kapat
   
SABAH Gazetesi
 
    Son Dakika
    Yazarlar
    Günün İçinden
    Ekonomi
    Gündem
    Siyaset
    Dünya
    Spor
    Hava Durumu
    Sarı Sayfalar
    Ana Sayfa
    Dosyalar
    Teknoloji
    Arşiv
    Etkinlikler
    Günaydın
    Televizyon
    Astroloji
    Magazin
    Sağlık
    Cumartesi
  » Aktüel Pazar
    Otomobil
    İşte İnsan
    Sinema
    Turizm Rehberi
    Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Iraklı Samir anlatıyor 'Saddam'ı nasıl yakaladık'
Iraklı Samir anlatıyor 'Saddam'ı nasıl yakaladık'

Saddam'ın yakalandığı an kamuflajlı bir asker dikkat çekiyordu. Askerin gözünde profesyonelliği aşan bir bakış vardı. Herkesin ABD'li sandığı asker ABD'ye göç eden Irak asıllı Samir'di.

Irak'ın devrik devlet başkanı Saddam Hüseyin, 2003 Aralık'ı ayında sekiz ay kaçtıktan sonra Tikrit'te yer altındaki bir sığınakta yakalandı. Onu saklandığı yerden yaka paça çıkaranların başını ise bir Iraklı çekiyordu. Samir adındaki Iraklı o gün Saddam'la yaşadıklarını Discovery Channel için çekilen belgesele anlattı. Irak'ın devrik başkanı Saddam Hüseyin'in, harap bir şekilde saklandığı yerden yaka paça çıkarıldığı anı gösteren fotoğraf herkesin hafızasına kazındı. Fotoğrafta, delikten çıkarılan Saddam'ın çevresini özel bir Amerikan askeri biriminin üyelerinin sardığı görülüyordu. Özellikle de kamuflajın içinde dizlerinin üzerine çömelmiş şekilde bir yandan Saddam'ı tutarken diğer yandan da dosdoğru objektiflerin içine bakan genç bir adam dikkatleri çekiyordu. Adamın gözlerine yaptığı işi profesyonelce başarmanın çok ötesinde bir anlam yerleşmişti. Fotoğraf kısa sürede internet aracılığıyla tüm dünyayı dolaşmaya başladı ve hemen hemen herkes bu genç adamın Amerikalı olduğunu zannetti. Oysa bu adam Samir adında, 35 yaşında Iraklı bir mülteciydi.

SADDAM VE 55 ADAMINA OPERASYON
Samir o gün yaşadıklarını Discovery Channel'da yayınlanmak üzere bir belgesel hazırlayan Alex Leith'e anlattı ama bir şart ileri sürdü; soyadının açıklanmaması. Çünkü Irak'ta yaşayan ailesine misilleme yapılmasından korkuyordu. Samir 1991 yılında Irak'tan ayrıldıktan sonra Amerika'da Missouri'ye yerleşti. 20 yaşında bir üniversite öğrencisiyken, 1. Körfez Savaşı'nın sonunda Saddam'a karşı olan binlerce Kürt ve Şii Iraklı'dan biriydi. Saddam'ın, binlerce kişinin öldürülmesine neden olduğu için tutuklanması kararı alındıktan sonra Amerika'ya iltica etti. Üç yıl mülteci kampında kaldıktan sonra Amerika'da kendine yeni bir hayat kuran Samir, 2003 yılında 2. Körfez Savaşı başlayınca Irak'taki ailesini yeniden görebileceği umuduna kapıldı. Amerikan ordusuna emirlerinde olduğunu bildirdi ve kısa sürede çevirmen olarak orduya alındı. 2003 Aralık'ında Kuzey Irak'ta "Task Force 121' adlı özel bir birimin çevirmeni olarak çalışıyordu. Birimin görevi, Saddam rejiminin üyeleri olan "en çok arananlar" listesindeki 55 kişiyi yakalamaktı. Saddam Hüseyin bu listenin en başındaydı. Task Force 121, Saddam rejiminin diğer üyelerini teker teker yakalarken, Saddam Tikrit yakınlarında bir yer altı sığınağında saklanıyordu. Saddam'la ilgili düğüm, 2003 Aralık ayında koruması Mohammed İbrahim Omar al- Musslit yakalandığında çözülmeye başladı. "Şişman adam" olarak bilinen al-Musslit, Saddam'ın nerede olduğunu bilebilecek iki adamdan biriydi. Saddam'ın eski saraylarından birinde sorguya çekildi. "Başta yalan söyledi ama çok fazla dayanamadı" diyen Samir; Musslit'in ağlamaya başladığını ve 'Beni öldürmeyin, çok geç olmadan sizi Saddam'a götüreceğim. Nasıl olsa Saddam yakalandığımı öğrenecek. Hadi şimdi gidelim' dediğini aktarıyor. Operasyon timi, Saddam'ın saklandığı düşünülen iki binayı bastı. Orada saklanan iki genç çiftçiyi ele geçirdi, fakat Saddam'dan iz yoktu. Samir, çiftçi kardeşlere dönüp "Saddam'ın burada olduğunu ve bir yer altı sığınağında saklandığını biliyoruz. Bu sığınak nerede?" diye sordu. İki kardeş inkar etti, Saddam'ı ele vermek istemiyorlardı ama Samir yalan söylediklerini anlamıştı. Biraz daha üzerlerine giderlerse, sonuç alacaklarını fark etmişti. Sonunda al-Musslit getirildi. Özel tim askerleri "Şişman Adam"ın yalan söylediği sonucuna varmıştı. Sığınağın nerede olduğunu öğrenmek amacıyla al-Musslit'e bağırmaya, Samir de çevirmeye başladı: "Bize Saddam'ın burada olduğunu, yerin altında bir sığınak bulunduğunu söyledin. Şimdi bize sığınağın nerede olduğunu göster!" Elleri hala kelepçeli olan al- Musslit, bir an durduktan sonra ellerini kaldırdı ve durduğu yerden dört, beş metre uzaklıktaki bir kilimi gösterdi. Özel tim askerlerinden biri kilimin üstünde duruyordu, şaşırmış bir şekilde ayaklarının altındaki kilime baktı. al-Musslit yavaşça "Sığınak bu, üzerinde duruyorsunuz" dedi ve ayaklarıyla gösterip "Burayı kazın" diye sözlerine ekledi.

