kapat
   
SABAH Gazetesi
 
    Yazarlar
    Günün İçinden
    Ekonomi
    Gündem
    Siyaset
    Dünya
    Spor
    Hava Durumu
    Sarı Sayfalar
    Ana Sayfa
    Dosyalar
    Arşiv
    Etkinlikler
  » Günaydın
    Televizyon
    Astroloji
    Magazin
    Sağlık
    Cumartesi
    Aktüel Pazar
    Otomobil
    Sinema
    Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Psikosomatik rahatsızlıklar
Psikosomatik rahatsızlıklar

Halk dilinde, "hastalık hastası" denilen psiko-somatik rahatsızlıklar tam bir müdafaa mekanizmasıdır. Kişiler (bilhassa kadınlar) hoşlarına gitmeyen durumlarda rahatsızlanırlar. Yapılan tetkiklerde hiçbir şey çıkmaz ve doktorlar bunun psikolojik kökenli olduğunu söyler. Evdekiler şımarıklık, yalan, vehim diye adlandırıp şahsı, adeta suçlar. Halbuki kişi cidden doğru söylüyor ve aynı şikâyetleri veriyordur. Ancak burada bütün bunları yapan, psikolojik sebeplerdir. Ne mi? Mesela sevmiyorsa, istemiyorsa halinden memnun değilse, maddi sorunları varsa; hoşuna gitmeyen bir evde yaşıyor veya çalışıyorsa; diğer aile fertleri ile anlaşamıyorsa; istemediği şeyleri hasta olarak atlatıyorsa vs.

HASTA GİBİ HİSSEDER
Bir sürü şey sıralayabilirim bu konuda. Ama görüldüğü gibi bu bir kaçıştır. Bu bilmeden şahsın kendini hastalık kisvesi altına gizlemesidir. Kişi bunu bilinçli yapmaz. Cidden hastaymış gibi hisseder. Her gün bir yeri ağrır. Midesi ülserli bir hastanın bütün arazlarını gösterir. Ancak hepsi psikolojiktir. Vücut kendi kendini hasta yapar. Hayatından memnun değildir. İstediklerini yapamaz. Buna karşılık bir sürü gereksiz şeyle uğraşır. Ruhunun reddettiği her şeyi yapmak zorundadır. Çoğu bilinç atına itilmiş arzular; üstü kabuk bağlatılmış yaralardır. Kişi kabul edemediği, ulaşamadığı, yaptıramadığı veya imkânsız olan ne varsa şuur altına iter. Bunlar devam ettiği sürece üst şuura çıkmak isterler. İşte o zaman şahıs hastalanır. Ya panik atak, ya depresyon ya muhtelif korkular; yahut da baş dönmeleri, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol; huzursuz bağırsak sendromları tarzında bir sürü şekilde ortaya çıkar. Baş ağrıları bile psikolojik olabilir. Şahsın elinde değildir ama arazları ortadadır. Genelde hassas ve biçare insanlarda görülür. Derdine derman bulamayan; çoğu kez de derdinin ile bilincinde olmayanlarda görülür. İlgi çekmek için hastalık icat edenlerden bahsetmiyoruz. Cidden rahatsızlanan veya kendini hasta hissedenlerden konuşuyoruz. Çaresizlik, tatminsizlik, deşarj olamama ve ne yapacağını bilememe... Eğer mümkünse kendi kendimizi iyi bir tarayalım. Ne istiyoruz, neyi istemiyoruz? Çıkış yolu var mı? Varsa nedir? Yoksa alternatifimiz ne olabilir? Bunların hepsinin cevabı "imkânsız" ise, o zaman ne yapacağız. Tabii ki olabileceklerin listesini yapıp, bunları tatbikata sokacağız. Diyelim ki, evde hasta var ve biz ne yazık ki sıkıldık. Aşağısı sakal, yukarısı bıyık. Hiç bu hasta bakma işini sıraya sokma yolu olabilir mi? Veya eşimizin imkânları kısıtlı, istediğimiz gibi gezemiyoruz; ya da hepten dışarı çıkmamız istenmiyor. Halbuki insanız canımız istiyor. Paramız yoksa bahçeler, parklar, sokaklar yürüme yasaklı değil...

