kapat
   
SABAH Gazetesi
 
    Son Dakika
    Yazarlar
    Günün İçinden
    Ekonomi
    Gündem
    Siyaset
    Dünya
    Spor
    Hava Durumu
    Sarı Sayfalar
    Ana Sayfa
    Dosyalar
    Arşiv
    Etkinlikler
    Günaydın
    Televizyon
    Astroloji
    Magazin
    Sağlık
    Cumartesi
  » Aktüel Pazar
    Otomobil
    Sinema
    Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Ali Poyrazoglu @ SABAH
 

Kafayı yemiş bir dost...

Böyle gelmiş, böyle gitmez! Pascal denilen kafası karışık Fransız birtakım bozgunculara ipe sapa gelmez bir laf etmiş; bunlar da takılmışlar peşine... Yürü babam yürü... "İnsan düşünen bir sazdır" demiş; işlerine geldiği için hemen düstur bellemişler bu paskallığı. İnsan niye saz olsun? Herkes kara kara düşünmeye başlar da bütün insanlarımız saza dönüşürse, bu koskoca memleket bataklığa dönüşmez mi? Diyorlar ki: "Yaşamda yapabileceğimiz en ciddi, en ağırbaşlı işleri adına "BOŞ" dediğimiz zamanların içine sıkıştırmaya çalışırız. Sanki yaptığımız işler daha önemliymişcesine kendimize ayırdığımız zamanların adı 'BOŞ ZAMANLAR'dır." Alçaklığın, ahlaksızlığın nasıl sinsice yeşerdiğini görüyorsunuz, değil mi? Zamanı; yok boş, yok dolu diye ikiye ayırıp, büyük bir kısmının üstüne yatmaya çalışıyorlar. Yemezler, efendiler, yemezler! Eğer bir zaman parçası "boş" diye adlandırılırsa, neyle doldurulacak? Tabii ki boş şeylerle. Her şeyi çığırından çıkaran bu boş zaman müptelaları bir de derin derin düşünür, dünya işleri üzerine fikir üretir, felsefe dedikleri boş zaman eğlencesiyle uğraşıp çalışmayla doldurulması gereken o canım zaman parçalarını çarçur ederler, gelecek nesillere kötü örnek olurlar. Düzenli, disiplinli, ülkesini seven bir yurttaşın işinden evine, evinden işine gidip gelmesi, artan zamanları da değerlendirmek için evine bir miktar iş götürmesi gerekir. Örneğin avukatlar evde dosyalarını açıp çalışabilirler. Kimse durmamalıdır. Durursak düşeriz. Ayakkabı tamircileri boş zamanlarında kendi ayakkabılarına pençe yapmalı, doktorlar hastanelerin sıkışıklığını hafifletmek için evde banyolarında ameliyat yapmalıdırlar. Bir ülke için "boş zamanlar" dan daha tehlikeli bir şey yoktur. İnsanlar disiplinli çalışıp, kalan zamanlarda uyuyup, dinlenip yeniden çalışmaya hazır hale gelmelidirler. İç dünyayı zenginleştirmek, kültür sanatla uğraşmak, derin derin düşünmek, hayal kurmak, bir saz gibi düşünmek en büyük kötülüktür. Bu gidişata kimse "Dur lan!" demeyecek mi? Boş zamanları kendilerine ayırıp kullanma anarşistleri diyorlar ki; "İnsanların içine doğuştan suçlu, yaşarken sürekli günah işleyen bireyler olma duygusu tıkılmaya çalışılarak, kolay idare edilebilecek sürüler haline getirilmeleri sistemin en büyük oyunudur!" Şimdi söyleyin, bundan daha saçma sapan birşey duydunuz mu? Sürü halinde, örneğin koyun sürüsü, hatta sığır sürüsü halinde yaşamaktan daha güvenli bir şey var mı? Boşuna mı demişler, "Birlikten kuvvet doğar" diye. Sürüden ayrılalım sonra bizi kurtlar kapsın. Yemez! En iyi yaşam şekli, bir sürüye girerek örneğin sığır, öküz, manda- birlikte otlamak, süt vermek, ağılında mutlu bir şekilde uyumak, sabah yeniden açık havada otlamaya gitmektir. Siz siz olun, "sivil itaatsizlik, demokratik kitle örgütü" gazlarına gelmeyin. Yaşamdaki en ciddi işlerin, "boş zamanlar" denilen zamanlarda yapılan işler olduğunu savunanların sesi kesilmeli. Tiyatro, sinema, kitap okuma, müzik dinleme, tartışma, sorular sorma, resim yapma, heykel yontma, sevişme, hayal kurma, aşık olma, aşkını ilan etme gibi fuzuli işler bir an önce yasaklanmalı. Çatlak ses çıkaranın sesi kesilmeli, düşüncenin bir suç olduğu kabul edilmelidir; suç olmasa, "düşünce suçu" diye bir kavram olur mu? Ayrıca herkesin gizli gizli biriktirip bir kenara sakladığı, gizli gizli kullandığı bütün "boş zamanlar" toplanıp depolara kaldırılmalı.. Stoklanan "boş zamanlar" komşu düşman ülkelere ihraç edilmeli, hatta bedava verilmelidir. Böylece bir taşla iki kuş vurulmuş olur, düşman komşularımızın da çanına ot tıkanır. Bu söylediklerim iyi anlaşılır ve uygulanırsa süratle enflasyon düşer, doğu sorunu hallolur, eğitim sorun olmaktan çıkar, sosyal sigortaların açıkları kapanır, ahlak sorunu kalmaz, mutlu ve sağlıklı bir sürü olarak yaşarız. Kusura bakmayın, "dost acı söyler." BİR DOST.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
 Olmak ya da olmamak   / 27-03-2005
 Zamanda yolculuk macerası...   / 20-03-2005
 Kafayı yemiş bir dost...   / 13-03-2005
 Bir sen kaldın yalnızlık gelince   / 06-03-2005
 Güldürücü amca!...   / 27-02-2005
 Kar yağdı böyle oldu   / 13-02-2005
 Hurma ağacının altında...   / 06-02-2005
 Gökten üç elma düşer...   / 30-01-2005
 Şimdi bunlar ne kuşu?   / 23-01-2005
 Usta ve çırak   / 16-01-2005
    Aktüel Pazar Yazarlar
  » Güncel
    Hobi
    Röportaj
    Gurme
    İyi Yaşa
MEHMET ALTAN
"Dokunmanın Mutluluğu"
Bu yazının başına oturduğumda...
ALİ POYRAZOĞLU
Kendimle barış görüşmeleri...
Evet, itiraf ediyorum;...
KAZIM KANAT
Bir komünistten itiraflar!
Hadi bilmeyenlere söyleyeyim.
Bu kente gitmek için elinizi çabuk tutun
Bu kente gitmek için elinizi çabuk tutun
Eski adı Saygon olan Ho Chi Minh City, hareketli olduğu kadar yerel...
Bahara özel spa paketi
Bahara özel spa paketi
Sheraton Çeşme Oteli, şehrin stresini üzerinden atmak isteyenler için...
Budist Türkler'in tuzlu çayı
Özbekler'in Kalmuk çayı tuzlu üstelik bazen yağ eklenerek sunuluyor.
Bu salondan çok zinde çıkacaksınız
Çiğdem Şardan ve Judy Ataman'ın ortak projesi "CityZen New Age...
Amaç üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek
Alkollü içkilere getirilen zamlar CHP Meclis komisyonu tarafından araştırıldı.
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.