kapat
   
SABAH Gazetesi
 
    Yazarlar
    Günün İçinden
    Ekonomi
    Gündem
    Siyaset
    Dünya
    Spor
    Hava Durumu
    Sarı Sayfalar
    Ana Sayfa
    Dosyalar
    Arşiv
    Euro 2004
    Günaydın
    Televizyon
    Astroloji
    Magazin
    Sağlık
    Cumartesi
  » Aktüel Pazar
    Otomobil
    Sinema
    Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Mehmet Altan @ SABAH
 

Arkwright'tan Bill Gates'e...

Bill Gates sanayi sonrası dönemin simgesi oldu... İlerde tarih bugünleri yazarken ondan büyük bir teknolojik yenilik yapan bir mucit olarak söz edecek. Malı mülkü, parası pulu olmadığı halde beynin çalışmasını model alan bir teknolojik yenilik sayesinde dünyanın en zengin adamı haline geldiğini de ilave edecektir mutlaka... Biz sanayi devrimini yaşamadığımız ve belki de sanayi devriminin toplumsal alt yapısını doğuran bir düzeye de erişmediğimiz için, "dün" toplumsal hafızamızda fazla yer tutmuyor... Örneğin bilgisayar programcılığının babası olarak Bill Gates'i biliyoruz ama onun sanayi devriminin başlangıcındaki muadilini hiç konu etmiyoruz... Sanayi döneminin de hiç kuşkusuz bir Bill Gates'i var...

***


Tarımdan sanayi dönemine geçiş de "yeni makineler" sayesinde oldu... Teknoloji tarihini anlatan ya da sanayi döneminden söz eden herhangi bir kitap elinize geçtiğinde ilk önce 1765 yılına rastlarsınız... O tarihte Hargreaves, İngiltere'de aynı anda sekiz ipliği birden dokuyan bir çeşit geliştirilmiş çıkrık olan makineyi keşfeder. Makineye Jenny adını verirler... Elle işletilir ve ev dokumacılığında kullanılır... Ama Bill Gates'in muadili olan Arkwright ardından gelecektir... 1771 yılında akarsu enerjisiyle çalışan bir dokuma makinesi icat eder. Kol gücünün yerini su enerjisi almaktadır... Arkwright bir de bu teknolojiyi kullanan iplik evi kurar... Daha sonraki buluşlar bunun üzerine bina edilir...

***


Richard Arkwright sanayi devriminin sadece en renkli mucidi değil, en zenginidir de... İcadı sayesinde zenginleşmiş olması onun Bill Gates ile en temel benzerliğini teşkil eder... Kendisi berber olarak bilinir... Aslında peruka yapımcısıdır... İplik tezgahını oluşturma aşamasında makinenin çeşitli parçalarını yapması için saat ustası John Kay'i istihdam eder. Makine için iki kez patent alır... İlki 1769'de, diğeri 1775'de... Bu arada bir patent yoksulu olan Türkiye ile İngiltere'yi bu açıdan da kıyaslamak da fayda var..İngiltere daha o zaman patent üreten bir toplumdur. Hatta öyle ki Arkwright'ın patent süresi ertesinde dokuma tezgahı inanılmaz bir hızla yayılmıştır... Arkwright dokuma tezgahının mucidi olarak bilinse de, patentini almış olsa da, buluşun gerçekleştirilmesindeki rolü kesinlik kazanmamıştır... İstihdam ettiği saat yapımcısı, buluşun kendisinin olduğunu söyleyerek sürekli davalar açmış, Arkwright defalarca yargılanmıştır.

***


Arkwright bu davalardan aklanmıştır... Ama kendisine yönelik düşmanlıklar bitmek bilmemiştir... Öncelikle patronlar kazan kaldırmışlardır... Bu icadın kendi geçimlerini tehlikeye düşürdüğünü söyleyerek sürekli düşmanlık üretmişlerdir... Öyle ki ürettiği ipliği almayı ret ettikleri gibi Arkwright'ın ürettiği ipliklere özel vergi konması için parlamentoya başvurmuşlardır... Fabrikası bir güruh tarafından tahrip edilmiş, asker ve polis ise olayı seyretmekle yetinmiştir. Bunlar yeniliklerin zorluklarıdır... Arkwright küçük üreticilikten fabrika aşamasına geçişin köprüsüdür. Evlerde el ile yapılan bir dokuma anlayışı, su ile çalışan dokuma tezgahı nedeniyle yapısal bir devrime uğrar. O nedenle öfke hiç bitmez... Arkwright yoluna devam eder... 1770'lerde 300 kişi çalıştırırken, 1816 yılında bu sayı 727'ye yükselir... Yeniliği bulmasının yanısıra bunu tavizsiz bir şekilde hayata geçirmenin ödülünü de görmüştür... Sermaye bulmada atak olmuştur. Patent sayısını artırmak için gayretini hiç eksiltmemiştir. İdeal bir yenilikçi ve çağının en modern girişimcilerinden biri olmuştur.

***


Tarihin akışına böyle kıyaslar yaparak bakmak insana keyif veren bir oyuncak ile oynamaya benziyor... Bill Gates'in dünkü muadili kimdi? Bu sorunun cevabı verirken eğleniyorsunuz da... Arkwright'ın peşine düşmek dünün buralarda hiç bilinmeyen sokaklarında dolaşmak demek çünkü... Hayatı "dün"e ve "yarın"a yaymak, tarihin akışını insanlara ait maceraları izleyerek algılamak demek. Tarih ise, isteyenin dersler de çıkartabileceği heyecanlı maceralarla dolu.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
 Cazın sevişmeyle ilgisi var mı?   / 11-07-2004
 Cinsellik ateş, aşk alev midir?   / 04-07-2004
 Değişim Otoritesi   / 27-06-2004
 Karamanlıca konuşan Karamanlılar'ın köyünde   / 20-06-2004
 Rize'nin küreselleşmedeki yeri...   / 13-06-2004
 Köstebek derisi...   / 06-06-2004
 Paris'ten   / 30-05-2004
 Düşmanını Sev   / 23-05-2004
 Perşembe öğleden sonra...   / 16-05-2004
 Arkwright'tan Bill Gates'e...   / 09-05-2004
    Aktüel Pazar Yazarlar
  » Güncel
    Hobi
    Röportaj
    Gurme
    İyi Yaşa
MEHMET ALTAN
Kadınlar ve Külkedisi
Türk eğitim sisteminin kaderine...
Yemek yarışmasından Kapadokya mutfağına
Sula Bozis'in kitabı "Kapadokya Lezzeti"nde, Kapadokyalı Rumların Yemek Kültürü...
Ucuz ve lezzetli yemekler moda
Birkaç yıl öncesine kadar en pahalı yemeğin aynı zamanda en iyi olduğu inancı...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Bilgi ve Yaşam | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.