kapat
   
SABAH Gazetesi
 
  » Yazarlar
    Günün İçinden
    Ekonomi
    Gündem
    Siyaset
    Dünya
    Spor
    Hava Durumu
    Sarı Sayfalar
    Ana Sayfa
    Dosyalar
    Arşiv
    Etkinlikler
    Atina 2004
    Günaydın
    Televizyon
    Astroloji
    Magazin
    Sağlık
    Cumartesi
    Aktüel Pazar
    Otomobil
    Sinema
    Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Savas Ay @ SABAH
Tel:
0212 354 40 22
Fax:
0212 274 83 81
 
İnsanlık tarihi ve bir türlü alınmayan dersler!..
Şükrü Bey Yokuşu'na dikkat!..

İnsanlık tarihi ve bir türlü alınmayan dersler!..

Kamboçya'daki toplu mezarlarla ilgili bir dokümanter seyrettim geçenlerde. Kanadalılar yapmış ve inanılmaz bir çalışma olmuş. Vahşetin, dehşetin, acımasızlığın kare kare böylesi bir filme düşmesi insanlık tarihinin de en ayıplı belgelerinden biri el- bette. Bugün bile Uzak Asya'nın bu doğa harikası coğrafya parçasında yeni yeni toplu mezarlar çıktığını eklediler filmin sonuna.

Sarsılarak yeniden
Sonra gözlerim daldı, hafızam geçmiş kuyularına düştü ansızın. Kalktım dakikalarca arşiv karıştırdım.Yıllar önce Kamboçya'ya gittiğimde tuttuğum notları, söyleşi deşifrelerini buldum. Ve filmin üzerine bir de onları okuyunca yeniden sarsıldım. Yarını daha iyi yaşamak için dünü unutmamak gerek lafı ne kadar doğru. O zaman biraz o geçmişe dönmeye, o notlarımı sizinle paylaşmama izin verir misiniz?

Ölüm kalım öyküleri
Kamboçya'dayım. Yıllardır çok az gazetecinin girebildiği bu bölge komşu ülke Tayland'dan bir arpa boyu ötede, sınıra yakın bir Kmer gerilla kampı. Buraya gelebilmiş olmam bile mucize adeta. Ve orada dinlediğim gerçek ölüm-kalım öykülerinden biri şöyle;
"Arkadaşm Yung artık didik didik lime lime edilmiş bir cesetti. Ateşli silah kullanmaya gerek bile duymamışlardı. Ağaç kesmede kullanılan iri dev çınarları, kestaneleri bir iki darbede yerle bir eden çelik baltalar inip kalkıvermişti Yung'ın çoktan ölü bedenine.
Uluyarak, naralar kahkahalar atarak gittler az sonra. Birlikte büyüyüp dostlu- ğu o güne dek paylaştığımız Coi'nin o ana okyanuslara eşit sandığım birt kan denizinde boğulduğunu hissettim."

3 milyon ölü

Biraz daha içerilere gitsem bu mucizenin bile soluk yetiştiremeyeceği ürkütücü dehşete düşürücü ölüm var. Korku filmlerini anımsatan o öyküyü işte bu kampta dinlemiştim. Soa Komoi adlı sakat bir Kamboçyalı anlatmıştı. Sonra devam etti dehşeti nakletmeye; "Tam 1,5 gün gizlendim o çukurda. Her yerden silah sesleri, çığlıklar, feryatlar geliyordu. Ceset birkaç adım ötemde yatıyordu hâlâ. Kimse gelip kaldırmamıştı. Kokuşmaya başlamıştı artık.
Akşam alacakaranlık çöktüğünde sessizce çıktım çukurdan. Sususluğa uykusuzluğa güç yetiştiremez olmuştum artık. Tam karşda orman vardı. 100 metre koşabilsem belki kurtarabilirim diyordum.

