kapat
   
SABAH Gazetesi
 
  » Yazarlar
    Günün İçinden
    Ekonomi
    Gündem
    Siyaset
    Dünya
    Spor
    Hava Durumu
    Sarı Sayfalar
    Ana Sayfa
    Günaydın
    Televizyon
    Astroloji
    Magazin
    Sağlık
    Cumartesi
    Aktüel Pazar
    Bilgi ve Yaşam
    Otomobil
    Sinema
    Hobi
    Çizerler
Günaydın
ATV
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Umur Talu @ SABAH
Tel:
0537 660 71 21
Fax:
0212 280 05 51
 

Basın hürdür ya siz?

Batı temel hak ve özgürlükler açısından belli bir olgunluğa ulaşınca, bu kez "basın özgürlüğü" kavramı içinden tartışılmaya başlandı. "Basın özgürlüğü, patronların özgürlüğüdür" gibi bir karşı-görüş zaviyesinden.
Tarih öyle garip akmıştı ki...
Bir zamanlar, girişim, inanç, düşünce özgürlükleri gibi, "devlet ve iktidar müdahalesi"nden azat edilmek istenen basma-yayma özgürlüğü de, bir "maddimanevi" mülkiyet olarak görülüyordu.
Hem inancın, fikrin, eleştirinin mülkiyeti, hem de onu basma-yayma araçlarının mülkiyeti manasında.
Devlet, iktidar karışmayacak, isteyen istediği gibi fikirlerini, haberlerini, eleştirilerini "piyasa"ya sunacaktı.
Dolayısıyla, basın özgürlüğü de fikrin, mesajın ve maddi araçların sahiplerinin özgürlüğü olarak da anlaşıldı.
Zamanın temel derdi bu özgürlüktü, ölçekler mütevazı idi ve zaten "liberallik"in özü de buydu.

***


Bir varmış bir yokmuş; liberalizmin ve "adil piyasa"nın bu özgürlük makyajı, basında da döküldü.
Ölçekler, yatırımlar, hedefler, kitleler büyümüştü. Her fikir, haber, eleştiri sahibi "piyasa"ya kolayca, diğerleriyle aynı güçle giremediği gibi...
"Piyasa" büyük boruların kuvvetli öttüğü bir hal almıştı.
İşletmede "büyük" patrondu, piyasada ise "büyük patron(lar)".
"Basın özgürlüğü" tartışması; devletin, yasaların kısıtlamalarından...
Bizzat basının, medyanın içindeki kısıtlamalara, gazetecinin işletmede ne kadar özgür olabileceğine, büyük işletme çıkarlarının özgürlüğü nasıl sınırladığına kaydı.
Devlet ve yasalar karşısında "istediklerini yayınlamakta daha özgür" olan medya ve gazetecilerin; şirket, sektör, patron çıkarları ya da korkuları yüzünden "yayınlayamadıkları" noktasına geldi.

***


Türkiye henüz ilk "hürriyet" sorununu çözemeden ikincinin içine gömülüvermişti.
Avrupa rüzgarıyla da yasalarımız "demokratikleştirilmek" istenirken, "piyasa"nın ikinci meselesi aynen baki.
"Basın hürdür, sansür edilemez" diye başlayan Anayasa, kanunlarla, sansür kapısını da hep açık tutmuştu. Adım adım iyileştirmeler oluyor, lakin, "devlet sırrı, milli güvenlik, kamu düzeni, toplum ahlakı" gibi muğlaklıklarla kapı hala aralık.
Öte yandan, "sansür edilemeyen" basının, kendi içinde ne kadar "hür" olabildiği de meçhul.
Daha doğrusu, faili meçhul.
Gazetecilerin haklarını, toplum ve gerçekleri arayış adına direnebilme güçlerini tahkim etmeden...
Bugün, ancak arsızlıkların yol açtığı zincirleme kazalarla "kartel" yapısı çözülebilen dağıtımı düzenlemeden...
Uluslararası kuruluşlarda "basın özgürlüğü" diye atıp tutarken, rekabetten, eleştiriden, piyasanın parçalanmasından rahatsız olup başkalarını batırmak için kollarını sıvayanları dizginlemeden...
Gazeteciliği, halkın haber alma hakkını iktidarlara da peşkeş çekerek şöhret ve servet yapan bir medya zihniyetini hala itibarlı zannederek...
Kişisel, şirketsel çıkarlar için, basın tarihimizin en büyük ihanetlerinden olan bir yasanın çıkabilmesi için kendi yazarlarını da "sansür" edebilenlerin akılları başlarına, vicdanları akıllarına gelmeden...
"Basın ne kadar hürdür" ve "bu hürriyet kimin hürriyetidir" gibi sorular aynen kalır.
Kanunlar demokratikleşse de, arsızlık, ihtiras ve gözü dönmüşlük halkın beynini ve vicdanını esir almaya devam eder.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
 Gücün yalanı, yalanın gücü   / 13-04-2004
 Basın hürdür ya siz?   / 12-04-2004
 Ağa'nın özel devrimi, derin sırları   / 11-04-2004
 Onlar her direniş ruhunun linççisidir   / 09-04-2004
 Kimine de bunları yazmak düşer   / 08-04-2004
 Heyecana sevk edilen halk vurulur!   / 07-04-2004
 Belki de bu kadar basit ama zordur!   / 06-04-2004
 Demokrasi temsili!   / 05-04-2004
 'İslamcı' Powell'ın kirli ordusu   / 04-04-2004
 30 yıl önce bir de şu vardı   / 02-04-2004
MEHMET TEZKAN
Çim olacaktı mezarlık oldu
Felluce'de bir stat.. Adı: El...
EMRE AKÖZ
'İneklik etme, ben mandacıyım'
Dün burada devlet...
UMUR TALU
İnsanın haykırası gelmez mi hiç!
4'e karşı 600" dün...
MUHARREM SARIKAYA
Akıl ve gönül arasındaki tercih
Genelkurmay Başkanı...
Rumlar 'Hayır'cı Talat ise umutlu
Yıllardır süren Kıbrıs sorununun kaderinin belirleneceği 24...
BM'den Rumlar'a: Son plan iyileştirildi
BM Kıbrıs temsilcisi De Soto, Rumlar'a "Mallarınızın bir bölümünü...
Son karar Yanal
Son karar Yanal
Futbol Federasyonu'nun Levent'teki binasında buluşan Yanal ve Ulusoy...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Bilgi ve Yaşam | Sarı Sayfalar | Otomobil
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.