HEP AYNI, SIKILIYORUZ...
Çıkalım temiz hava alalım. Ama ona da müsaade yoksa, eşimize rica edelim bize refakat etsin. Hep aynı hayat sıkılıyoruz, bunalıyoruz, bıkıyoruz. Acaba bizi ne oyalayabilir? Ne yaparsak biraz rahatlarız? Günlere gitmek mi? Kurs almak mı? TV izlemek mi? Hayatta bir gayemiz var mı? Her sene o yıl için kendimize bir ulaşacak hedef koyabilir miyiz? "Bizden geçti bu saatten sonra ne olacak ki" vs. tarzındaki yıpratıcı düşünceleri tabii hiç düşünmüyoruz. Hayat her gün yeniden başlar. Bugün yağışlıdır, gök gürültüsü, çamur şimşek; yarın bir bakarsın her şey değişmiş, pırıl pırıl bir güneş, açık bir hava. Dolayısı ile dertlenip kendi kendimizi hasta edeceğimize; hayata alıcı gözle bakıp, neresinden tutabilir, neresine yapışırım diye sormalıyız. Her şey bizde başlar. Kalbimizi geniş tutup, daima faydalı bir şeylerle kendimizi, maddi-manevi geliştirmeliyiz. Ne kadar bilgili, kültürlü olursak, ne kadar çok hobimiz olursa o kadar diğerlerine fark atarız. Bu da bize hayran kitlesi, beğenilme, tatmin olma gibi ekstralar verir. Ama esas olan kendimize yaptığımız müsbet terapidir. Biz o zaman evde bize kötü muamele eden eşimizin; devamlı alaka bekleyen aile fertlerinin; maddi imkânsızlıkların yarattığı sıkıntılı hayatın üstesinden geliriz. Ne panik atak, ne depresyon, ne psiko-somatik rahatsızlıklar; ne korkular. Hiçbir şeye müsaade etmeyiz. Çünkü biz ucuz mutluluklar yaratıyoruz kendimize. Eğer cidden baş edemiyorsak sorunlarla, hemen alternatif ne olabilir, onu arayacağız.

HER GÜN ŞÜKREDELİM
Tabii bu içki, kumar, aşırı yemek değil. Bize faydalı, oyalayıcı, eğitici, bizdeki değerleri ortaya çıkarıcı hususlar olmalı. Alçak gönüllülüğü bir tarafa bırakıp soralım kendimize. Benim artılarım nedir? Herkes benim nelerimi takdir ediyor? Böylece kendi değerimizi önce bilelim; sonra da buna neler ekleyebiliriz bakalım. Zaman yaratalım, uğraşalım. Temiz hava, tabiat, hayvanlar, müzik, okumak, birer terapi harikalarıdır. En önemlisi, her gün şükredelim. Yaşıyoruz, nefes alıyoruz; bir evimiz, yemeğimiz var. İnsan zengin de olsa, bir midesi var. Elbiselerimiz marka olmasa ne olur? (Pazarlarda bir sürü ucuz marka taklidi var) Eğer biz onu şevkle, keyifle taşımıyorsak veya göstermesini bilmiyorsak, marka olsa ne yazar. Cennet de cehennem de içimizdedir. En güzel yeri kendimize zindan edebiliriz. Eğer biz iyi hissedersek etrafımız, eşimiz, dostumuz bize aynı pozitif elektrik ile gelecektir. İnanmıyor musunuz? Ütopya mı diyorsunuz? Canı gönülden, denemesi bedava...

Evlilik Sanatı e-mail: evliliksanati@yahoo.com Tel:(0212) 352 52 25-26 GSM: (0536) 263 04 05 Fax: (0212) 202 64 97

Selin Özkök Karacehennem

DİĞER GÜNAYDIN HABERLERİ
 Etkileme tüyoları!
 Sinema krize girdi ben de TV'yi seçtim
 Manken camiası beni bağrına bastı
 Kalp hastalarına neyle yoga tedavisi
 Kamu malı genelev herkesi güldürecek
 Hanendelik gün geçtikçe yok oluyor
 Samimi ilişkileri yazıyorum
 Alkole kapıldılar hayatı kaçırdılar
 Mutfaklara fuar geldi
 Oryantalizmin renkli dünyası
 Jakuzinin mucidinden gerçek banyo keyfi
 Gömlek ütülemek zor değil
 Çek-Al ailesi genişliyor
 Kilolar kontrol altında
 Cem, Bialetti'yle birleşti
 'Milyonluk Bebek' 'Kinsey'e yenildi
 Dünya 'nadide' incilerle tanıştı
 Danni'ye trilyonluk teklif
HAKAN & UTKU
Alternatif çöp dökme yazıları
"Buraya çöp döken eşektir"...
AYŞE TÜTER
Lezzet Güneşi
Elmalı kereviz
Kerevizleri soyup...
Sofranızdaki renklerin zenginliği gelecekteki sağlığınızın garantisi
Sofranızdaki renklerin zenginliği gelecekteki sağlığınızın garantisi
Uzmanlar tek tip beslenme modelinin yanlışlığına dikkat çekerek,...
Bu besinler yaşlanma süresini geciktiriyor
Bu besinler yaşlanma süresini geciktiriyor
Oksidasyon, 'vücudun paslanması' anlamına gelir. Oksidasyonun en...
Dünya jet-set'i de taklit kullanıyor
Dünya jet-set'i de taklit kullanıyor
Günün ekonomik koşullarına ayak uydurup, tutkunu oldukları...
Fedon'un dönüşü
Fedon'un dönüşü
Grek müziğin tartışmasız Türkiye'deki en ünlü ismi Fedon, uzun...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.