kapat
   
SABAH Gazetesi
 
    Yazarlar
    Günün İçinden
    Ekonomi
    Gündem
    Siyaset
    Dünya
    Spor
    Hava Durumu
    Sarı Sayfalar
    Ana Sayfa
    Dosyalar
    Arşiv
    Etkinlikler
    Günaydın
    Televizyon
    Astroloji
    Magazin
    Sağlık
    Cuma
  » Cumartesi
    Aktüel Pazar
    Otomobil
    Sinema
    Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Filiz Akin @ SABAH
 

Mide tüpünden nihayet kurtuldum

Günler sonra ilk kez sokağa çıkıp hastanede midemdeki tüpü aldırttım. Oğlum İlker'in benim hakkımda yazdıkları gözlerimi yaşarttı. Sönmez de Rumelihisarı'ndan Nilüfer'in konserini dinletti

Geçen hafta sevgili Bircan'ın "4 Yapraklı Yonca" adlı bir kitap çıkartacağından söz etmiştim ya, yapraklardan bir tanesi de ben olduğum için İlker'e de benimle ilgili fikrini sormuş. Yazdım, yazacağım, yarın, öbür gün derken epey bekletti Bircan'ı. Geçenlerde aradı, söylediklerini dayanamayıp bana da okudu. Yazdıkları abartılı mı bilmiyorum ama şu var ki insanın evladı tarafından hoş bir şekilde anlatılması fena halde duygusallaşmasına neden oluyor. Ağladım vallahi. O da bunu duymak istiyordu ki sanıyorum beni etkilemekten memnun, kıkır kıkır gülerek kapadı telefonu. Evlatlarımız canımız, güneşimiz, tüm dünyamız, sonsuzluğumuz. En çok istediğim onun sıhhatli ve keyifli olduğunu bilmek. Biraz haberleşmeyince tedirgin oluyor insan. Houston'da zaman zaman yanımda olması güç verdi bana. Üstelik çok güldürdü beni ve en önemlisi epey bir hasret giderdik. Size midemdeki bir tüpten beslendiğimi, hatta suyumu bile oradan aldığımı söylemiştim ya, bir de tüpün etrafında oluşan yaradan söz etmiştim. Ancak bu mide biberonundan artık kurtulmak istediğimi paylaşmıştım sizlerle. Ve beklenen oldu. Sevgili dostumuz Prof. Dr. Demir Budak telefon edip, "Her şey hazır, Çapa Hastanesi cerrahi bölümünde bugün saat 6'da tüp çıkarılacak" demez mi...

15 DAKİKADA ÇIKTI
Tüp çıkmasın diye çengel şeklinde bir yay halinde duruyor midemde. Ben "Genel anestezi olmadan nasıl çıkarılacak?" diye düşünürken, tel gibi bir şey soktular içime. Benim "Ne olur yavaş" yalvarmalarım eşliğinde o yay düzleşmiş olarak çıktı midemden. Bütün duyduğum acı "ay, ay" sesleri eşliğinde tüp etrafındaki yaralı bölgeye yapılan uyuşturucu iğneydi. Girdikten 15 dakika sonra her şey bitmişti. Bir kez daha sevilmenin, ülkemde olmanın şefkatini hissettim. Bu müthiş bir güzellik... Op. Dr. Oktar Asoğlu ve yardımcısına, yaramı tedavi eden Muhittin Demircioğlu'na çok çok teşekkür ederim. Mide tüpünü çıkartmak için sokağa çıkışım aslında benim için ilk oldu ve günler sonra ilk kez evden dışarı adımımı atmış oldum. Kafamda yine örtü ve kasket, gözümde gözlük. Mahallemizin çocukları da galiba çıkacağımı öğrenmişler, sıra sıra dizilip, merakla beni bekliyorlardı. Onlara el sallayıp gülücükler dağıtarak yavaş çıkıp arabaya bindim. Zaten el sıkmak, sarılmak, öpmek yasak bir süre daha. Herhangi bir mikrop ya da virüs kapmamak için bu önlem şartmış. Hele bir de ateşim çıkarsa pazartesi başlayacak kemoterapiyi yapamazlarmış. "Tedaviniz çok uzar" diyorlar. Camdan gördüklerime bakıyorum, sıcak hayatı biraz yavaşlatmış gibi. Bazı yerlerde tatile gidenlerin yokluğu hissediliyor, ama yollar yine tıklım tıklım. Sanki küçük büyük herkes sıcaktan kurtulmak ister gibi kendini sokaklara atmış. Öfkesi tepesinde şoförler birbirlerine bağırıyor. Arada bir motosiklet gürültüsü, şehrin uğultusu, sinirli korna sesleri birbirine karışıyor. "Olsun biz buyuz" diye sevecen bir duygu kapladı içimi. Çoğunluğu hayat mücadelesi içinde ezilirken yine de hayata tutunmaya çalışıyorlar. Geçenlerde Bircan arayıp "Rumelihisarı'nda Nilüfer'in konseri var. Keşke gelebilsen, seni çok istiyoruz" dedi. İçim gidiyor ama daha evden çıkacak güçte hissetmiyorum kendimi. Biz karı koca Sezen, Nilüfer, Ajda, Emel Sayın, Nükhet Duru hayranıyız. Daha çok sevdiğim, şarkılarına seve seve eşlik ettiğimiz şarkıcılar var ama onlar başka. Onlara hayatımızın önemli bir kısmı ipotekli. Öyle duygusal bir harmanlama olmuş. Sönmez gitti o akşam, kulaklarımı ona verdim. O neredeyse Nilüfer'in o güzelim sesiyle verdiği tüm konseri telefondan bana dinletti. Ve ben ağzım kulaklarımda, yalnız İstanbul'un gece ışığında cep telefonu kulağımda katıldım konsere. "Dünya dönüyor sen ne dersen de yıllar geçiyor fark etmesen de yıllar geçerse geçsin ruhumuz genç ya..." Seneye Rumelihisarı'ndaki tek bir konseri kaçırmamaya kararlıyım. Ama şimdilik bu kadarıyla yetinmeliyim. Sevgi ve sağlıcakla kalın. Yazın şu günlerinde huzurunuz varsa kıymetini bilin...

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
 Oğluma nasıl söylemeliyim?   / 30-10-2004
 En zor günlerimizde dostlar yanımızdaydı   / 16-10-2004
 Houston'un sağlık güneşi   / 25-09-2004
 Zor anlarda güç inançta aranıyor   / 11-09-2004
 Teşhiste geç kalmayın   / 04-09-2004
 Moral ömrü uzatıyor   / 28-08-2004
 İki gelinin heyecanı   / 21-08-2004
 Mide tüpünden nihayet kurtuldum   / 14-08-2004
 Dört yapraklı yonca   / 07-08-2004
 Çanı ben de çaldım   / 31-07-2004
    Cumartesi Yazarlar
  » Güncel
    Yaşama Dair
    Sinema
    Gurme
BALÇİÇEK PAMİR
Of, of kömür gibi yanıyorum
Bir günde kaç kez aynı...
KENAN ONUK
Bir konser bir opera
Kasım ayının başlamasıyla birlikte...
ŞAFAK KARAMAN
Türküler yarışırsa
Aslında türkülerin yarıştığı falan...
Sihirli diyetlerin hepsi birer yalan
Mucize diyetlerden uzak durun. Çünkü hızla kilo verdirdiği iddia edilen...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.