AĞZINDAN TEK KELİME ÇIKTI: 'AMERİKA NEDEN?'
Askerlerden biri biraz kazdıktan sonra aniden durdu. Kazdığı yerde toz toprak içinde iki ip kulp duruyordu. Asker çevredeki toprakları temizleyip kulpları çekti ve bir adamın geçebileceği genişlikteki bir deliği kapatan taş bloğu yerinden kaldırdı. Samir inanmayan gözlerle bakıyordu; "Saddam'ı hep televizyonda kahraman, güçlü, korkunç adam olarak görüyorduk. O küçük, pis deliğin içinde olduğuna inanamadım." Askerlerden biri delikten içeriye ateş etti ve içeriden bir çığlık geldi. Askerlerden biri "Samir, gel ve onunla konuş. Öldürülmeden önce dışarıya çıkmasını söyle" diye seslendi. Samir deliğin başına geldi ve karanlığın içine baktı. Task Force 121 askerleri deliğe bakıp,"ellerini havada görmek istiyorum, ellerini havaya kaldır" diye bağırdılar. İçeriden Arapça ses yükseldi; "Beni öldürmeyin!.. Ateş etmeyin!.. Ateş etmeyin!.. Samir ellerinden tuttuğu anda diğer askerler de elbiselerinden, saçından, sakalından, tutabildikleri her yerinden tutarak Saddam'ı dışarı çekmeye başladılar. Delikten dışarı çıkarılıp toprağın üstüne atıldığında Saddam'ın ağzından İngilizce olarak tek bir cümle çıktı; "Amerika, neden?" Görünüşü tüyler ürperticiydi. "Çok yaşlı ve yorgun görünüyordu. Ayrıca korkmuş ve şok olmuştu. Saçı, sakalı uzamıştı. Saçları yağ içindeydi. Kim bilir ne kadar zamandır banyo yapmıyordu."Askerler Saddam'ın üzerini arayıp ellerini kelepçeledikten sonra Samir Saddam'a söylenmeye başladı: "Ülkemi mahvettin. Televizyonda verdiğin sözlere ne oldu? Koalisyon kuvvetleriyle savaşacağını söylemiştin ama yapmadın. Sen korkak bir adamsın. Ordun nerede? Korumaların nerede? Senin için savaşacağını söyleyenler nerede? Hiç kimse senin için savaşmak istemiyor. Fare gibi bu delikte saklanıyorsun!" Saddam şaşırmıştı ama kısa zamanda toplanıp öfkeyle Samir'e cevap verdi; "Benim için savaşacak insanlarım var. Kahraman Iraklılar Amerika'ya karşı savaşacak. Ben Saddam Hüseyin'im. Ben başkanım. Benimle böyle konuşamazsın! Ben Saddam Hüseyin'im!" Samir sakallarından tutup Saddam'ı sallamaya ve bağırmaya başladı; "Kürtleri öldürdün! Şiileri öldürdün! Ülkeyi mahvettin!" ve ardından Saddam'a vurdu. Saddam, Samir'in kendisini tutan kollarını ısırmaya çalışıyor, bir yandan bağırıyordu; "Sen bir vatan hainisin. Casussun. Iraklı değilsin. Ben ülkemi mahvetmedim. Ülkemi Amerikalılar mahvetti. Ben Sadam Hüseyin'im." Bu sözler Samir'i çileden çıkardı; "Beni çok kızdırdı ve yüzüne yumruk atmak zorunda kaldım." Bunun üzerine askerler Samir'i Saddam'dan uzaklaştırdılar. Fakat Samir patronunun, eski başkanın yanında fotoğraf çektirmesine izin vermesini sağladı. Helikopterin kendilerini alması için beklerken Samir, Saddam'a " yıldızları görüyor musun" diye sordu. Saddam, "yıldızlara bakmadığını" söyledi, Allah'a bakıyordu. Bu cevapla Samir'in tepesi attı; "Allah kelimesinin ne anlama geldiğini bile bilmiyorsun. Eğer bilseydin ve Allah'a inansaydın, ülkene bunları yapmazdın." Saddam ise şöyle cevap verdi: "Ben Saddam Hüseyin'im. Ben iyi bir adamım ve insanlar Saddam'ın kim olduğunu biliyor." Bu sözlerinden sonra helikopter yere indi ve Saddam askerler tarafından yaka paça helikoptere bindirildi.

