum efendim, sahnenin tozunu satıyorum... Tozundan, tıpkı küllerinden yeniden dirilen Anka kuşu gibi dirilecek olan, sahnenin tozunu satıyorum. Sahnenin tozu da kar gibidir... Kar gibi bembeyaz ve büyülü. Gece simsiyah, içi kararmış bir ülkede yatarsın, sabah bir kalkarsın ki, her yer bembeyaz. Kar yağmış... Büyülü bir el bütün pisliklerin, çirkinliklerin üstünü örtmüş... Karın mucizesi pencerene el sallıyor... Sahnenin tozu da öyledir tıpkı kar gibi inanılmaz bir büyüyle örter her şeyi... Tiyatroya gittin mi içine tertemiz bir havayı çeker gibi olursun... Oyun izlemek kısa bir süreliğine de olsa yaşamdan tatile çıkmak gibidir... Kar yağdı mı serçeler ortaya çıkar, dolaşmaya başlarlar... Ben eskiden küçüktüm... Serçe olmak isterdim... Oyuncularda, seyircilerde bütün çocuklar küçükken serçe olmak ordan oraya uçmak isterler... İnsanoğlu hem yaşar hem de yaşadıklarını gözlemleyip hafızaya alır. Bir gün kullanmak için biriktiririz bizler gözlemlediklerimizi. Kar yağarken camın kenarına oturur, bir serçe olduğumu düşlerdim... Uçar giderdim evden dışarıya... Gider başka bir evin camının önüne konuverir içeriyi dikizlerdim. Ne olup bitiyor, içerdeki çocuk niye ağlıyor. Bir kalp kırılınca nasıl bir ses çıkarıyor. Ufak kanat çırpışıyla kalkar giderdim düğün evinin duvarına... Türkü yakan damada eşlik ederdim. Oradan ver elini ölü çıkan bir evin cumbasına... Üç kanat vuruşu yol... Yitirilen evden çıkarken, çığlıklar nasıl düğümlenir birbirine... Onu da kaydederdim hafızama. Bizim gibi kuşların kaderidir bu. Hem için acır, hem de dışardan bakan biri gibi acını izlersin, paramparça olursun. Gözyaşlarının ülkesi gizli bir ülkedir ki hepimizde anahtarı gizlidir. Biz tek kanatlı serçeler, siz tek kanatlı avare serçeler oradan oraya dolaşır dururuz... Gözyaşının sesi olur mu? Olur, bilirim... Biz duyarız gözden akan yaşın sesini. Kırılan kalbin sesini... Hepsini toplar oyunlara dönüştürürüz... Serçenin şakıması boşuna değildir. Duyan kulağa öykü anlatmaktadır serçe. Serçelere benzer oyuncular biriktirdikleriyle, gözlemledikleriyle öyküler kurar, anlatırlar... "Ben bu dünyadan geçerken dinledim, durdum baktım, biriktirdim... Öykülerinizden öykülerimi, şarkılarınızdan şarkılarımı yarattım" der dolaşan benim gibi avare serçeler. Tek derdim bu anlamsız, saçma küçük dünyalarımıza bir serçenin kanat çırpışının, şakımasının sesini izini bırakmak. Yaşamın kasvetini dağıtmak, azıcık içinizi açmak istemez mi bütün sanatçılar. Eh, ben de öyle yaptım işte. Arabalarınızın camına konarsam, sevgilinize sarılırken omzunuza ilişiverirsem, mahpushanedeyken camınızın kenarında bitiverirsem... Bilin ki tekbaşınalıktan. Ayrılıklarda gidenin arkasından sizinle ağlıyorsa bilin ki hep yalnızlıktan... Hep yalnızlıktan korktuğum içindir şakımalarım. Onun için yalnızlığıma, yalnızlığınıza arkadaş olun diye öyküleri paylaşırım sizlerle... Hep paylaşmak isterim... Bir iz kalsın diye... Bir serçenin ayak izleri kalsın sahnenin tozunun üstünde diye... Sevdiğimiz insanlar, oyuncular, yazarlar, şairler, seyirciler hep iz bırakırlar... Giderken iz bırakırlar. Kar yağıp izleri örtse de izlerin zihnimizdeki uzantısı kalır. Bıraktığımız izler sizin içindir, sizlerindir... Hepimiz uçmak isteyen tek kanatlı serçeleriz, ancak birbirimize sarılarak uçabiliriz. Var mı ötesi? Düş gücü denizlerinin Korsanıdır oyuncular, seyirciler... İstedikleri limana demir atar... Satıyorum bayanlar baylar, "Ben Eskiden Küçüktüm" oyununda sahnenin tozunu satıyorum... Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu Levent İş Sanat Gişe: tel: (0212) 316 10 83-84 Biletler Biletix'ten de alınabilir.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
 Seyirci olmanın dayanılmaz hafifliği   / 24-12-2005
 Ben eskiden küçüktüm -2   / 17-12-2005
 Ben eskiden küçüktüm   / 10-12-2005
 Gülen düşenceler   / 03-12-2005
 Alt kimlik, üst kimlik derken...   / 26-11-2005
 Başkası olmak   / 19-11-2005
 Vur vur inlesin (2)   / 12-11-2005
 Vur vur inlesin   / 05-11-2005
 Mutluluk köprüsü   / 29-10-2005
 Her izleyici oyunu yeniden yazar   / 22-10-2005
    Cumartesi Yazarlar
  » Güncel
    Yaşama Dair
    Sinema
    Gurme
BALÇİÇEK PAMİR
Kedi şizofreni yapar mı?
Bence yapmaz. Ama doktor...
ALİ POYRAZOĞLU
24 saatlik melekler...
Bu akşam vur patlasın çal...
Nerede o eski yılbaşı baloları
Vefa Zat servis sektörünün en kıdemlilerinden. Yiyecek içecek, bar ve servis...
Rakının suyla beraberliği evlilik gibidir
"Çilingir Sofrasında Dem Muhabbetleri", "Çilingir Sofrasında Rakı" ve "Çilingir...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.