Vuruldu ve düştü

Fırladım... Yolu yarıladığımda fark ettiler beni. Ateşe başladılar. Durmadım. Ağaçların arasına daldım. Bilinçsizce koşuyordum ormanın içinde. Nefesim tükeninceye dek koştum, koştum. Önce koluma sonra bacaklarıma 4 mermi saplandı. Ayaklarımın altından kayıp gitti bastığım toprak. Kıvrılıp yere düştüm. Hayal meyal hatırlıyorum başma üşüştüklerini. Akan kanları görünce öldü sandılar her halde.

Yaralı kuş

Kılımı bile kıpırtadmadan soluk almadan duruyordum yattığım yerde. Acımı hissedemiyordum korkudan. Ve gittiler. Gece vakti köylüler bulup yarı ölü bir halde taşmışlar onu içerilere. Otlarla ilkel yöntemlerle sarmışlar yarasını. Komoi yaşyor hâlâ. Ama bir ayağı yarıdan kesik. Bir kolu felç. Sonra kaptaki gerillalardan bir bölümü geliyor yanımıza.

Yok edin!..

Dehşet günlerimi, anlatırken şöyle diyorlar; "Adı Pol Pot'tu. Parti Genel Sekreteri'ydi. Biz ona 'kükreyen ses' derdik. Emir vermişti ölüm mangalarına. 'Emperyalist kültürün uşaklarını yok edin!' demişti. 'Bunlar bizden görünürler, bizim yurttaşmız, bizim insanımızdırlar ama kafaları satılmıştır hepsinin. Giyim ku- şamlarına, tavırlarına, konuşmalarına bakın ve onları fark edin. Sonra hepsini yok edin!' demişti.

Köyde, kırda katliam

Kimsenin alnında uşak yazmıyordu elbette. Öldürücüler bunu insanın gözbebeğine değil, gözlüklerine bakıp anlıyorlardı. İçtikleri pipoya, giyilen pantolana bakıp şp diye anlıyorlardı. Lisan bilen, Batı'da öğrenim gören, parfüm süren, caz dinleyen, ciklet çiğneyen, dondurma yiyen, bisiklete binen, kitap seven "emperyalizmin uşağı" değil de neydi. Öyleyse ne demişti kükreyen ses; "Onları yok edin!.." Emir uygulandı ve eşikteki beşikteki katledildi. Ölüm müfrezeleri oluşturup köye kıra kente yayıldılar. Bu bebek, bu yaşlı, bu genç demeden kıydılar. Yüzbinlerce insan yok oldu gitti... Dehşet günlerinden sonra toplu mezarlar bulundu sayısız...

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
 Yazar bazen kendine yazar   / 17-08-2004
 Ortaköylüler darılmış Leyla Abla!..   / 16-08-2004
 İnsanlık tarihi ve bir türlü alınmayan dersler!..   / 15-08-2004
 Anadolu Ateşi ile toprağın sesini dinlemek!..   / 14-08-2004
 Bakan Yıldırım: "İnsan ruh hastası olur valla!.."   / 13-08-2004
 Tren kazası mı Rumeli Hisar Konseri mi?..   / 12-08-2004
 Erkan Mumcu'ya ihbar mektubudur!..   / 11-08-2004
 Bu ülkede insan hayatı mı? Peeeh!..   / 10-08-2004
 Kop da gel yavrum, ayrııııl!..   / 09-08-2004
 Burası Irak değilse bu şoför nerede başbakanım?..   / 08-08-2004
ERDAL ŞAFAK
Su uyumaz ve unutmaz
Doğa, pencere kenarında...
MEHMET BARLAS
Hindistan'da Muson'u bekler gibiydik
Bir eksiğimiz...
UMUR TALU
Sel gider, kum kalır!
Dün tüm Türkiye, televizyonlar...
AB sınıra 'duvar' örüyor
Birliğe yeni katılan üye ülkeler üzerinden kaçak göçü önlemek için...
Putin'in Türkiye gündeminde boru hattı olacak
Türkiye, 32 yıl aradan sonra ilk kez bir Rus liderini ağırlamaya...
Elvan başarır
Elvan başarır
Atletizmde Elvan iki altın da alabilir, karavana da atabilir. 5 bin...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar | Arşiv
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.