Derleyen: Eylem Bilgiç

DİĞER GÜNCEL HABERLERİ
 Tarihin akışını değiştiren 'Hayır'
 İnsan özgürlüğü projesi olarak Cumhuriyet
 Mistik çocuklar geliyor
 Pendik'te cinayet
 Acıyı yaşamak ile ıstırap çekmek arasındaki fark
 Kimyanın kraliçesi
 Türkiye'deki tek Ermeni rahibe
 Kurtuluş Savaşı bilgisayara taşındı
 Uluburun tekrar batacak
 Eskişehir'de festival zamanı
 Rusya'da müzisyen İstanbul'da fotoğrafçı
 Gönül Yarası'na Iraklı rakip
 Afet kültürümüz yok
 Acta est fabula (*) (oyun bitti)
 Demokrasinin unutulmaz anları
 Vehbi Koç'un hayali gerçekleşti
 Alman profesörü kim öldürdü?
 Mutluluk istediğinizi elde etmek değildir
 Afgan kadınların umudu parlamento
    Aktüel Pazar Yazarlar
  » Güncel
    Hobi
    Röportaj
    Gurme
    İyi Yaşa
BALÇİÇEK PAMİR
Siz balığı bekletin biz geliyoruz
Balık derken cam bir...
MEHMET ALTAN
Şiir için son çağrı...
Pastırma yazı ne zamandır? Ekimin...
ÖNCEL ÖZİÇER
Eller yukarı donlar aşağı
Hani bir zamanlar İstanbul'da,...
KAZIM KANAT
Alain Delon'a ne dedim de güldürdüm?
Müthiş bir sondu!...
REFİK DURBAŞ
Camaltında devr-i alem
Şahmaran, Ortadoğu ve Anadolu...
Atlasjet'in 2006 hedefi 26 uçak
Atlasjet'in 2006 hedefi 26 uçak
Genel Müdürlüğünü kaptan pilot Tuncay Doğaner'in yaptığı Atlasjet,...
Renault'nun yeni kavramı
Renault'nun yeni kavramı
Renault, herhalde son 20 yılın en "Yenilikçi", hatta "Avangard"...
Yüz nakline gerek kalmadı
Milyonlarca kişi yüzündeki izler nedeniyle psikolojik sorunlar...
Komşu peynirine sahip çıktı
Avrupa Yüksek Mahkemesi'nin kararına göre 2007 yılından itibaren sadece Mora...
Avrupa Topluluğu'ndan bulgur dersleri
Bulgur sahip olduğu besin değerleri açısından bugün hak ettiği yerde değil.
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.