kapat
   
SABAH Gazetesi
 
    Yazarlar
    Günün İçinden
    Ekonomi
    Gündem
    Siyaset
    Dünya
    Spor
    Hava Durumu
    Sarı Sayfalar
    Ana Sayfa
    Dosyalar
    Arşiv
    Etkinlikler
    Günaydın
    Televizyon
    Astroloji
    Magazin
    Sağlık
    Cuma
    Cumartesi
  » Aktüel Pazar
    Otomobil
    Sinema
    Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Balcicek Pamir @ SABAH
 
Önümde iki şık var ya ağlayacağım ya kadını tokatlayacağım
Koşudan çok özel ayrıntılar bunlar

Önümde iki şık var ya ağlayacağım ya kadını tokatlayacağım

Annem olayı yine abarttı. "Sen merak etme" dedi telefonda. "Nazar boncuğu takmadıysan, ben yanımda çörek otu getirir, şortunu açar içine atarım." Duyunca bayılıyordum

Yemin ediyorum o gün uçağa binmeye giderken niye topuklu ayakkabı giydiğimi bilmiyorum. Kafam bir an çalışmayı bırakmış olmalı. Yaklaşık 13 punto topuklarla Paris'in Charles de Gaulle havaalanında koşuyorum, elimde bir valiz. Kocam en önde onun arkasında yakın bir arkadaşım. Dönüp dönüp bana "Çabuk" diye bağırıyorlar. Hayır vaktim olsa ayakkabıları çıkaracağım, ama bir dakika durmama izin yok. Uçak kaçtı kaçacak. Arkadaşım sesleniyor. "Bu Air France her zaman sorun yaratır, THY gibi değil. 5 dakika içinde check in yaptırmamız gerek."
Nefes nefese yetişiyoruz. Aslında öndekiler yetişiyor ben epey sonra. Yüzler asılmış, hararetli hararetli bir şey konuşulduğunu görünce "Tamam" diyorum "Yine kocamla ayrı ayrı oturacağız, hatta yine orta koltukta."
Tam o anda Air France görevlisinin sözlerini duyuyorum "Üzgünüm karı koca olarak rezervasyonunuz Balçiçek soyadına yapılmış. Şimdi bu rezervasyonu iptal edip Pamir soyadı verirsek otomatikman yedek yolcuyu alırız. Sizin bugün uçmanız mümkün değil."
Rüya görüyorum zannettim. Nasıl yani? Biletleri almışız, rezervasyon numaramız elimizde, ok de almışız. Check in saatinden önce gelmişiz, hatta yer kalmadığı için business farkını da ödemişiz. Ee peki niye uçamıyoruz?
Çünkü gerizekalı bir Air France yetkilisi hem bana hem de kocama Balçiçek Pamir diyerek rezarvasyonu yazmış. Rezervasyonu kendim yapmasam diyeceğim ki yanlış oldu. Ben yaptım, daha ötesi yok. Ayrıca adamların ana dillerinde konuştum.
Bütün kavgalara, gürültüye, hatta hakaretlere rağmen uçamadık. Şaka değil. Uçamadık çünkü Air France bizzat ve isteyerek bizi uçurmadı. Hatta gözümüzün önünde arkada yedek bekleyen ve kıs kıs gülen iki Fransız yolcuya yerimizi verdi.

***


Önümde iki şık vardı. Ya ağlayacaktım ya da gözlerimi kocaman kocaman açarak "Bir şey yapamam ben, rezervasyonu yapan Air France görevlisinin hatası" diyen kadını tokatlayacaktım. Hani bir an düşünmedim değil. Kocam yüzümdeki şeytani görüntüyü fark etmiş olacak ki araya girdi.
- Peki yarına yer var mı?
- Yok.
- Lufthansa, Türk Hava Yolları?
- Yer yok.
- Charter uçakları? Pegasus, Marmara?
- Iıııh! İyi de ben yarın, İstanbul'da Olimpiyad meşalesini taşıyacağım. Paris'te işim ne? Bütün kombinasyonları denedik. Almanya üzeri, Fas üzeri, Dubai üzeri her şeye razıyım ama yer yok. Bütün dünya çıldırmış olmalı, herkes seyahat ediyor.
En sonunda Paris'ten bir dost imdadımıza yetişti. "Bir uçuş buldum, Önce Yunan Havayollarıyla Atina'ya gidiyorsunuz gece yarısı, ardından sabahın körü İstanbul'a. Ama yer var mı bilemem."
Ne varsa komşuda var!
Topuklara rağmen oradan çıkarsın, başka bir terminale koşarsın. Yolda kocamla didişiyoruz.
- Kocacım, öncelikle adamların Avrupa şampiyonu olmalarını kutlayalım.
- Niye kutlayacağım canım şampiyonluğu, hiç işim olmaz.
- İyi ben kutlarken sen sus bari.
- Niye yağcılık yapalım canım, bilet varsa vardır!
Haklı çıkıyor, yıkayıp yağlamadan bilet buluyoruz. Sabaha karşı saat ikide Atina'dayız. Şaka gibi. Olimpiyad ateşini taşıyabilmek için önce Atina'ya gidiyorum düşünsenize. Havaalanında sadece bir tek otel var. Ve tahmin edin bakalım?
Tabii ki yer yok.
O sırada kocamın sesini duyuyorum. "Öncelikle şampiyonluğunuz kutlu olsun. Biliyor musunuz karım yarın İstanbul'da meşaleyi taşıyacak."
Yer buluyoruz. Dört saat uykudan sonra tekrar uçağa biniyoruz, istikamet İstanbul.

