kapat
   
SABAH Gazetesi
 
  » Yazarlar
    Günün İçinden
    Ekonomi
    Gündem
    Siyaset
    Dünya
    Spor
    Hava Durumu
    Sarı Sayfalar
    Ana Sayfa
    Dosyalar
    Arşiv
    Euro 2004
    Günaydın
    Televizyon
    Astroloji
    Magazin
    Sağlık
    Cumartesi
    Aktüel Pazar
    Otomobil
    Sinema
    Çizerler
    Kampüs
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Mehmet Altan @ SABAH
 

Kemalist modernleşme- Demokratik modernleşme

GEÇEN hafta en fazla garipsediğim olay, Ankara'da 19 Mayıs törenlerinde, "Atatürk'ün gençliğe hitabesi"nin ardından "Gençliğin Atatürk'e Cevabını" okuyan İmam Hatip Lisesi ikinci sınıf öğrencisi Mustafa Keleş'i üç kuvvet komutanının alkışlamaması oldu.
Cumhurbaşkanı alkışlıyor, Genelkurmay Başkanı alkışlıyor, üç kuvvet komutanı ise devletin lisesinde okuyan torunları yaşındaki bu gencecik çocuğu, onun ruhunda bırakacakları tahribatı ve verdikleri mesajın garipliğini hiç umursamadan alkışlamıyor. Devletin lisesine, onun öğrencisini alkışlamayacak kadar alerji duyan devletin askeri memurları... Galiba böyle absürd bir çelişki ancak bizde görülür.

***

Komutanlar, Atatürk'e bağlılığını ilan eden bir liseliyi alkışlamayarak neyin mesajını vermek istiyorlar? Gazetelere göre YÖK Yasası'nı protesto ediyorlar.
Devletin lisesinden çıkanın devletin üniversitesine girmesi halinde "şeriat" geleceğini, bunun tersi olursa "laik cumhuriyetin" kurtulacağını var sayan zihniyet herhalde bu tavrıyla "Kemalist modernleşmeyi" korumak istiyor. Gerçekten de, toplumun üretim biçimini değiştirmeyi hiç düşünmeden, aynı imam hatipliler üniversiteye girerse şeriat olur, girmezse laiklik olur mantığında olduğu gibi.
Şekli kalıplar ile toplumun değişeceğini sanmak, halka bir başöğretmen edasıyla akıl öğretmeye kalkmak, "Kemalist modernleşme"ye çok uygun...

***

Kemalist modernleşme, Batı türü bir tüketim modelini modernleşme olarak algıladı. Üretim biçimiyle neredeyse hiç ilgilenmedi.
Düşünün ki Cumhuriyet'in kurulduğu tarihtekinden çok daha geniş bir köylü nüfusumuz var. Bu gerçek yok farz edilerek halkın yaşama kalıplarını değiştirmek için zorlamalar yapılınca da devlet ile halkın arası açıldı. Askeri bürokrasi şekli modernleşmenin bekçisi oldu. Kemalist modernleşme, halka yukarıdan bakan, onu küçümseyen ona sürekli akıl öğreten bir hal aldı.

***

Bugün, darbe peşinde koşanların, liseli çocuklara tavır koyanların, cüppeler giyip yollara dökülenlerin ıskaladığı konu, AB sürecinde Türkiye'nin modernleşmesinin özünün tamamiyle değiştiği... AB süreci, demokratikleşmeyi esas alıyor. Bu, halk gerçeğini kabul etmek, halkın üretim biçimi ile tüketim biçimi arasındaki ilişkiyi iyi kavramak anlamına geliyor.
Bu da, Türkiye'nin kendisiyle barışması, normalleşmesi demek.
Modernleşmenin iki ayağı var. Birincisi, toplumun duygularını ve düşüncelerini demokratik bir huzur ortamı içinde ifade edebilmesi.
İkinci bacağı ise üretimin nitelik değiştirerek tarımdan sanayiye zıplaması...

***

Üretim biçimi Gümrük Birliği ile dönüşme sürecine girdi. Yapısal reformlar da buna eşlik ediyor... Esas büyük dönüşüm ise AB ile müzakereler sırasında ele alınacak tarım dosyası ile yaşanacak. Demokratikleşmenin hızlandığı, üretim biçiminin buna destek verecek bir noktaya taşındığı yeni bir dönem...
Kimsenin halka "başöğretmenlik" yapmayacağı, halkın yaşama biçiminin demokratikleşmenin kuralları içinde ve değişen üretim biçimiyle doğal bir dönüşümden geçeceği, "Kemalist modernleşmenin" şekilsel yaklaşımından çok farklı yeni bir dönem...


***

Tek parti iktidarının tüketime endekslenmiş ve halkı horlayan anlayışının geride kalmakta olması, eski askeri darbe ortamlarından medet umanların tavırlarını da hem havada bırakıyor, hem de komik hale getiriyor.
Kendilerini elit sanan ve jakoben üsluptan medet umanlar, modernleşmenin tarz değiştirdiğini ve AB sürecini fark edemiyor.
Kemalist modernleşmeden demokratik modernleşme aşamasına geçiyoruz.
Şekilde değil özde bir değişim bu. Dolayısıyla da daha gerçek ve daha kalıcı bir değişim. Bu köklü değişime, şekilsel kalıplara takılarak karşı çıkmak, bütün toplum için yararlı olan bu değişimi önlemez, sadece huzursuzluk yaratır.
Huzursuzluğun da artık kimseye bir faydası yok.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
 Paganini ve diploma   / 21-06-2004
 Türkiye aktör olabilecek mi?   / 19-06-2004
 Kürt sorununu AB çözüyor   / 14-06-2004
 DEP'liler tutuklanırken neredeydiniz?   / 12-06-2004
 Kadınlar Cehennemi   / 07-06-2004
 Fransa'da manşet, Türkiye'de haber değil...   / 05-06-2004
 Fransız Kemalistler...   / 31-05-2004
 İstihbaratçıların yeni hedefleri neler?   / 29-05-2004
 Kemalist modernleşme- Demokratik modernleşme   / 24-05-2004
 Azerbaycan'da İkinci Cumhuriyet rüzgârı...   / 22-05-2004
MEHMET TEZKAN
Çarşamba günü gel..
Bazen herkesin gündemi birbiriyle...
EMRE AKÖZ
Efsanevi şişe raflara döndü
Türkiye'nin kültür...
MEHMET ALTAN
'Bu iş bitecek'
Çarşamba akşamı mesleğine olan bitmez...
Bush'u 6 bin kişi korudu
Güvenlik güçlerinin üçte biri Bush'a ayrıldı. Hava koridoru...
Bush elçilikte, düblörü kral dairesinde kalacak
ABD başkanlarının güvenlikleri için her yurt dışı gezilerinde...
Futbolda deprem
Futbolda deprem
Ankara 24'üncü Asliye Hukuk Mahkemesi, hafta sonu yapılması gereken...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar | Arşiv
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.