kapat
   
SABAH Gazetesi
 
  » Yazarlar
    Günün İçinden
    Ekonomi
    Gündem
    Siyaset
    Dünya
    Spor
    Hava Durumu
    Sarı Sayfalar
    Ana Sayfa
    Dosyalar
    Arşiv
    Euro 2004
    Günaydın
    Televizyon
    Astroloji
    Magazin
    Sağlık
    Cumartesi
    Aktüel Pazar
    Otomobil
    Sinema
    Çizerler
    Kampüs
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Refik Durbas @ SABAH
 

Kuzgun'un heykelleri.

Genç yaşında yitirdiğimiz Kuzgun Acar'ın (28 Şubat 1928-04 Şubat 1976) heykelleri Türkiye İş Bankası Kuleleri'ndeki Kibele Sanat Galerisi'ne sergileniyor. Sergi dolayısıyla İş Bankası bir de "Kuzgun Acar" kitabı yayınladı. Ferit Edgü "Yarım Yüzyıllık Kopuk Sayfalar" başlıklı bir yazısında Kuzgun Acar'ın heykellerini şöyle tanımlıyor: "Tencereden, tavalardan, kaşık ve çatallardan öylesine masklar yarattı ki, bunlar, sahne dışında bakıldığında, Brecht'in oyununun çok ötesinde (ya da berisinde) kendi içlerinde özgün birer sanat yapıtı olarak ortaya çıkar.' Acar, ahşaptan, telden harikalar yaratarak herkesin anlayabileceği heykeller yapıyor. Malzemesi ise kütükler, dallar, kamış kökleri, taş parçaları, elek telleri... Ve bunlardan ürettiği ahşap ve metal heykeller, seramikler, kroki ve desenler, bir de olağanüstü güzellikte masklar... Sergideki yapıtlarını gördükten sonra kitabın sayfalarını karıştırdıkça büyük bir sanatçının yaratış süreci de gözler önüne seriliyor. "Yaptığım her yontuda mutlaka bir çığlık vardır" diyen Acar, heykel üzerine düşüncelerini de şöyle açıklıyor: "Siz bir yere varmışsınızdır. O halk sizi yontar zaten. Aslında bize heykeltıraş diyorlar. Tamam doğru, biz yontuyoruz bazı şeyleri, ama aslında bizi yontan sokaktan geçen adamdır. O hesabını sorar adamdan. Bu açık, bunu o kadar uzun yıllardır, en azından bir 27 yıldır yaşadım. Ben bilmiyorum, ben mi heykel yonttum, beni mi halk yonttu. Bunu bilemem." Levent Çalıkoğlu da "Boşluğu Kanatan Formlar" başlıklı yazısında Acar'ın heykele bakışını şöyle değerlendiriyor: "Kuzgun'un heykeltraş olarak en karakteristik yönü bir yontucu değil inşacı olmasıydı. Kütlenin içerisine gizlenmiş olanı gün ışığına kavuşturmakla ilgilenmiyordu. Parçaları lehimlemek, tümlemek, onlara nedensonuç ilişkisine dayalı bir akış, bir devinim kazandırmak, dolayısıyla boşluğa yeni bir kütle armağan etmek onun fikirlerini billurlaştırabildiği bir yöntemdi." Murat Ural'ın Acar'ın biyografisi çıkardığı yazısı ise anıları ve mektuplarıyla bir sanatçının çileli hayatını bütün yönleriyle sergilemekte... Günümüzde kimilerinin "içine tükürdüğü" bir sanat olarak gördüğü heykel sanatını ve değerini anlamakta geç kaldığımız Kuzgun Acar'ı yeniden tanımak için Kibele Sanat Galerisi'ni ziyaret etmenizi öneriyorum. Bu ayın sonuna kadar vaktiniz var. Sergisini görünce "Kuzgun Acar" kitabına da ilgisiz kalamayacağınızı biliyorum.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
 Yaz kampları   / 30-06-2004
 Anılarımın kardeşi İzmir   / 26-06-2004
 Çocuk yazarlar yarışıyor   / 23-06-2004
 Aklın gizi: Altın   / 19-06-2004
 Kuzgun'un heykelleri   / 16-06-2004
 Kuzgun'un heykelleri.   / 16-06-2004
 Romantik bir gezgin   / 12-06-2004
 Edebiyata kaynak...   / 05-06-2004
 Rahmi'nin türküleri...   / 02-06-2004
 Bir Osmanlı aydını...   / 29-05-2004
GÜLSE BİRSEL
Başbakan'ın davetindeydim inanır mısınız?
Geçtiğimiz...
AYŞE TÜTER
Etli dolma
Bir kapta hindi eti, rendelenmiş soğan,...
ESRA CEYHAN
Günlerden bana kalanlar...
Sevgili Yüksel Aytuğ'un 'Esra...
REFİK DURBAŞ
Sonsuzluk, şiirde yaşar
İlya Ehrenburg, dünyanın...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.