***

"Meşaleyi taşımak nasıl bir histi?" diye sordular sürekli. Ne diyeceğim bilemedim. İnanın anlatılmaz bir duygu. Ama şunu söyleyebilirim çok ama çok heyecanlandım. Korktum da üstelik, ya koşamazsam, ya kesilirsem? Ya meşaleyi düşürürsem ya ateş bende sönerse diye... Çok şükür hiçbiri olmadı. Geriye sadece konuştukça gülümsetecek anılar kaldı.
Bu arada bizim aile benden heyecanlıydı. Meşaleyi alacağım noktada Samsung görevlileri kadar aile bireyleri de vardı. Onlara çok yaklaşmadım ne olur ne olmaz. Siz bizimkileri bilmezsiniz. Her an her şeyi yapabilirler. Bir örnek vermemi isterseniz, bir saat önceki bir telefon konuşmasına dönelim derim.
- Anne çok heyecanlıyım sorma.
- Kızım bir yerine nazar boncuğu taktın mı?
- Anne ne boncuğu takı takmamak gerek, sporu temsil ediyoruz, ne takısı?
-İççamaşırına falan tuttursaydın.
.........
- Peki peki, ben yanımda çörek otu getiririm şortunu açar, içine atarım.
- Bak seni uyarıyorum, sakın yanıma yaklaşma!

Annem yanıma yaklaşmasa da bütün fotoğraflarda yer almayı becerdi. Kocam "Meşaleyi bırak da kadına bak!" laflarını duymazlıktan gelebildi. Kız kardeşim, bu aralar pek bir duygusal, gözyaşları gözükmesin diye Zeki Müren gözlükleriyle dolaştı. En can arkadaşım arkamdan topuklarla koşmaya çalıştı. Allahtan Samsung'cular acımış da arabaya almışlar onu.
Bir olimpiyad meşalesi benim cephemde böyle taşındı sevgili okuyucular.

NOT: "Air France ile bir yere gitmeden önce bir kez daha düşünün" derim.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
 Onlar kim olduğumuzu biliyor   / 12-09-2004
 Olimpiyat Stadyumu'nda sadece Süreyya'yı düşünüyordum   / 05-09-2004
 11 Eylül Amerikalılar için yas değil defile günü olacak   / 29-08-2004
 Höpürdeterek kahve içmek çok yararlıymış   / 22-08-2004
 Acıdıkça daha çok kaşırsın ya   / 15-08-2004
 Kocamı özgür bıraktım   / 08-08-2004
 Öylesine bir tutsaklık ki   / 01-08-2004
 Önümde iki şık var ya ağlayacağım ya kadını tokatlayacağım   / 11-07-2004
 Israr ediyorum, herkes halkla ilişki kuramaz   / 27-06-2004
 Herkes halkla ilişki kuramaz.   / 20-06-2004
    Aktüel Pazar Yazarlar
  » Güncel
    Hobi
    Röportaj
    Gurme
    İyi Yaşa
BALÇİÇEK PAMİR
Havai fişek sever misiniz?
En son babamın "Kenara...
MEHMET ALTAN
Kafeler ve kahveler
Oldum bittim "kafeler" beni...
ÖNCEL ÖZİÇER
Gitti karizma be amcam!
Var işte bir bildikleri. "İçki...
REFİK DURBAŞ
Bir eylül hikayesi
22 Haziran 1962'de Ordu - Perşembe'de...
TURGAY NOYAN
Uzaklara çağrı
Bugün bir amatör denizcimizi daha dünya...
Dışı kıtır içi pamuk gibi yumuşacık
Çocukların en sevdiği yiyecekler arasında başı çeken patates kızartması hiçbir...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Bilgi ve Yaşam | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.